Adnan Polat, Kayserispor maçı öncesinde bir açıklama yapıyor. Adnan
Polat Başkan'ın açıklamalarının büyük bir kısmı, bütün takımları
ilgilendiren, doğru saptamalardır. Saha içersinde doğrudan tekme,
yumruk, kafa atan ve kadroda bir sonraki hafta telafisi olduğu için
yeri geldiğinde kırmızı kart görmeyi ve hatta bir kaç maç ceza almayı
göze alan bir oyuncu çok ciddi yaptırımlarla durdurulmalı. Bunlar
futbolu güzelleştirmek için yapılan açıklamalar gibi görünüyor fakat
zamanlamaya baktığımızda ironik sonuçlara ulaşıyoruz.
Kayserispor'un Türk Futboluna kazandırdığı ve son dönemlerdeki en
parlak Türk Stoperlerden olan Ali Turan'ın kafasını allak bullak
ederek, üstüne üstük transferin son gününde takımı ve oyuncuyu
aşşağılarcasına daha önceki teklifin altında teklif verip, birde
açıklamalar yaparak Ali Turan'ı aylarca futboldan ve kendisini bir
futbolcu olarak, sorumluluk ve futbol karakteri açısından çok daha
öteye taşıyacak pazu bandından ederek bir yıldız'ın sönmesine, Kayserispor'un da belki zirveden düşmesine
sebep olan yönetimin birinci isminin bu açıklaması size de komik
gelmiyor mu?
Lütfen Hakan Aslantaş'ın ikinci sarı kartı gördüğü mücadelede, Keita'yı
dikkatle izleyin. Cangele'nin ofsayt diye kesilen pozisyonunu izleyin..
Tek tek saymayalım, imkanı olan o maçı baştan sona bir izlesin..
Kayserispor'un başına gelen, daha bir çok takımın başına gelecektir.
Dünya Kupası'na hazır etmek için para verilip fos çıkan
opsiyonsuz yıldız transferleri konuşmayalım, fakat en azından gözümüzün önünde
söndürülen Anadolu Yıldızlarını, Adnan Polat'dan koruyalım.
Riijkard Komedisi
Yazlık yerlere gittiğinizde görürsünüz. Turistler otururlerken sanki
kendi dedeleri oralar için kan akıtmış, kendi topraklarında gibi
rahattırlar. Kimi için profesyonel turizm işletmeciliği, kimi için
turist yalakalığı.. Adı nedir bilemiyoruz gerçekten ama Riijkard'ın,
Jo'yu sakatladı diye pozisyona dahil bile olmadığı görüntülerde açık ve
net görünen Yalçın'ı suçlaması apaçık küstahlıktır. Neye güveniyor
bilemiyoruz fakat, kendisini Barcelona'dan koparan ortamın oluşması,
hemen hemen aynı yazıların İspanyolca yerine bu defa Türkçe yazılıyor
olması dimağını bulandırmış tecrübeli teknik adamın, veya artık
Riijkard gerçek bir Galatasaraylı olmuş, kendsini mağlup eden, transfer
yapamadığı veya rakipleri ile iyi geçinen Anadolu Kulüpleri ile dalga
geçen, küçümseyen veya onları, herhangibir somut kanıt olmaksızın
suçlamaktan çekinmeyen "Liseli" zihniyetini kapmış.
Yılmaz Özdil'in tebessüm ettiren yorumu sanıyorum durumu özetliyor:
“Allah’tan hükümet üyesi değil Rijkaard... Yoksa çıkıp ‘Balyoz Darbe
Planı’nı Antalyasporlu Yalçın Ayhan hazırladı’ diyebilirdi!”
Bu kadar fütursuzca bir insanı suçlama patavatsızlığını gösteren
Riijkard'ın tavrı, taraftar baskısı ile bu sezon bir daha ne zaman
oynayacağı belirsiz olan Kewell'ı taraftar baskısı yüzünden
gönderemeyip, Avrupa'da forma giydirebileceği tek santrafor Nonda'yı
gönderen suçlu zihniyetin, suçunu örtpas etme çabasından başka birşey
değildir.
E hadi Mourinho gelsin bari..
Bizim TFF'nin o kadar çok işi var ki, anlat anlat, yaz yaz bitmez.
Biliyorsunuz bizim Bosna Hersek gibi, Estonya gibi, Belçika gibi çok
güçlü ülkelerle aynı gruba düşme şanssızlığımızdan ötürü gidemediğimiz
bir Dünya Kupası var bu yaz. 3. Dünya ülkelerinden bile hakemler var
orada , Türkiye'den tabii ki yok.. MHK ve TFF'den bu konuya ilişkin bir
açıklama beklerdik. En azından, hakemlerin saliselik karar verme
durumunda kaldığı pozisyonları elli bin defa yavaşlatıp, "işte bu
hatadır" diyen, hakemlere yönelik uyarı maiyetinde konuşmalar yapan
başkanları suçlasalardı keşke.. Ama yok, böyle bir açıklama dahi
gelmedi. Kabullenilen durum bir hayli acı. Milyarlarca dolar değerinde
bir lig, Dünya Kupası gibi bir organizasyona Milli Takımını
gönderemediği gibi, tek bir hakem dahi gönderemiyor. Bu lig, Dünya
Kupası'nda yönetim sergileyemeyecek kapasitede hakemlere emanet
edilecek kadar ucuz mu?
