Kale düşerse..

Arka arkaya gelen sakatlıkları, gündemdeki polemiklerin yarattığı ağır sıkıntıları anlayabiliyoruz.. Empati kurabiliyoruz, yük ağır, gidilecek yol ırak.. Arka çıkıyoruz.. Destekliyoruz..

Manisa'ya doğru gidiyorum, bir benziklikte durdum. UNIFEB kafilesi mola vermiş, konuşuyoruz, coşku daha öğlenden başlamış.. Yollara bahar gelmiş..

KFY kafilesi, yanlarında Volkan Ballı, Hakan Cerrahoğlu ve Selçuk Yula.. Coşku dolup taşıyor, kalpler Fenerbahçe için atıyor..

GFB, sloganlarındaki gibi.. Her zaman, Her yerde..

İklim değişmiş İzmir'de, Manisa'da.. Bu defa kırmızı değil, Sarı-Lacivert sevgililer gününün renkleri..

İzmir Alsancakta çimler sarı, deniz lacivert. Bakıyorum bir bankta oturmuş genç Fenerbahçe'liler, Galatasaray'lı ihtiyar bir vatandaşla futbol konuşuyorlar. Beşiktaş'lı mekan sahibi memnun, kadınlı erkekli sarı lacivert coşkuyu ağırlıyor. Sanki coşkulu bir turist kafilesi gelmiş gibi.

14 Şubat'ta aşk sarmış Ege'yi.. İzmir gibi Türkiye'nin yüzü olması gereken, Süper Lig'de temsilcisi olmadığı için maalesef bu coşkuyu yılda bir kere tadabilen İzmir'li taraftarlar, hakkını veriyorlar sevgililer gününü..

Kötü ihtimalleri aklımıza getirmiyoruz bile. Diyarbakırspor ve Bursa maçları gibi olmayacak. Oyuncular hem bu muhteşem taraftara galibiyet hediye ederek sevindirecek, hemde Avrupa Lig'i öncesi liderliği devam ettirerek moral bulacaklardı.

Peki ne oldu? Olmadı.. 1 puan'ı "kurtardı" Fenerbahçe.

Tek tek analiz etmeye gerek yok, zaten teknik heyet bu maçın raporunu tutacaklardır. Futbolcuların da sonuçtan memnun olduğunu sanmıyoruz.. Henüz ikinci yarının başındayız ve giden puanların telafisi için önümüzde uzunca bir süre var. Daum'un bunu telafi edecek alt yapısı olduğuna inandığımdan olsa gerek, pire için yorgan yakmayalım derim.. Fakat bir nokta var ki, artık taraftarın dikkatini iyiden iyiye çekiyor..

Volkan Demirel'e bir kaleci lazım!

Fenerbahçe'ye değil. Volkan Demirel'e bir kaleci gerekiyor. Geçen sezondan beri dikkat ettiğim noktalardan bir tanesi. Kalitesi ile şüphesiz Dünya'nın en iyileri arasına girebilecek bir kaleci Volkan. Olgun tavırlar sergilediği zamanlar, rakip taraftarların dahi alkışını toplayabilen, "milli kahramanlardan bir tanesi" Volkan Demirel.

Bir dönem yediği hatalı goller yüzünden taraftarın "alaycı" tepkisine rağmen yılmayan, kalesinde devleşen adam Aragones'le birlikte tepe takla oldu. Her beş maçın bir tanesinde gösterdiği vurdumduymaz tavır, gereğinden fazla özgüven ve rahatlık artık hemen hemen her maçta görülmeye başlandı. Bursaspor maçında maçtan o kadar bihaberdi ki, ortalığı birbirine katan, tellere tırmanıp kendi taraftarına saldıran Bursaspor taraftarına teşekkür etti Volkan. Bedenen sahada, ruhen hiç ama hiç bilmediğimiz bir yerde..

Söylentimidir, gerçekmidir bilemem. "O'nu kalede görünce dehşete düşüyorum" , "Bana kabuslar gördürüyor" sözleri, Daum'dan çıkmış. Tabii ki Daum gibi bir teknik adam bunları söylemez diyoruz fakat Daum'un söylediği iddia edilen bu sözler şu an bariz biçimde Fenerbahçe taraftarının ağzından dökülüyor.

Kötü kaleci mi? Kesinlikle hayır. Ancak Volkan Demirel'in konsantrasyon sorununa acilen bir çözüm gerekiyor ve görünen o ki, ne Mert Günok ne de Volkan Babacan Volkan Demirel'i zorlayacak isimler değil.

