Bu hafta QTM full mesai yapacak. 1 ay'ı geçiyor. Planlar elde patlıyor.
Sabah kalkacak karanlık yüzler. Kafasını kaşıyıp "sabah salınımları" yapacak, günün ilk kahvesini yudumlarken o salınımlar kadar "üfürükten" haberleri tezgahlamaya başlayacaklar yine.
Yılmadan, bıkmadan, usanmadan..
İnsanların haysiyetlerini, şereflerini, satacakları 1000 tane fazladan gazete için yerden yere vuran, bu insanların ailelerini, özel hayatlarını hiçe sayan ve bunları "tiraj" ve "reyting" uğruna, "En Büyük" olanı ve, "En Büyük'ün" etrafındakileri yıpratarak yapan gözü dönmüşler son kozlarını oynuyorlar.
Medya'nın çubuğuna takılı, haftalık piyonlar gelip geçerken, şansları birer birer tükeniyor. Medya ile ilişkileri canlı tutmak adına, medyaya değnek tutturan başkanlar, henüz farkına varmaya başladılar. Beyhude yakarışları, Demirören'in, Adnan Polat'ın.. Siz yarattınız onları !..
Eğer herşeyin yolunda gittiği bir ülkede yaşasaydık, geçen haftanın polemik konusu Hüseyin Göçek değil, Demirören'in, "Neden Fırat Aydınus atanmıyor" yakarışı olurdu. Lakin bu yakarışın içinde, "Fırat Aydınus'la işimiz daha kolay oluyor" itirafı da var, Hüseyin Göçek'in (ki dün akşam maçı her iki taraf adına da rezil etmiştir) olası Fenerbahçe sempatisi de.
Demirören'in sezon boyunca acı ve çile çeken, gol izlemeyi unutan taraftarına "morfin" olarak bastığı, geç kalmış hakem isyanı ne derece haklıydı tartışılır. Büyük bir camia'nın bir numaralı ismi tabii ki milyonlarca insanı peşinden sürükleyen Beşiktaş'ın hakkını arayacak ancak, Beşiktaş taraftarları dahil bir çok insanın bunu, olası mağlubiyete zemin hazırlamak olarak değerlendirmesi, Demirören'in haksızlığından değil, Beşiktaş'ın haklarının aranması meselesi için çok geç olduğundandı.. Dönülmez akşamın ufkunda...
Fenerbahçe'nin, derbi maçlarında oynadığı sistemi uyguladığından mı, yoksa Turkcell Super Ligi'ni "Fenerbahçe ile iki defa maç yapacağı maraton" olarak gören, kariyer hedefleyen hocalar'dan, futbolculardan mıdır, Fenerbahçe'ye karşı oynadığı futbolun onda birini görmediği maçlardan, Anadolu'ya puanları saça saça gezen Beşiktaş, hedef olarak Fenerbahçe tarafından yönlendirilmiş dış etkenleri gösteriyor.
Gerçek bir kara mizahtır bu; Demirören'in hedef gösterdiği kurumlar, Fenerbahçe'nin ezelden beridir soğuk savaş yürüttüğü kurumlar ve sorun odaklarıdır. Yıl içersinde defalarca, bariz ve açık şekilde gırtlak gırtlağa geldiği kurumları Fenerbahçe ile işbirliği içersinde göstermek, Fenerbahçe'nin tüm düşmanlarını yenip şampiyonluğa koşan, yekpare ve güçlü yapısını sarsmaya yetmeyeceği gibi, kendi taraftarı da, sis bulutu dağılıp gerçeği gördüğünde, İnönü'deki meşhur Çarşı isyanlarına engel de olamayacak..
Bu hikayeyi biz biliyoruz. Bu hafta içinde basın toplantıları, canlı yayınlar, açık oturumlar, "lig'den çekiliriz", PAF Takımla çıkıyoruz nağmeleri çalınacak kulaklarımıza bol bol..
Takımının haklarını savunmayı ligin son beş maçına bırakanlar, haklarını savunmaya gücü yeten Fenerbahçe'nin büyüklüğüne farklı isimler takmaya çalışacaklarına, kendi büyüklerini sorgulamaya başlamalı..
Hak veriyoruz yine de bu yaygaraya...
Olabilecek en kötü şey oluyor..
Sezon başındaki öncelikli ortak hedefleri Şampiyon olmaktan önce, "Fenerbahçe'yi şampiyon yapmamak" olan Kutsal İttifak ve tüm diğer dış etkenler yeniliyor, kaybediyorlar sinir savaşını.
Fenerbahçe'nin her dalda, daha önce görülmemiş biçimde yükselişine, finallerine, kupalarına şahit oluyorlar..
"Büyüklük Kupa Değildir" diyen bir kulübün, her dalda kupaları toplaması, unutulmaz bir spor olayıdır.
Şampiyonluk geliyor..
Not 1: Bilica'nın, Fenerbahçe'ye yakışmayan davranışlarını kabul etmek mümkün değil. Dün akşamki hareketlerinin Fenerbahçe Ahlakı ile uzaktan yakından ilgisi alakası yoktur. Diğer takımların oyuncularının yapıp, cezasız kalan çirkefliklerini Musa Çözen'e sormak lazım, bizi bağlamaz. Bilica Fenerbahçe'nin oyuncusudur, hareketleri Fenerbahçe'yi bağlar, başka takımın oyuncusunun yanlışı, o camia'nın ayıbı olarak kalsın. Seneye bu "yürüyen ayıp" kadroda olmamalı.
Not 2 : "İyi Fenerbahçeli'ymiş". Aynı Ziya Şengül gibi. Bakalım bu hafta Yılmaz Vural'dan neler göreceğiz. QTM çalacak, o söyleyecek, tebessüm etmek bizlere düşecek.
Not 3 : Taraflı tarafsız herkesin gözüne hoş geliyor Beşiktaş forması. Sosyal Sorumluluk ile alınan Kızılay, Mehmetçik Vakfı gibi reklamları alkışlıyorum. Darısı Fenerbahçe'nin başına..
www.internetspor.com sitesinden 17 Mayıs 2012 07:53 Perşembe günü yazdırılmıştır.