Milli kırkbeşlik!

Türkiye-Belçika karşısında özellikle oyunun ikinci yarısında ortaya koyduğu arzulu futboluyla rakibini yenmeyi başardı ve 2012 Avrupa şampiyonası A grubundaki ilk ciddi karşılaşmasından 3 puan çıkarmayı bildi. Ve bayram öncesinde rutin siyasi tartışmalarla yorulmuş Türk halkına iyi bir hediye vermiş oldu.

Hiddink'in milli takımı ilk yarıda Tuncay Şanlı'yı ileride tek adam bıraktığı oyun anlayışı Belçika defansına çok fazla problem çıkarmadı. Bu oyun anlayışı Fatih Terim'in Mevlüt'lü tek forvet ısrarının bir devamı mıydı yoksa Oğuz Çetin-Guus Hiddink'in özgün bir tercihi miydi tartışılır doğrusu..Maç millilerin uzak sette ve kenarlarda heyecanla top çevirmesiyle başladı. Ama Belçika orta sahasını ve defansını ortadan delmek için temkinli bir pas trafiğinden çok orta saha personelinde hızlı bir analitik düşünce ve daha fazla cesaret gerekiyordu. Milliler bunu denemeye başladığında ise Emre'nin bir milli menfaate dönen huysuz faul kazanımları duran topa dönüşüyordu.

Yan toplar Türk futbolu için kronik bir problemdi ve Belçika karşısında anında tabelada sayı olarak tescillendi. Zira bir yan topta kontrol edilmesi gereken faktör sayısı Türk futbolcusunun aklını karıştıracak kadar fazla. Top, rakip, kale, ofsayt çizgisi, takım arkadaşı, kademe ve kendi kalecinin topa olası hamlesi için kulvarı gözetme..Üstelik bunları falsosu ivmeli süzülen bir meşin yuvarlak karşısında vücut balansını rakibin olası şarjına karşı koruyarak yapacaksınız. Yapamıyoruz işte.

Onur iyi bir kaleci adayı..Hata yapabilirdi, nitekim yaptı da..Ama Onur'un tokatlayamadığı yan top ikinci yarı milliler için başka bir ''Onur Savaşı'' anlamına geliyordu..

Ben mekanik düşüncede ısrar eden bir yazarım..Geçen yıl kendi takımında beş maç forma giymiş bir Tuncay mı, yoksa hiç bir idmanı kaçırmayan Umut Bulut mu? Umut Bulut'un oynadığı takım Trabzonspor..Şanlı Tuncay'ın oynadığı takım Stoke City..Kim boynuna takar Stoke City kaşkolünü?
İkinci yarının başında Belçika defansında yakalanan vahşi pozisyon Leekens'in takımının total taktik boşluğundan çok tüm Belçika'nın futbol alt yapısındaki teorilerin temelini sarsacak türdendi. Bunu tam olarak deşifre eden ayak yine Bundesliga'daki bir Türk gurbetçisine, Hamit'e, aitti.
Beraberlik golü bir tür kan transferi gibi birşeydi. Futbolla ilgili hemen herkes eski bir kırkbeşliğin henüz başladığının farkındaydı.

Bu yarıda orta sahadan Selçuk'un çıkarılıp Semih'in hücumda Tuncay'a destek olması Belçika defansını sarı ışıktan kırmızı ışığa dolayısıyla tam teyakkuza geçirdi. Bunun anlamı Kompany'nin ikinci sarıyla ihracı ve Leekens'in mantık zincirinin dağılmaya başlamasıydı. Belçika hücumda 1970 model bir tiple, Fellaini, hücumları organize etme uğraşındaydı. Ancak defansta tecrübesinin zirvesindeki Servet 2010 modeldi.
Yani Tuncay milli takımın ataklarının içerisinde ama o atakların içinde sadece ertelenmiş bir şeylerin heyecanını sürüyor. Allah'tan sahada Semih gibi bir seri katil vardı..Onur'un yediği ikinci gol için yukarıdaki açıklamaya denden çekmem yeterli sanırım.''Yan top belasına kardeş yediğimiz gol bizim'' diyelim.

Arda'nın dokunuşunda top Fellaini'ye çarptı ama şansta oyunun içinde bir faktör sonuçta. Evet Onur'un iki kritik hatasıyla sıkı bir kırkbeş dakika çıkarmak zorunda kaldı milli takım. Ama oynadığı oyunla bu gücünün olduğunu gösterdi ayyıldızlılar. Grupta ikinci galibiyetini alarak gelecekte Almanya'nın en güçlü rakibi olduğunu tescillediler. Futbolda çoğu kez ideal galibiyet, ideal lider, ideal şampiyon diye bir şey yoktur. En büyük başarılarda bile bir şeyler eksik kalır. Bu eksiklikleri daha az kötü kılacak bir planlama içinde olmak teknik direktörlerin işidir. Sonuçta ikinci yarısı güzel milli bir kırkbeşlik izledik..En azından bir Avrupa takımına karşı kaybetmeyecek kadar iyiydik. Darısı Türk basketbol milli takımının başına..

www.internetspor.com sitesinden 17 Mayıs 2012 08:07 Perşembe günü yazdırılmıştır.