Artık nefesler tutuldu, son haftaya girerken tüm futbolseverlerin yüzünden gerginlik ve heyecanı okumak mümkün. Kim şampiyon olacak? Fenerbahçe mi? Yoksa Trabzonspor mu? Şu dakikadan sonra inanın hiç önemli değil. Çünkü iki takımda ekip olarak oyun, mücadele ve göstermiş oldukları enerjiyle şampiyonluğu fazlasıyla hak etmiş gözüküyorlar.
Fenerbahçenin ilk üç golünü penaltıdan olmak üzere, Aleks’in önderliğinde renkdaşı Ankaragücü’nü farklı mağlup etmesi ve Trabzonspor’un, Türkiye kupasını kendi elleriyle Beşiktaş’a teslim eden yorgun İstanbul Belediye karşısında ilk yarı sonuca gitmiş olması heyecanı son maçlara taşıdı.
Özellikle son haftaya girerken Fenerbahçe taraftarları çok tedirgin. Denizli faciası ve geçen yıl yaşanan yanlış anons skandallarının etkisi daha gitmemişken yaşanabilecek bir üçüncü hezimetin çok kişinin ipini çekeceği bir gerçek. Hakem hataları, verilen veya verilmeyen penaltılar, gösterilen kartlar ve şehir efsaneleri gibi yayılan şike ithamları her sezon olduğu gibi bu sezonda fısıltı gazetesinde yerini almış gözüküyor.
Bu kadar sansasyonun ardında bilmem fark edebildiniz mi? Bu sezon zirveye oynayan iki takımımızda dahil olmak üzere Süper Lige Türk teknik direktörler damgasını vurmuş durumda. Türk futbol tarihinde en uzun süre gol yeme rekoru kıran Şenol Güneş ile yine ligimizde iki yüzün üzerinde gol atan Aykut Kocaman’ın başını çektiği başarı grafiği, Ertuğrul Sağlam’ın gayretleriyle diğer takımlarımıza öz güven getirmiş olacak ki, yerli hoca tercihi ve başarıları bu yıl gözle görünür derece artmış durumda. Dünyaca ünlü Frank Rijkaard ve Bernd Schuster ile başlayan İstanbul takımları daha aylar öncesinden lige kötü bir şekilde havlu atmış, taraftarlarıyla aralarının açılmasına sebep olmuşlardı.
26. haftaya girerken Aykut Kocaman, Şenol Güneş, Ertuğrul Sağlam ve Tolunay Kafkas ilk dört sıraya takımlarını yerleştirmişlerdi bile. Her mağlubiyete bir suçlu bulan Schuster’den sonra Tayfur Havutçu ile yoluna devam kararı alan Beşiktaş’ın isabetli bir karar aldığı, Türkiye Kupası ve ligdeki galibiyetlerle perçinlenmiş durumda.
İlginç bir istatistikte bu sezonu tamamlayan tek yabancı teknik direktör olma özelliğini kazanan Şota Arveladze üzerine kurulu. Kayserispor’u üst sıralara taşıyarak başarılı bir grafik çizen Şota’nın da yıllarca Trabzonspor’da ter döktüğünü düşündüğümüzde, yerli hocaların alternatifleri bu ülkeyi bilen isimlerden oluşması gerektiği gerçeğini bizlere bir kez daha gösterdi.
Galatasaray’da sürekli gündemden düşmeyen isim Fatih Terim, katılmış olduğu programlarda da ifade ettiği üzere, çiçeği burnunda yeni yönetim tarafından kamu oyuna başarılı hocanın sarı kırmızılıların başına geçeceğine dair açıklama her an yapıldı yapılacak gibi. Alternatifleri de en az ünlü hoca kadar Türkiye’yi ve Türk futbolunu bilen adaylar üzerine kurulu.
Yerli teknik direktörün en fazla önem arz ettiği Milli takımımızda ise sürekli eleştiri okları, beklenilenden çok daha az başarı göstermesi ayrıca düşündürücü. Hocalar böyle başarılı olurken oyuncularımızın olmaması mümkün mü? Alam milli takımını seçmeseydim Real Madrid’te oynayamazdım açıklamasında bulunan Mesut Özil’in aksine Nuri Şahin İspanya’nın yolunu tuttu bile.
Mücadeleyi, gayreti ve rekabeti seven bir toplum olarak tek eksiğimiz olan, kendimize güvenimizi tamamladığımız takdirde daha çok gururlanacağız.
Sevgilerimle..




































































