Sevgili kardeşlerim, okuyucularımdan gelen mailler için teşekkür ediyorum. Teker teker cevap yazmam söz konusu değil, gelen maillereden iki ana başlığa kısaca cevap verip devam edeceğim...
Uzun süredir yazamadım lakin iş hayatıma farklı bir ülkede devam edeceğim, yerleşmek, alışmak gibi bir süreç yüzünden ayrı kaldık, özürlerimi kabul ediniz...
Evet artık Antu'ya üyeyim, ancak takma adımı açıklamanın doğru olduğuna inanmıyorum. Ortak noktası Fenerbahçe taraftarı olması olan ve farklı fikirleri saygı çerçevesinde tartıştığı faydalı bir platform ve kesinlikle yönetim tarafından takip edildiğini söyleyebilirim (Sadece takip ediliyor, taraftarın isteğini kaale alan bir yönetimimiz yok maalesef). Antu'nun değişken bir tutumu olduğuna inanıyorum ancak bunun politik olduğuna katılmıyorum. Kişilerin etkisinden ziyade, çoğunluğun psikolojisine göre değişebildiğine inanıyorum ki bu gayet doğal...
* * *
Jargonu farklıdır Fenerbahçe taraftarının. Kaldırım edebiyatından çok, zor günlerde yanındayız mesajı verir iyi günde dahi.
Fazla değil, bir iki sene evvel Ali Sami Yen Stadında Galatasaray taraftarı kendi stadını yaktığı için alay eden, bu davranışı asla tasvip etmeyen, İnönü'de darp olayı olduğu zaman sosyal ortamda ve çevrede bunu ayıplayan taraftar kaçan şampiyonluktan sonra stadı yaktı... Birbirine girdi, birer birer tribünü terketti büyük gruplar, Azizciler, Alexciler, Aykutçular, Brezilyalılar Gitsinciler, Zico geri dönsün diyenler... Yok, artık tartışma değil, ciddi ciddi birbirine girmiş bir taraftar grubundan bahsediyorum.
Türkiye'nin kendine özgü birçok özelliği olan ve kesinlikle diğer taraftar gruplarından katı ve kesin çizgilerle ayrılan, modern, alım gücü yüksek, kültür seviyesi yüksek ve okumuş yüzdesi diğer takım taraftarlarından çok daha yüksek olan Fenerbahçe taraftarındaki bu değişimin analizi sanırım sosyologlar ve sosyoloji okuyanlar için çok iyi bir tez konusu olacaktır, öfkenin topluluklarda yarattığı değişimi gözlemlemek için iyi bir fırsat sanırım...
Kongrede verilen sözlerin tutulmaması, kupaların, şampiyonaların veya iyi oyuncuların kaybedilmesi sineye çekilebilecek bir durum olabilir ancak eğer Fenerbahçeyi Fenerbahçe yapan etik değerler yok olursa, bugün Fenerbahçe'yi destekleyenlerin çocuklarına vereceği bir hesap olacaktır...
Evet, desteklemek görecelidir, bu tartışılabilir. Şahsım adına, benden her sene sabır dileyen bir yönetimi desteklemek durumunda olmadığımı düşünüyorum ve bunun Fenerbahçe'yi desteklemenin en iyi yolu olduğuna inanırken, "Varsın olsun, canımız sağolsun, Hep Destek Tam Destek" zihniyetinin köstek olmak olduğuna inanıyorum.
Aynı şekilde "Hizmet Vermek" yine görecelidir. Aziz Yıldırım yönetiminin bu kadar hayal kırıklığından sonra ısrarla yönetimde kalması "Zarar Vermek", sağlıklı biçimde, birkaç ay sonra bırakacağını açıklayıp başkan adaylarına zaman tanıyarak bir proses içinde çekilmeleri "Hizmet Etmektir".
Fenerbahçe bir Cumhuriyettir, krallık değil. Aziz Yıldırım'ın en hızlı biçimde çevresindeki dalkavukları değil taraftarı görmesini, duymasını ve aciliyetle görevi bırakmasını diliyorum. Bu taraftarı bu kadar hayal kırıklığına uğratıp, hala ısrarla "destek istemenin" akla yatkın hiçbir yanı yoktur.
