Kılavuzu Demirören olanın..

Sokakta yürürken sizi gizlice izleyen bir kedi, ondan habersiz attığınız adımı üstüne alınıp sağa sola kaçışabilir. Paranoyak kedi, insan ebatında olsaydı aklından ilk geçen şey, o sokaktakine saldırıp parçalamak olacağından, dışarıdakinden de aynı davranışı bekler. "Kedi kendinden bilir işi" durumu, uyarlamak gerekirse.

Beşiktaş yönetiminin son dönemdeki enteresan tutumunu dışarıdan bakınca anlamak çok kolay. Demirören yönetiminin, Türk Futbolunda resmi olarak tescil edilen en eski kulüp olan Beşiktaş tarihinin muhtemelen en başarısız yönetimi olduğunu anlayabilmek için sadece geçen seneye bakmak yeterlidir.

İki kupa ile kapattığı sezon sonrasında bile taraftarının umutsuzluğunu giderememiş bir yönetim. Taraftarın dahi görebildiği doğruları görememiş ve ''İki Büyüklerden'' gelecek başarısızlıklara bağlanmış umutlarla buraya kadar taraftarı ile gelmişken, kandırabileceğini sanıyor arkasındaki tek ve yegane güç olan taraftarını... Dış etkenleri hedef göstererek ve iş işten geçtikten sonra...

Beşiktaş'ın "eze eze" kazandığı maçlara bakıldığında, rakipleri dahil hiçkimse "Hakem yardımı ile kazandınız" diyemezken, bunla övüneceğine, spekülasyonlarla kendi oyuncularının da kafasını karıştırarak Mustafa Denizli'nin işini zorlaştırarak, ne kadar kötü bir yönetim olduğunu tekrar tekrar kanıtlıyor.

Taraftarı Beşiktaş'tan, Kadıköy'de galibiyetten öte, dişe diş bir mücadele beklerken, dahası buna canı gönülden inanırken, buna inanmayan, şimdiden mağlubiyete zemin hazırlayan Demirören ile Beşiktaş taraftarı arasındaki dev mesafe kendi ağzından dökülüveriyor ; "İnönü'de rahat edemiyorum..."

Tabii buna sebep gösterdiği şey olan, "Eşimin yanında laf işitmek hoşuma gitmiyor" kısmı ise tamamen bir kara mizahtır. Serdar Bilgili'nin sinirden gözlerinin dolmasına, istifasına sebep olan, koro halinde küfür meselesinde epey uzun süre Yıldırım Demirören'in taraftarı örgütlediği iddia edilmişti bazı çevrelerce. Eğer doğru ise bize şaşırmak değil, "Rüzgar eken, fırtına biçer" atasözünü şöyle bir mırıldanmak düşer.

Dört Büyükler kavramı mazi olalı çok oluyor. Birileri hala Üç Büyükler diyebiliyorsa, Beşiktaş bunu canla başla verdiği mücadelelere borçludur. Yoksa diğer iki büyük, tesisleşme olarak, sportif olarak başını alıp gideli çok oldu.

Beşiktaş'ın büyüklüğünü bir kenara koyup günlük hırs ve heveslerle hararetli açıklamalar yapan, geldiği günden bu yana, rakipleri sportif ve tesisleşme hamleleri ile kongrelerinde boy gösterip taraftarını mest ederken, "alternatifsizlikten" olduğu iddia edilerek, "Tek ve yegane" olan Yıldırım Demirören yönetimi birkaç sene daha kaldığı takdirde, Beşiktaş, Trabzonspor gibi sadece zirveyi etkileyecek bir iki maçta manşet olabilen, sonuca gitmek için rakiplerinin büyük buhranlarını gözleyip pusuya yatan, naftalin kokan bir yadigara dönüşecek Türk Futbolunda.

Aziz Yıldırım yönetiminin, Galatasaray derbisi öncesi yaptığı basın toplantısından dem vuranlar, beceriksizlik abidesi vekilharç Mahmut Özgener'in Fenerbahçe'yi yıpratmak ve derbi öncesi moral bozmak için yaptığı toplantının tarihine ve Fenerbahçe'li yöneticilerin yaptığı Basın Toplantısının açılışında söylediği ilk sözcüklere bakmalılar.

Özhan Başkan'ın yası nedeni ile ertelenen ancak yapılması çok daha önceden programlanan bir toplantının, TFF'nin kışkırtması ile, tansiyonun yükselmemesi için bol bol kırpılmış, VTR destekli versiyonunu, Fenerbahçe Futbol Takımı'nın Ali Samiyen zaferinin anahtarı olarak görüyorsa eğer Beşiktaş camiası söylenecek pek birşey yok.

Görevde bulunduğu süreç içersinde tekbir dikili ağacı olmayan Demirören yönetimi sayesinde, taraftarının yönetimsel başarının ne olduğunu unutalıhatrı sayılır bir süre geçtiğinden olsa gerek, Aziz Yıldırım ve Adnan Polat yönetimlerinin zaman zaman takımlarını savunmak adına yaptığı hamleleri masabaşı oyunu olarak görüp, sezon boyunca sus pus durup sezon sonu anlamsız biçimde çılgına dönüp hesapsızca sözler söyleyen yönetimlerini desteklemelerini de Yıldırım Demirören yönetiminin başarısızlığına bağlamak yanlış olmayacaktır.

Şaibeli akşam yemekleri, "ortak rakibimiz Fenerbahçe" demeçleri sonrası "kirli ittifak" suçlamalarında, olayların başrolünde olmasına rağmen, Adnan Polat yönetiminin sessiz sedasız sıvışıp Beşiktaş'ı dımdızlak ortada bırakması Adnan Polat'ın kurnazlığı iken, "Galatasaray'ın yancısı" sıfatına layık görünüp Beşiktaş taraftarının kendi kimliğinin ikinci plana atılması ile taraftarının rencide edilmesi Beşiktaş yönetiminin, tarihe geçen bir diğer beceriksizliğiydi. Takımına taraftarının güvendiğinin binde bir'i kadar güvenmeyen Demirören'in derbi haftası günü kurtarmak adına yaptığı hareketler ve açıklamalar, kısa vadede ne kadar başarılı olur vakit gösterecektir ama, Beşiktaş'a verdiği tamiri zor zararlara bir yenisini ekledi bu hafta..

Dikiz aynanızda görüp size yetişmeye çalıştığınızı sandıklarınız, size tur bindirenlerden başkası değil.. Kandırmayın milyonları Demirören. Suçladığınız hiçbir isim sizden daha fazla zarar vermedi Beşiktaş'a ve Beşiktaş imajına.

www.internetspor.com sitesinden 17 Mayıs 2012 07:52 Perşembe günü yazdırılmıştır.