Demokratikleşme uğrunda çok ciddi adımlar atmaya başlayan ülkemizde usulsüzlük yapanların veya bu uğurda gününü gün eden ve maddi kazanç sağlayanların son on yılda nasıl tükendiğine hızla şahit olduk.
Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçişi öğrendik. Dönemin Genel Kurmay başkanının yani ülke emniyetini sağlayacak en önemli kurumun “Kaos Planlarına – Kağıt Parçası”, “Law silahına – Boru Parçası” geçiştirmelerine rağmen, işin ciddiyetini bozmadan kararlılıkla yürüyen savcılarımız Ergenekon’un öyle basit bir darbe planı olmadığını bizlere öğretti.
Daha araştırmaların başında gerek medya ve gerek yetililerin açıklamalarıyla işin ciddiyetini suiistimal edecek seviyeye getirmişler ancak kararlı tutum sayesinde gerçekler bir bir gün yüzüne çıkmıştı.
Peki şike operasyonunda da aynı saptırma söz konusu olmadı mı? Hem de çok daha fazla oldu. Bir pazar sabahı kimsenin hayal bile edemeyeceği “Temiz Futbol” operasyonu başladı. Öyle bir operasyon ki aylarca sıkı takip, ses kayıtları, incelemeler ve bilgi alışverişlerine rağmen gizlilikle yürütüldü.
Gerekli deliller tastamam hazırlanarak tıpkı bir yapboz gibi parçalar birleştirildi ve sorgulanması hayal bile edilemeyen kişiler tutuklandı. Tabi bu tutuklanmalar olaya gelip geçici bir heves nazarıyla bakanlara ders oldu. Oda yetmedi ünlü spor kulübümüz Fenerbahçe, bağlı olduğu federasyonun kulağını çekerek ikazda bile bulundu. Böylesine geniş çaplı bir harekâtın gizli kahramanlarından bahsetmeden geçmek haksızlık olur.
Mehmet Berk; Balyoz soruşturmasının ünlü savcısı 2004 yılında Cizre, 2006 yılında Silivri’de görevine devam etti. Önemli operasyonlarda görev alarak 2008 yılında İstanbul’a atandı.
Balyoz operasyonunun görevden alınan iki savcısından birisi olan Berk, şeref ve saygıyı rencide ettiği gerekçesiyle “Haliçte yaşayan simonlar adlı kitabıyla Hanefi Avcı’ya 100bin tl tazminat davası açmış bir isimdir. Savcı, bununla da kalmayıp “İddiaların birisi ispatlansın istifa ederim” demişti.
Fenerbahçeli yöneticilerle daha önce halı saha maçları yaptığı ve odasında Fenerbahçe flaması dalgalandığı herkes tarafından biliniyor. Hayranı olduğu Cemil Turan’ı ve Aziz Yıldırım’ı kişisel duyguları ağır basacağı için sorgulamadığı dürüstlüğünü bir kere daha gözler önüne seriyor.
Fanatik Fenerbahçeliliğiyle bilinen Berk, kendisinden daha fanatik Federasyonla (FeNerasyon) karşı karşıya geldi. Her defasında ortada hiçbir problem yok nidalarıyla yaklaşan ve bir yandan da Fenerbahçe’nin tehdit ettiği Aydınlar’a, adaletin sevgiden daha önemli olduğunu gösteriyor.
Savcı Mehmet Berk Türkiye için büyük bir şans. Nitekim daha önce çeşitli sebeplerle gün yüzüne çıkan ve televizyon aşığı savcıları da tanıdık. Bununla birlikte elinde kasetleri olduğu için piyon olarak kullanılan savcılara da şahit olduk Örn. Nuh Mete Yüksel.
Şimdi bu istikrarlı duruşun, Federasyon’a gerekli delilleri vererek durması gerektiği noktayı iyi belirtmesini temenni ediyoruz.
Olaya taraftar nazarıyla bakmayan adalet uğruna gönül verdiği değerleri dahi sorgulayan savcılarımızın çoğalması niyetiyle..
Sevgilerimle..





































































tarafsız olarak bakıyorum diyorsunuz ama bakmıyorsunuz..
gazatecilik yapın bence aynı zamanda hem hakim,hem polis hemde savcı oluyorsunuz...
Türkiye büyüyor, gelişiyor, demokratikleşiyor... Ama büyümeyen, gelişmeyen ve eskisi gibi sadece haber yapmaktan ziyade, sahibinin sesi olan, yalan yazmaya, iftira atmaya ve karalamaya devam eden medya müsvetteleri malesef hayatlarını sürdürüyor, ülkeye ayak uyduramıyor...