Çok sevdiğim bir dostum Sarı Kırmızıların daha transfer etmeden 30 yaş ortalamalı üç oyuncuyu kulübün resmi sitesinden yayınlamasının çok komik bir hamle ve yönetim zafiyeti olarak gördüğünü ifade etti. Buraya tekrar dönmek koşuluyla virgül koyarak başka bir hususa parmak basmak istiyorum.
Futbol piyasası, kulübün başarısı kadar marka değeriyle ilgili olarak ölçülür. Marka değeriniz ne kadar ön plana gelirse bunları reklam, sponsorluk faaliyetleri ve başarılar takip eder. Milyon dolarların konuşulduğu ve binlerce insana iş imkanı sağlayan bu sektör için oyuncuların sahada göstereceği performanstan çok stadyumu dolduracak, taraftarı coşturacak ve gittiği her yerde kulübün adını ön plana getirecek yeteneklere öncelik tanınır veya tanınması da gayet doğaldır.
Başta Katar ve Arap ülkeleri olmak üzere futbolda geri ülkelerin gençliğinde sahalarda fırtına gibi esen ve çok geniş medya topluluğuyla takip edilen futbolcuların transferleriyle futbollarına hayat gelmiş ve futbol gelişimini sağladığı gibi ilgi odağı konumunda olmuşlardır.
Barcelona’nın hocası Pep Guardiola, Gabriel Batistuta, Fernando Hierro, Stefan Efenberg, Fabio Cannavaro ve bizim ligimizde ter döken Abdulkader Keita ve Matias Delgado bu örneklerden sadece bir kaçı. Ayrıca sadece Arap dünyasıyla kalmayıp Amerika’ya trasferlerde söz konusu. Belkide bu yazı için verebileceğim en büyük örnekte rekor ücretle Amerika’ya giden David Backham olacaktır.
Konumuzun aslına dönersek taraftarların büyük çoğunluğu transferde adı geçen oyuncuların yaşlılığından yakınsa da, ben bir zamanlar tabu olarak görülen Türk futboluna “Hagi, Roberto Carlos ve Guti” örneklerinde olduğu gibi büyük yıldızların yaşı ne olursa olsun çok büyük katkılar yaptığı kanısındayım. Ayriyeten orta yaşa gelen yıldızların adının geçtiği yerde dahi hemen hemen herkesin gerek tecrübe gerekse de takıma kattığı değerin yüceliği konusunda tüm futbolseverlerin hem fikir olduğuna inancım tam.
Bununla birlikte yıldızı aniden parlayıp duraklama devrine girenler içinde bu ülke, yükselişe geçme ve şahlanma devridir. Quaresma gibi dev oyuncular itibar ve kendilerine güveni burada bulmuş ve herhangi bir maddi kayba uğramadığı gibi eşi benzeri zor görülür bir sevgi seline de yine burada tutulmuşlardır.
La Liga, Premier Lig, Seri A ve Bundesliga gibi yıldızların bulunduğu ve kıtalar arası ilgi çeken ligler ve mücadeleler varken, yıldızların Türkiye Süper ligini tercih etmesi imkansız. Kaldı ki bu bütçeleri karşılayacak potansiyel imkansız. O halde dünya futbol piyasasında –ki hatta UEFA’nın resmi sitesi dahil- kulüplerimizin adının duyulmasını ve ülke reklamını düşünüyorsak yaşlıda olsa dünyanın süper ayaklarını transfer etmek çokta mantıksız olmayacaktır.
Bu şartlar göz önüne alındığı takdirde bazı spor yorumcularının şikayetinde bulunduğu yaşlı veya daha kibar ifadeyle olgun futbolcular hem reklam, hem kalite, hem de oyun stili olarak takımda farklılık oluşturacaktır ve oluşturmaktadır.
Alt yapıdan yetişen gençlere ağabeylik ve önderlik yapmalarıyla birlikte gelecekte onların hayalini kurmaları ve liderlik vasıfları tüm genç yeteneklere ışık tutacaktır. Geniş açıdan bakıldığında yıldızların yaşının sadece sahada oynayacağı enerjiyle ölçülmemesi gerektiği kanısındayım. Sevgilerimle…




































































