Yaz mevsiminin en büyük eğlencesidir transfer gündemleri. Futboldan soğumamamıza yaradığı gibi her adı geçen oyuncu, taraftarların takımlarına olan sevgilerini, inançlarını ve heyecanlarını pekiştirir. Özellikle sezonu kötü geçiren takımların taraftarları daha bir merakla bekler ve çok daha stresli olarak gündemi takip ederler. Özellikle taraftarın ağzına bal çalıp, tadını alamadan silkelemekte ayrı bir ızdırap saçmaktadır.
Son iki haftadır Galatasaray’ın ilan edip alamadığı ve inatla alabiliriz edasıyla sakız gibi dilden dile doladığı yıldız transferlerini konuşuyoruz. Suçu birbirine atan yöneticiler boşboğazlığın mı? Yoksa rakiplere daha fazla koz vermenin acısından mıdır? Bilinmez, zaten taraftarın gözünde yıkılmışları oynayan kulüplerine içten içe bir kibritte kendileri yakmış oluyorlar.
En sevmediğim yönetici tipi nedir bilir misiniz dostlar? Yöneticinin pişmiş bir tavırla; “Biz söz vermiş olabiliriz hatta sözümüzde duramayıp elimize yüzümüze bulaştırmışta olabiliriz ancak yaptığımız çok önemli icraatlar var” çıkışıdır. Bu beceriksiz tiplerin “Önemli olan katılmaktı, yarışmacı arkadaşlara başarılar dileriz” veya daha kendinden emin bir ifadeyle “Bize işimizi öğretmeyin, şuan bu işi şansa almadık” feryatları acizlikten öteye gidemiyor.
Ali Dürüst’ün; “Drogba, Forlan ve Reyes’in şu an transferleri gerçekleşmemiş olabilir ancak bizim Fatih Terim’imiz var” serzenişi güzel bir örnek teşkil edebilir. Herkes gibi bizde biliyoruz ki açıklama yapılırken alt yazıdan geçecek olan aslında “Bağışlayın biz bir hata ettik, taraftarı da üzmeye devam ediyoruz ancak bize güvenin, biraz daha tecrübeyle daha iyiye gideceğiz ayrıca özür de dilemek biraz ağır gelir siz ümidinizi kırmayın” anlamını taşımaktadır.
Önümüzdeki yıl Türkiye Süper Liginden başka hiç bir hedefi olmayan Galatasaray’ın, Türk Telekom Arena stadyumunu doldurması ve taraftarıyla barışması için yıldız transferinden başka hiçbir çaresi yoktur. Özelliklede resmi sitende görüşmelerin başladığını duyurmuşsan artık yapacağın iş, fiyatı ne olursa olsun adı geçen yıldızları almaktan başka bir şey olmayacaktır.
Efendim, biz aslında kulübüyle anlaştıkta aslında oyuncularla görüşmemiştik, şuan görüşmeler devam ediyor açıklaması yönetim zafiyetinden başka ne ile ifade edilebilir? Galatasaray taraftarının her zamankinden daha fazla ilgiye ve fedakarlığa ihtiyacı olduğunu başkan Ünal Aysal göreve geldiğinde çok iyi biliyordu.
Benim merakla takip ettiğim bir başka hususta tarihinin en kötü dönemini yaşayan Galatasaray’dan çok ligin zirvesinde yer alan ve kuşkusuz geçtiğimiz sezonun en iyi mücadelesini veren Trabzonspor’un nasıl bu kadar kolay ve basit eridiğidir.
Takımın bel kemikleri olan Selçuk İnan, Yattara, Umut, Ceyhun, Jaja ve Egemeni en gözde ve en zirve döneminde nasıl elinden kaçırdı merak konusu. Farkedebildiniz mi Trabzon'un bu yıl Şampiyonlar Liginde oynayacak olması dahi oyuncuların kafasında özellik olarak görülmemiş. Ayrıca takımda her problemli sezonunda gelip şahlandıran ve motivasyonu yüksek hocaları Şenol Güneş varken.
Başarılı bir kadronun alaşağı edilmesi ne kadar mantıklı bir harekettir anlamış değilim. Trabzon’un mücadeleye dayalı ve bir o kadar hırslı oyunu bütün bütün olumsuz düşünmemi de engellemiyor değil. Unutulmaması gereken en önemli madde Avrupa Kupalarının, Türkiye Süper Ligi maçlarına kıyasla uçurum olduğu ve kıyas kabul edilmediğidir.
Karadeniz ekibinin on bir tane yeni oyuncu transfer ettiğini söyleyebilirsiniz bana, cevabım çok basit olacaktır. O on bir oyuncudan Şampiyonlar ligi kalitesinde oynayabilecek olanı tahmin edersiniz ki sadece Halil Altıntop olacaktır. Didier Zokora’nın Ağustos ayına kadar formunu toplaması ve faydalı olması şimdilik zor gözüküyor. Kesin bir husus şu ki Fatih Terim kadar Şenol Güneş’i de zor günler bekliyor.
Hem Galatasaray hemde Trabzonspor'un önümüzdeki günlerde neler yapacağını merakla bekleyip, bir sonraki yazımda Fenerbahçe ve Beşiktaş'a detaylı değineceğimi belirtmek isterim.
Futboldan uzak kalmamak dileğiyle Sevgilerimle..




































