Kalmadı artık seni seven... Seni seviyorum diyendir esas seni sevmeyen... Yönetim İstifa...
Fenerbahçe Taraftarının durumunu gözler önüne seren iki e-postayı paylaşacağım son olarak. Noktasına bile dokunmuyorum. Serdal Altun ve Hilal Seda Kırbıyık kardeşlerime çok teşekkür ediyorum, umarım e-postalarını paylaşmamda bir sakınca görmezler. Sadece imla düzeltmeleri yaparak paylaşıyorum.
27.08 - 01:34 - Serdal - İstanbul
Sana son yazından sonra bir mail atmıştım, ordaki sözlerimin hepsini geri alıyorum. Bizim yönetimimizin desteklenecek bir tarafı kalmamış, takımın ise hiç kalmamış. Tribünde maçı seyrettim, kahroldum. Yeminler vermiştim Trabzon maçından sonra ama PAOK karşısında Fenerbahçeyi yalnız bırakmak, küstah Yunanlara karşı Türk'ü yalnız bırakmak olacak diyerek gittim maça. Biz ne hale gelmişiz, maçı falan boşverin sayın yazar. Alex'e top geliyor sağımdaki sövüyor, Emre'ye geliyor önümdeki, Stoch alıyor topu diğeri, Aykut Hoca taktik vermek için iki adım öne geliyor arkamdaki sövüyor. Gözümü kapattım, sanki sahada Galatasaray var. Daha geçen sene birisi tribünde bir futbolcuya sövse ortalık ayağa kalkardı biz böyle olmamalıyız. Futboldan bahsetmiyorum dahi. Hadi ilk PAOK maçı ve Trabzon maçı şanssızlıktı, tesadüftü ama tesadüf üç defa arka arkaya olmamalı. En acı tarafı, o tanıyamadığım Fenerbahçe taraftarı, önlerden bir amca "Güiza'da değilmiş suç, buyrun bakalım" dediği zaman onu teyit etmeleri oldu. Zaten anlaştıkları tek nokta bu oldu. Onbinlerce mutsuz insandan bir tanesiydim maçtan çıkınca, ve gördüm ki artık Fenerbahçe taraftarı neden diye sormuyor dahi. "Yine olmadı" diyerek sessiz sedasız dağıldık... Buna alışmış olmaya inanamıyorum, tepki verecek takatimiz kalmamış.
27.08 - 10:03 - Hilal - Bursa
Selamlar, sanırım artık sen de yazmayı bıraktın. Fenerbahçe taraftarı zaten birer birer vazgeçiyor herşeyden. Maça gittim Bursa'dan eşim ve çocuğumla gurur dolu bir gece olacaktı, ilk PAOK maçından sonra çok emindik, hemen aldık biletlerimizi çıkar çıkmaz. Olmadı canımız sağolsun zaten neden ve nasıldık diye değil kendimde ve ofisteki diğer Fenerbahçeli arkadaşlarımda gözlemlediğim enteresan bir olayı paylaşmak istedim kısaca eğer mailimi okur ve bu konuya değinirsen iyi olacaktır. Ben bir inşaat firmasında üç yılı aşkın süredir çalışıyorum ve Fenerbahçeli olduğumu bilmeyen yoktur. Atışırdık Galatasaraylı, Beşiktaşlı arkadaşlarla altta kalmazdık. Kaybettiğimiz ve canımızın sıkkın olduğu zamanlarda bile gülerek onları susturacak bir cevabımız olurdu ofisteki diğer Fenerbahçeli arkadaşlarla. Bu sabah yine laf attılar, ne ben ne de diğer Fenerbahçeli arkadaşlarım birşey demedik... Diyemedik değil, demedik, sanırım psikolojimiz aynıydı biz çok yorulmuşuz. Yönetim İstifa demek te gelmiyor içimden ama ne olacak durumumuz bilemiyoruz. Sanırım Aykut Kocaman bile dertlerimize deva olmayacak. Kötü günler bitsin artık, ruhumuzu geri istiyoruz. Bursa'dan selamlar.