Şike Ergenekonu
Hatırlarsanız her şey 12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul Ümraniye’de ki bir evde 27 adet el bombasının bulunmasıyla başlamıştı. İçlerinde emekli astsubayında bulunduğu göz altına alınan kişilerin ellerinde bulunan “Ergenekon lobi faaliyetleri” isimli belge insanların kanını donduracak planları ve katliam belgelerini peşinde sürükleyecekti.
Bu ele geçen belgeler ışığında yedi ay gizli incelemeler devam etmiş, ani baskın ve göz altına alınmalarla aralarında Yalçın Küçük’ün de bulunduğu otuzu aşkın kişi göz altına alınmıştı.
İçlerinde bir sürü faili meçhul cinayetler, organize suç planları, arsalara gömülen mühimmat ve büyük çaplı silahlar olmak üzere işin ciddiyeti gözler önüne serilmiş, çeşitli dini grupların yok edilmesi planlarıyla, cami ve müze bomba planları tamamen hazırlanmıştı. İşin içine büyük tepki uyandıran dinleme ve ses kaydı operasyonları da girince boşboğaz insanların gafları devletin eli güçlendirmiş olmuştu.
Büyük eleştirilere rağmen hükümet, konun arkasında ısrarla kalarak tutumunu ve kararlılığını kısaca çizgisini belli etmişti. Belki de tavizsizlik AK Parti hükümetinin üzerinde ehemmiyetle durduğu en önemli noktadır. Hükümetin her ferdi Cem Uzan davasından tutun Etnik Açılıma kadar bir çizgi çekip o yolda ilerliyorlar.
Tabi ki yapılacak ufak bir sürçme veya geri dönüş tüm hedeflerin çökmesini ve gelecek adına yapılacak müdahalelerin ve hatta hükümetin sonunu getirecekti. Burada olayın haklı veya haksız kısmından ziyade asıl alınması gereken dersin; Usulsüzlük yaparsanız ve bu yaptığınızı gün yüzüne gerek telefon konuşmalarıyla gerekse de teknik takibe yakalanarak gün yüzüne çıkartırsanız aynen Ergenekon davasında da olduğu gibi kararlılığından taviz vermeyen bir hükümetin elinde kalırsınız olacağıdır..
Siyasi düşüncenizi bilemem, herkesin düşüncesi fikri önemlidir. Ancak son dokuz yılda kendilerini ön planda tutup, tüm eleştirilere göğüs gererek, kendi çapında dürüstlüğü ilke edinmiş bir hükümetin kararlılığı aynı zamanda Emniyet Müdürlüğü gibi diğer birimlerinde rehavette olmasını engelliyor.
Aynen 3 Temmuz 2011 Pazar sabahı “Temiz Futbol” ani operasyonunda olduğu gibi bir sabah aniden gelebilirim nidalarıyla tepkilere göğüs gererek çok ciddi bir müdahale gerçekleştirildi.
Daha önce köşemde bahsettiğim sms mesajlarından tutun, verilmesi gereken kartlara bariz pozisyonlara kadar taraflı tarafsız herkesin son bir ayda midesi bulanmıştı.
Araya giren seçim, Fenerbahçe’nin soru işaretleriyle almış olduğu şampiyonluğu ve şaibe iddialarını gölgede bırakmış hatta üstünü örtmüştü. Emniyetin sessiz ve derinden tavrı kararlılığını ifade etmesi açısından çok manidardır.
Eğer başta Aziz Yıldırım gibi çevresi, etkisi, gücü ve seveni çok olan bir kişiyi daha doğrusu onunla birlikte ekibine müdahale edebiliyorsanız elinizde çok ciddi kanıtlar var demektir.
Malum kimseye atıfta bulunacak, suçlayacak ya da yargısız infaz yapacak halimiz yok. Şuan itibariyle herkes masum, ses kayıtları, görüntüler, teknik takip ve operasyonlara rağmen.
Temiz Türkiye adına Ergenekon davasından tutun, Temiz Futbol operasyonuna kadar bu yapılan müdahaleleri yerinde görüyorum tabi ki bir an önce çözülmesi kaydıyla.
Tabi bu operasyonunda Ergenekon bağlantısıyla ilgisi çıkarsa şaşırmamak gerekir.
Temiz futbol için sevgilerimle..




































































