Şaşırtıcı ama doğru. Cristoph Daum’un takımın başında kalacağı açıklandı. Oysa herkes Aykut Kocaman’ın takımın başına geçip, elindeki sihirli değnekle tüm sorunları düzelteceğini umuyordu ama öyle olmadı. Kötü olmayan, ancak Fenerbahçe’nin potansiyelini ve taraftarın beklentisini karşılamaktan çok uzak bir kadro ile, 5 – 6 gol atılıp kazanılacak bir maçın futbol şanssızlığı ile kaybedilmesiyle kaçan şampiyonluk başarısızlık mıdır tartışılır ama Cristoph Daum ile devam kararı eğer bir strateji değil gerçek ise, Fenerbahçe Spor Kulübü yönetiminde çok olumlu yönde bir mental devrim gerçekleşmiştir.
Elinde formsuzluktan kırılan ve konsantrasyonu tamamen bitmiş Semih, hem Fenerbahçe’nin hem kendisinin en çalkantılı ve karışık döneminde Fenerbahçe’ye gelmiş, sorumlulukları boyundan büyük Gökhan Ünal ve psikolojik sorunlarına, gol orucu eklenmiş, aklı darmadağın Güiza bir tarafta, gerçekten ne işe yaradığını hiçbir zaman çözemediğim Mehmet Topuz, sakat oynadığı için potansiyeline bir türlü erişemeyen Özer, saatli bomba Bilica, esasında çok iyi bir kulübe elemanı olan ancak yokluktan ilk 11’in değişmez elemanı olan Selçuk.. Deniz…
Daum’un elindeki kadro, Aykut’un elinde olsaydı ilk 10 içersinde bitirebilir miydi bunu kestirmek çok zor. Lakin daha önce çalıştırdığı kulüplerde tutturduğu istatistik hiç iç açıcı değildi.
Geçtiğimiz yazılarımda iddia etmiştim, şimdi Daum’un açıklamaları ile teyit edildi. Devre arasında takımın eksik olduğunu bile bile transfer yapılmasına bütün benliği ile karşı çıkan Aykut, Fenerbahçe’nin altına bir saatli bomba yerleştirmişti. Zaman ayarlaması ise, Holywood’un 3. Sınıf aksiyon filmlerini aratmayacak kadar trajedik ve ucuzdu. Urfa’da onbinler toplandı.. Final sahnesiydi, bir tanesi patladı. Ve diğer bomba, milyonların toplandığı bir günde patladı…
Daum : Devre arasında transfer yapılması için yönetime rapor verdim ancak Aykut birkaç yönetici ile gelip beni “ikna etti”.
İkna kısmı, Almancadan Türkçeye yapılan çevirinin sonucu, kibar bir ifade. Aykut Kocaman kendi nüfuzunu, dilini, camiaya yakınlığını kullanarak, o transfer bütçesini ayarlayacak merciden üç kişi ile Daum’u “ikna” etti. Kendisinin o kadroya nasıl ikna olduğu ise tam bir muamma.
Eğer devre arasında gidenler, Deniz Barış ve Ali Bilgin olsaydı, Aykut Kocaman’ın bu kararının “tasarruf” yapmaktan ibaret olduğunu söyleyebilirdik, ama gidenler her maçta banko oynayan, takımın aldığı iyi ve kötü sonuçlarda %100 etken olan Roberto Carlos ve Kazım olunca kafalar iyice karışıyor. İki sonuç çıkıyor ortaya, ya Aykut Kocaman bu kadroyu değerlendirip üç kulvar için yeterli olmayacağını göremeyecek kadar futboldan anlamıyor veya Aykut Kocaman, hiçbir zaman inkar etmediği Daum’a karşı tavrını eyleme döküyordu..
Luis Aragones’in 7 sülalesi ve QTM
QTM bayılır Fenerbahçe’den ayrılan isimlerin demeçlerindeki Fenerbahçe aleyhtarı sözleri çıkarıp çarpıtmayı. Luis Aragones, Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra bir röpörtaj veriyor İspanyol Basınına. Uzun uzadıya, tüm detayları ile anlatıyor Fenerbahçe macerasını. Röportajın tam metni tabii ki yer almıyor bizim QTM’de. İşine gelen kısımları almış ve yayınlamışlar ;
QTM : Aragones “yedi sülaleme yetecek kadar para aldım Fenerbahçe’den”
Orijinal Metin’den birkaç kesit ise şöyle söylüyor :
Fenerbahçe’den hala alacağınız olduğu söyleniyor, ne derece doğrudur ?
“Hayır, alacaklarımı temin ettim mali konularda pazarlık yapılmadı, hakkım ne ise onu aldım”
Bu kısımlar pek alakadar etmiyor beni. Aslında bu röportajın ilgi çeken kısmı Aragones’in başka bir sitemiydi. Şöyle söylemişti İspanyol Teknik Adam ;
“Güiza iyi bir oyuncu ancak ben yönetime Güiza gelsin gibi bir şart koşmadım. Verdiğim transfer listesinden bir isim alındı, o da alternatifin alternatifiydi.”
Önce malzemeyi getirip sonra ustayı getiriyorsun.. Malzeme bu, proje bu, haydi bunu yap diyorsun da.
