Suç biz taraftarlarda ..

İlk yarıda "Siz hiç 8 hafta üst üste galibiyet gördünüz mü? Bakın işinize" diyen Daum'da plak takılmış, aynı makamda, aynı güfte..
 
"Önümüzdeki maçlara bakacağız!" 
 
Haydi bakalım o zaman ! 

Burada daha önce de yazdım, haklı çıkmak can sıkmaya başladı. Fenerbahçe takımı, camiası, taraftarı olarak bizim hakem ve diğer dış faktörlerden şikayetlenme hakkımız maalesef ki yoktur. Çakma bir adalet zemininde, kırılgan ve kolay bükülebilir kurallarla "En Büyük Olarak" koşarken Fenerbahçe, bunun bir bedeli olması gerektiğini unutmamalı. Yıllardan beri süregelen haksızlıkların dile getirilmesi bir tarafa, üstüne üstük envai suçlamalarla, futbolcusundan, taraftarından idari yönetimine kadar basının tiraj dopingi, hedef tahtası olan bir takımın kendini savunma şekli maçlardan sonraki gürlemeler şeklinde olamaz.
 
Eğer Fırat Aydınus'a ilk yarıdaki Beşiktaş maçı sonrası düdük astıramadıysanız, bugün Fırat Aydınus'tan şikayetlenme hakkımız maalesef yoktur!
 
Bugüne kadar Hep Destek, Tam Destek diyen, tek yumruk olan taraftar'ın maç sonundaki tepkisi, üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken vahim bir durumdur.
 
Maçın skoru ne olursa olsun, stadı erken terketmek gibi bir huyu olmayan taraftarın bu maç sonrası da sonuna kadar sabretmesi, beklemesi, izlemesi, herşeye rağmen sabır ve sevgi göstermesi takdire şayan bir durumdur ancak bu iyi niyetin suistimal edildiğini düşünen taraftarlar yadsınamayacak kadar fazla sayıda artık.
 
Biz Fenerbahçe'yi kupalar, şampiyonluklar için sevmedik sözü, siz kötü oynasanızda canınız sağolsun duruşu değildir. Chelsea deplasmanında 2-0 yenilen Fenerbahçe için söylenmiştir, şampiyon olamasa dahi, kaybedilen maçlardan sonra soyunma odasına üstü başı çamur içinde, başı önde giren takım için söylenmiştir. Galibiyet için elinden geleni ardına koymamasına rağmen boynu bükük ayrıldığı maçlardan sonra söylenmiştir! Mevcut idari ve teknik yönetim eğer kendilerine destek verildiğini düşünüyorsa büyük gaflet içersindedir!..
 
Biz Fenerbahçe'yi, Fenerbahçe'yi seven oyuncularının hırslarına şahit olduğumuz için, Fenerbahçe'li olmak demenin, taraftarından futbolcusuna kadar kenetlenmek olduğundan sevdik. Maç sonrası "Antalya maçı ile çıkışa geçeceğiz" lafı kadar büyük bir hakaret daha olamazdı, maalesef Daum bunu da yaptı.
 
Taraftarın "İnadına Fenerbahçe" diye haykırışı, kendi başarılarından çok, Fenerbahçe'nin başarısızlıkları ile sevinen güruh'a yapılan bir güç gösterisidir. Bunun rahatlığı ile taraftarın kesin suretle istemediği hocalarla, oyuncularla, "sistem otursun, az daha sabredelim" düşüncesi, belli ki Fenerbahçe'de bir Alex Ferguson yaratamayacak ve zarar vermeye devam edecek.
 
Kötü gidişatta futbolcuların ve teknik heyetin, "önümüzdeki maçlara bakacağız" tesellisi, hakem bizi yaktı isyanı yüreklerdeki ateşe atılan "benzin" etkisi yapıyor.. Haberiniz olsun ..
 
Daum Giderse ..
 
Arka arkaya 7 maçlık başarısı(!) bir tarafa, bu maçların nerdeyse tamamında öne geçip, oyuncu değişiklikleri sonrasında yıkılan takımdan Daum'u sorumlu tutmamak körlük olur.
 
Lille maçında skor 1-0 iken deliler gibi gol için yüklenen takımda Güiza'nın yanına Semih takviyesi yapmaması arkaya yaslanmamıza sebep oldu ve golü yedik. Aynı şekilde, İstanbul BŞB maçında 1-1 sonrasında moralli ve hırslı biçimde rakip kaleye yüklenen takımda Güiza, partnerine çok rahat top indirip skor yaptırabilecekken yalnız bırakılıyor ve takım o gol hırsı ve arzusunu orta sahadaki kıran kırana mücadelede yitiriyor, Kayseri'den aldığı güzel haberle moralli olan Fırat Aydınus'un muhteşem yönetiminin de etkisi ile maçı kaybediyordu. Sorumlusu, 1-1 sonrası Güiza'yı besleyemeyen Cristoph Daum'dur, başkası değil. Peki tek başına Daum'u suçlamak adalet midir ? Hayır. Bu işin buralara gelmesine bir çok etken var..
 