İyi bir kalecinin formasını kaybetme şekli, yaşlandığı dönemlerde bir maçta yerine girip muhteşem işler yapan bir genç kaleci sayesinde olmalıdır.. Engin İpekoğlu - Rüştü, Rüştü - Volkan Demirel gibi.. Fenerbahçe'nin yedek kalecileri bırakın umut vermeyi, taraftarlara dehşet kabuslar gördürmekten başka bir işe yaramıyor.. Bu seneki Antalyaspor'la oynanan kupa maçında Mert, geçen seneki (Aragones'in yaptığı bütün saçma işler arasındaki en saçma iştir) Kupa Finalinde Volkan Babacan'ın performansları yeter de artar bile bunu söylemeye..

4 farkla kazanılabilecek bir maçtı Manisaspor maçı. Oyuna baktığımız zaman Fenerbahçe her yerde vardı fakat bitiricilik maalesef Fenerbahçe'de çok büyük eksik.

Türk futbolcularının genel sorunu Volkanı da pençesine almış.. Altında zorlayacak bir isim olmadığı sürece, gelişmeye yönelik tek bir adım bile atmıyor Türk futbolcusu. Sezon sonunda Volkan'a alternatif iyi bir kaleci transfer edilmezse bu durumda bir gelişme olacağını sanmıyorum...

Sakın ceza vermeyin !

Devre arası müzik yayını kesiliyor. Kimsenin müziği dinlediği falan yok ama en azından ağız dolusu edilen küfürleri kapatıyor bir nebze olsun. Karısıyla yürürken tesadüfen göz teması kurduğu adamı, karıma baktın diyip vuran zihniyet, hemen yan tarafında maç izleyen yüzlerce bayan taraftara aldırmadan ağzına ne geldiyse sayıyor Aziz Yıldırım'a. Bırakın Manisaspor yöneticilerini, hakem heyetinden çıt yok. Taraftar olduklarını ve bir takımları olduğunu Fenerbahçe maçında aniden hatırlayan Manisa taraftarının sesinin az çıktığını ve Aziz Yıldırım'a seslerin tam olarak erişmediğini düşünmüş olmalılar ki, müzik yayınını kesiverdi Manisaspor yönetimi. Herşey açık ve net, stat küfürlerle inliyor.
Koca bir kulübün başkanı, öyle basiretsiz ki o müziği tekrar açtıramıyor (taraftarını susturabilmeyi zaten geçtik). Aziz Yıldırım kalkıp giderken de ikna etmeye çalışıyor Kenan Yaralı.. Ne dedi merak ediyorum, "yahu başkan sen bakma altı üstü anana sövüyorlar!"
Hakemler muhtemelen soyunma odasında rahattı. Kadıköy'de aynı olay yaşansa maçı tatil etmeye kadar götürebilecek hakemler, küfürlere duyarsız. Eldeki yetkiyi kimse kullanamıyor. Tabi sahadaki takım Fenerbahçe olunca başlıca yetki "moral bozmak ve moral bozan etkenleri güçlendirmek".

Zaten işin en sonunda, devletin o kentte en yetkili kıldığı isim olan Manisa valisi Celalettin Güvenç'in, "bir olaylar olmuş ama haberim yok " açıklaması mühürü vuruyor olaya.

Tribün, tribün olmaktan çıkmış. Senkronize küfür ve hakaret yuvası olmuş ve kulübün başkanı bu olaylara müdahale etmekten "aciz". Hakemler zaten biliyorlar ki, "lütfen küfür etmeyelim" gibi bir anons yaptırsalar muhtemelen kızağa çekilirler.. Bu şartlar altında düzineyle gol kaçırıp son dakikada beraberliğe razı gelmek acı acı gülümsetiyor Fenerbahçe taraftarlarını.. 

Herşeye rağmen sağlık olsun diyoruz. Bu kadar pozisyona girip bu kadar çok gol kaçırdığımız maçtan sonra denebilecek başka birşey bulamıyorum ve Volkan Demirel dışında bütün futbolcularımıza teşekkür ediyorum.

Not: İzmir futbol coşkusunu da, üzüntüsünü de diğer tüm herşey gibi "insanca"  ve Avrupai bir havada yaşıyor. Bu şehir, diğer şehirlere de örnek olabilecek bir yapıya sahip. Dilerim Bucaspor'u önümüzdeki seneden itibaren Süper Lig'in değişmeyen, dengeleri değiştirebilecek kuvvette ve İzmir'e yakışır bir takım olarak izleriz. Karşıyakaspor, Altay, Göztepe gibi büyük kulüplerin gölgesinde sessiz sedasız zirveye çıkan ve kasırgalar estiren Bucaspor'a ve diğer İzmir Kulüplerine de can-ı gönülden başarılar.

www.internetspor.com sitesinden 17 Mayıs 2012 07:45 Perşembe günü yazdırılmıştır.