Cristoph Daum’un istediği hangi oyuncu alındı? Mevcut forvetlerin birbirinden ne farkı var? Üçü de pivot forvet ve üçü de formsuz. Devre arasına gelindiğinde de formsuzlardı. Var mı kıçı yere yakın, depara kalktığında yanına yaklaşan adamları hallaç pamuğu gibi sağa sola atacak, kaleyi gördüğü her yerden şut çekecek, o formayı her maçta rakip defansa paramparça ettirecek bir forvetin? Yok. Kim vardı en son bu şekilde oynayan? Kadıköy Boğası Serhat. Sen Fenerbahçesin, doldurabildin mi Serhat’ın yerini? Hiçbir zaman.
Cristoph Daum’un kalması devrimdir. Eğer ki transferler o’nun istekleri doğrultusunda yapılırsa, işte o zaman başlarız Daum’un sistemini, taktiğini eleştirmeye. Ortadaki takım Daum’un takımı değil. Oyuncular o’nun sitemine uygun oyuncular değil, transferler o’nun seçimi değil. Tabii Aykut Kocaman, Daum’un istediği transferlerle ilgili ne gibi raporlar sunar, orası soru işareti…
Fenerbahçe Taraftarı Nereye ?
Daumcular..
Aykutçular..
Azizciler..
Muhalifler..
Alex’i sevenler..
Alex koşmuyor diyenler..
Brezilyalılar gitsinciler..
Okuduklarım, gördüklerim pek vahim. Kaos devam ediyor. Daum’a, yönetime ateş püskürüyor taraftarlar. Kombine almıyorum diyenler, Fenerium’dan alışveriş yapmam diyenler, bu sene Fenerbahçe’yi izlemeyeceğim diyenler.. Sebebi kaçan şampiyonluk. Büyük resmi görmüyor hiç kimse, ve o büyük resim hala bu kulüpte, görevinde, tekbir eleştiri almaması bir tarafa, kurtarıcı ilan ediliyor ve ortadaki tablonun en ortasındaki beyaz kısım olmak çok hoşuna gitmiş anlaşılan.
Romantik bir akım başladı, Aykut Kocaman kurtarıcı diyen büyük bir kesim var… Yaşanan büyük şokun etkisi.. Akıl üstün gelecek. Bu “minör faktörler” susacak, Fenerbahçe sevgisi üstün gelecektir.. Kimse ellerini ovuşturmasın, Fenerbahçe taraftarı kendi içinde ne kadar tartışırsa tartışsın, o renkler sahaya çıktığında yine destek olacaktır… “O” kahramana da tribünde oturup, yüzünü asıp, kollarını kavuşturup, Fenerbahçe taraftarının böyle küçük oyunlarla bölünemeyeceğini bir daha anlamak düşecek sezon başladığında… Tokat gibi iner o tezahüratlar, pankartlar, marşlar… İcabında isyan türküleri !
Eskişehirspor’a Teknik Direktör olacağı dedikoduları vardı Aykut Kocaman’ın… Kendisi mağrur karakteri sebebiyle çıkıp bir açıklama yapma gereği duymadı o ara, Fenerbahçe taraftarı soru işaretleriyle kalakalmıştı. Acaba hala öyle bir ihtimal var mı?
Eğer Daum’un kalacağının açıklanması bir strateji değilse, Aykut Kocaman kulüpten uzaklaştırılmalıdır.. Ali Şen’in zamanında yaptığını Aziz Yıldırım da yapmalıdır. Kurtarın Fenerbahçeyi Sayın Başkan…
Eğer ki Sportif Direktörlük denen konum bu kadar mühim ve önemli ise, barış yapın… O görevin hakkını en iyi verecek kişi dün de, bugün de, yarın da Volkan Ballıdır…
Şimdi Dünya Kupası’nda Arjantin’i izliyoruz. Kadrosu muazzam. Günümüzün en muhteşem oyuncuları belki de ve başlarında bir “efsane”, Diego Maradona. Dünya Futbol Tarihinin gelmiş geçmiş, tartışmasız en iyisi.. Peki ya futbol? Yok. Olmayacak, olamaz da. Bir isim sadece “efsane” diye Teknik Direktör olmazmış demek..
Not: Onur Abi (Beyaztaş), yazını hayretler içinde okudum. Benim birilerinin hesabına yazdığımı düşünmene şaşırdım. Acaba siz, Galatasaray gibi büyük bir kulübe Şampiyonlar Ligi’ni unutturmuş, yaptırdığı stat, bırakın spor çevresini, ekonomi çevrelerince dahi tartışılan, çarçur ettiği paranın haddi hesabı olmayan, Galatasaray taraftarlarına Galatasaraylı olmayı unutturup Fenerbahçe Düşmanlığı kimliğini çok iyi empoze eden ve ezeli rakibine karşı her branşta ezilen kulübünüzün başkanını eleştirmediğiniz için sizi itham edebilir miyim? Aziz Yıldırım’ı başarılı bulduğum için, kiralık kalem mi oluyorum? Gerçekten mali bir menfaatim olduğunu mu düşünüyorsunuz. Tüm sezon boyunca centilmenliği ayaklar altına alıp, Stoch transferi sonrası “artık centilmen olmayacağız” diyen başkanınızın yaptığı ayıp olmuyor da, birileri o’nun bu saçma sapan demeçlerini eleştirince mi ayıp oluyor.. Çok yazık.
www.internetspor.com sitesinden 17 Mayıs 2012 07:58 Perşembe günü yazdırılmıştır.