Daha 10 yıl öncesine kadar, ihracat gelirleri içersinde futbolcu adlarının sıklıkla görüldüğü Brezilya, bugün Çin ve Hindistan gibi dev ekonomilere alternatif olma yolunda, hızlı bir sanayileşme ve modernizasyon politikası izliyor. Bu ülkede ikamet eden, bir futbol aşığı olan Brezilyalı hukukçu bir dostumun sözleri, Brezilya futbolunun içine düştüğü durumu açıkça gözler önüne sermekte ;
 
"Düşün ki, Brezilya'dan ihraç edilen oyuncular yaşlarının ilerleyen dönemlerinde üçüncü sınıf Asya lig'lerinde forma giyip buraya bir ihtimal antrenör olarak dönerlerdi, bugün Roberto Carlos şampiyonluk hedefleyen bir takıma kurtarıcı sıfatı ile döndü. Brezilya'da gençler futbol okullarını doldururlardı, şimdi ise gelişen ekonomi ve sanayi'nin ihtiyaç duyacağı mühendis, teknisyen gibi kalifiye elemanların yetişmesi için hükümetin yaptığı eğitim reformları sayesinde aileler çocuklarını bu konuda yönlendiriyorlar. Brezilya futbolunda bir düşüş olması çok normal.."
 
Fenerbahçe takımında Aragones ve Daum çok büyük eleştiriler aldılar, haklı veya haksız gönderilmesi yönünde yönetim üzerinde bir kamuoyu baskısı da oldu ancak gelin görün ki ortada çok abes bir durum vardır.
 
Aragones'in İspanyol basınına verdiği bir demeç, iğneyi birazda kendimize batırmamız gerektiğini kanıtlar cinstendi;
 
"Fenerbahçe'de eleştirildiğim noktalardan biri Josico transferi. Yönetim'e sunduğum transfer listesinde Josico alternatifin, alternatifinin alternatifi bir adaydı ve sadece o getirildi."
 
Bir teknik direktör, iyi veya kötü bir oyun sistemi hedefler. Genel görev adamları dışında o sistemi sürükleyecek, diğer oyunculara o sistemin sahaya yansıtılmasında liderlik edecek misyon adamları olmalıdır.
 
Acaba biz Aragones ve Daum'a, kafalarında sistem için istedikleri oyuncuları verebildik mi?
 
Zico'nun hayaleti tribünlerde, taraftarların dillerinde gezinirken, onu efsane yapan faktörlerden bir tanesinin Brezilya'lı oyunculara dayanan oyun anlayışına uygun, Brezilyalı majör oyuncular olduğunu görmek gerekir.
 
Kovalım Daum'u, o da gitsin, ama yeni gelen hoca'nın verdiği liste göz önünde bulundurulacak mı? Yoksa 30 milyon taraftarı, yüzlerce milyon avro'luk bütçesi ile futbol dalında başarıya hasret kalan Fenerbahçe, Bay Figer'in promosyonları ile idare etmeye devam mı edecek?.. Bunun cevabına göre kovalım Daum'u.. Aksi takdirde yerine gelecek hocayı da, taraftarı da aynı sıkıntılar bekliyor. 
 
Aziz Yıldırım'ın kredisi hala var iken taraftarın gözünde, Fenerbahçe Dergisi veya TV'mize yapacağı bir özeleştiri ile başlayan demeçten sonra gürleyip esmelidir Başkan. Fenerbahçe'nin rakibi sadece ve sadece Fenerbahçe'nin kendisidir. 
 
Daum gönderilecekse yerine Aykut geçsin diyenler yanılıyorlar. Yeni gelecek teknik adama da Aykut karar vermelidir yönetim ile birlikte, hatta önceden bu teknik adamlarla görüşüp, taraftarın ve camianın beklentilerini anlatmalıdır. Aykut Hoca, kendisinin belirleyeceği, uyum içersinde çalışacağı bir teknik direktör ile birlikte Hakan Bilal Kutlualp'in zamanındaki muhteşem transferlere, bu teknik adamla kafa kafaya verip karar vermelidir ki başarılı olsun. Elini bu taşın altına koyabilecek bir teknik adam getirip, onun istekleri doğrultusunda transferler yapıp, arkasına yaslayıp izlemelidir.
 
Aykut'u da anlık heyecanlarla Teknik Direktör yapıp kaybedersek çok üzülürüz.. Aynı Rıdvan'a üzüldüğümüz gibi.. Artık kendi evlatlarımızı kaybetmek, kaybedilen şampiyonluk ve kupalardan daha fazla yakıyor canımızı..
 
Not: İstanbul BŞB maçındaki golleri atan İskender'in, Fenerbahçe altyapısından yetişen bir isim olması tartışılması ve üzerinde durulması gereken çok önemli diğer bir başlıktır. Fenerbahçe kendi değerlerini ve potansiyelini kullanmayı öğrenmek mecburiyetindedir. Taşıma su ile değil, kendi derelerimizle döndürelim bu değirmeni.

www.internetspor.com sitesinden 17 Mayıs 2012 07:46 Perşembe günü yazdırılmıştır.