MHK'nın gereken revizyonları yapıyor olduğunu ve yapacağını umuyorum..
Eminim TFF şu an harıl harıl durum üzerinde çalışıyordur. Malum, teknik
direktörler çok şey istiyor, gelmiyorlar. Teknik Direktör konusu
kördüğüm oldu. Turks & Caicos Adaları Milli Takımı gibi olduk, bir
yerlerde bir şekilde bir takım var, başı boş, bomboş, çatısı da açık.
Soran olursa var, görmek isteyen olursa yalnız bırakılmış Milli
Takım'ı, 3 Mart'ı bekleyecek.
Yılmaz Vural'ın açıklamalarını dinliyorum. Yine tebessüm ettiriyor
tecrübeli hoca. Hangi takımda olursa olsun, büyük maçlardan önce
söylediği iki kelime ile 4 büyüğünde iştahını kaçıran kurt hoca, sıra
bende diyor. Milli görev bilincimidir, yoksa artık lig'in yorucu
temposunu en ağır hisseden alt sıraların savaşan takımlarının yükünden
bıkıp feraha çıkmak için mi söylüyor bilemeyiz fakat, artık risk
alınacak, deneme yapılacak bir durum olduğunu sanmıyorum.
Fatih Terim'e verilen maaş eminim ki Dünya Futbol Tarihin'de bir Teknik
Adam'a verilen en yüksek rakamlardan bir tanesidir. Eğer böyle bir
sponsor geliri, bütçe veya adı her ne ise varsa, bu takımın başına
gelecek isim en az Mourinho olmalıdır, bunu ben değil, matematik
söylüyor..
Diyarbakırspor maçında neler oldu?
Diyarbakırspor yönetimi takımlarını ve camialarını mevcut siyasi
ortamdan uzak tutmak ve şehrin gençlerini spora teşvik ederek bir
meslek veya hobi edinmelerini sağlamakla yükümlüdür. Nasıl ki
Fenerbahçe'nin Bükreş'te oynadığı maçta, EuroFener'in yaktığı
meşalelerin faturası kulübe kesiliyorsa, D'bakırspor'un İstanbul'da
oynadığı maçta yaşanan bir sıkıntının faturası da tarafına
kesilebilmelidir. İstiklal marşımız okunurken zafer işareti yapan,
ayağa kalkmayan güruh'u eshefle kınıyorum. D'bakırspor bu lig'in
ihtiyacı olan, adının şehir Gaffar Okkan ile anılması gereken çok
saygın bir kulüptür. Ziya Hoca ve talebelerini kutluyor, maçtan sonra
"Fenerbahçe "çirkef" oynadı bizde biraz sertleştik" gibi, komedi
programına replik dahi olmayacak kadar ciddiyetsiz ve saçma
açıklamaları yapan D'bakırspor yöneticilerini ise hayretle izliyorum.
Çoğunluğun aksine hakem'le ilgili yakınmaya gerek duymuyorum. Daha bir
gün önce, Keita'nın, ilkokul müsameresinde, vurulan adam rolünü oynayan
figuran çocuk gibi "yandım anam" diye titreyerek kendini yere
atmasından sonra sahadan adam ihraç eden hakem, Koray Gencerler'in bir
gün sonra neler yapacağının sinyalini vermişti. Fenerbahçe'nin
hakemlerden şikayet etme lüksü olamaz, çünkü taraflı yönetim, bir
sezonun dörtte üçünde çektiği bir sıkıntıdır ve bunla mücadele
edebilmeyi öğrenmek zorundadır.
Zemin'in iyileştirilmesi için Bursaspor veya Lille maçlarından bir
tanesi Olimpiyat Stadında oynanacakmış, dilerim düzelme olur.
Fenerbahçe'nin veya rakip takımın oyuncusunun zemin yüzünden
sakatlanması hiç hoş değil ve bize yakışmıyor. Seneye halı gibi bir çim
sahamız olmalı..
Lig TV ve TRT Spikerlerinin sıkıntısı var!
Tarafsız olması gerekirken taraflı olan birileri suçlanacaksa, Lig TV
ve TRT spikerlerini unutmamak lazım. Bu iki kurum lütfen kendi
sitelerinde, sonuçları saniyesinde gösteren ve müdahale şansı olmayan
bir e-anket düzenlesinler. Rakip takımın yaptığı ataklardaki coşkuyu,
Fenerbahçe ataklarındaki ruhsuzluğu ve iki kelime teknik analiz
yapmaktan aciz, yanlı yorumculara da tamam fakat, spikerin doğrudan
"kart gelmesi gerekiyor" gibisinden yorumları Milli Maçlar dışında
yapılmaz bildiğimiz. Çok iyi bir Fenerbahçe taraftarı olduğunu
bildiğimiz Halit Kıvanç'ı özlüyoruz. Yayın haklarını elinde tuttuğunuz
takımın taraftarları sizin velinimetiniz ise, bu sese kulak verin.
www.internetspor.com sitesinden 17 Mayıs 2012 07:33 Perşembe günü yazdırılmıştır.