Ne zaman kalemimi elime alsam Federasyon ile ilgili güzel konulara değineyim, gözlerimi kapayıp görmemezlikten geleyim desem de Merhum Mehmet Akif’in; “Adam aldırmada geç git diyemem aldırırım, çiğnerim çiğnenirim Hakkı tutar kaldırırım” sözleriyle yanlış bir yolda olduğumu düşünüp sessiz kalamayacağımı anlarım.
İlk olarak kendimle alakalı bir hususu mutlaka dile getirmem gerekiyor. Şu iyi bilinmelidir; Ben ne Fenerbahçe düşmanıyım ne de her hangi bir takımın, bununla birlikte ne Fenerbahçe’yi körü körüne savunur yada yargılarım, ne de başka bir takımı. Tek istediğim adil ve dürüst futbol.
Demirören, İstila etmeyin istifa edin derken de samimi ve tarafsızdım, Tarihinin en kötü Galatasaray’ı diyirek tepki çekerken de.
Temiz futbol operasyonu başladığı zamanlarda, Fenerbahçe’nin her ne sebep olursa olsun ligden düşürülmesine sıcak bakmıyorum demiş, futbol sektörünün maddi açıdan büyük sıkıntılarla karşılaşacağını savunmuştum.
Bu konuda ki tezimde hala geçerli. Olası -ki artık olmayacağını cümle alem iyi biliyor- Fenerbahçe’nin küme düşürülmesi, bu uğurda geçimini sağlayan insanların ekmeğini elinden alacaktır.
Taraftarların fedakarane davranıp belki de cebindeki son kuruşu maç biletine verdiğini düşünürsek işin sadece maddi değil bir de sosyal ve manevi bir boyutu olduğunu hesaba katmakta gerekir.
Buraya kadar her şey doğal peki ya madalyonun öteki tarafına göz attığımızda tüm bu güzel duyguların içimizden gitmesi için adeta direnen bir grubun olduğuna rastlayacaksınız.
Başkan Aydınlar ve ekibi, Federasyon’u FeNerasyon diye anılmasına yol açarken acaba çok mu masum kaldılar. Başta kulüp başkanları ve medya olmak üzere tepkileri üzerlerine çekerken hiç haklılık payı yok mu?
Her daim delil olmadığından yakınan Aydınlar, deliller geldikten sonra bir şeyler var ama karar veremiyoruz demeye başladı. Bu açıklamada ki anlamlardan anlaşılan şudur; “Usulsüzlük var, kimse masum değil ama gel gelelim göz yummamız ve üstünü kapatmamız gerekli” anlamıdır.
Federasyonun en büyük sorunu güven verememesi.
Kendi kurumunun, Fenerbahçe’nin köklü sponsoru olması, daha göreve gelmeden, gazetelerde Fenerbahçe formasını sırtına geçirerek boy boy fotoğraflarının bulunması, Mehmet Ali Aydınlar’ın çokta tarafsız olmadığını ve bizlerinde ona o nazarla bakmamamızı gözler önüne seriyor.
Şu zamana kadar gelen Federasyon başkanlarının da tarafsız olmadığının elbette ki farkındayım. Ancak bu denli taraf olanına da kimse rastlamamıştır.
Federasyonun, Fenerbahçe’ye tanıdığı hakları Ankaraspor’u ligden düşürürken tanımadığını ve yöneticileri içeride olan takımlar hakkında kaçamak cevap verip, daha ortada hiçbir delil yokken hemen Galatasaray’ın kupasını elinden alırız açıklamaları tarafsızlığı hakkında soru işareti.
Ünal Aysal açıklama yapmış, madem bir karara varamayacaksınız neden 9 Eylüle ligi ertelediniz şeklinde veryansın etmiş. Aysal, ilk başta kendisinin verdiği tepkinin gözünü boyamak için federasyonun ligi ertelediğinin elbette ki farkında.
Sadri Şener’de madem gizlilik kararı var biz kendimizi nasıl savunacağız ve madem delil yetersiz bizi neden disiplin kuruluna sevk ettiler sözüne katılmamak elde değil. Biri açıklama yaparsa Şener’de bizde öğrenmiş oluruz.
Eylül ayında iddianame yazılacak ve Kasım ayına kadar bitirileceği gözüküyor. Herkesin Kafasında ki soru işareti şu; Ya gerçekten iddia makamınca o adı geçen takım/takımlar suçlu bulunursa Federasyon nasıl bir karar alıp, nasıl bir açıklama yapacak? UEFA hak mahrumiyeti verirse topu sürekli taça atmanın getireceği zararlar karşısında nasıl kendisi ve ekibini savunacak?
Yetersiz delil olduğundan bahsedecek olanların, Aydınlar’ın, açıklarsam ceza alırım dediği gizlilikle yürütülen delillerin tamamını görmüş gibi yorum yapmalarını kimse ciddiye almıyor.
Bu kadar gizliliğe rağmen bir sürü belge daha ilk günlerde basın mensuplarınca deşifre edilmedi mi? Demek ki kendi açıklamalarından anlıyoruz, federasyonun sağladığı gizlilikle ellerinde çok daha fazla ve çok daha ciddi deliller mevcut.
Şahsen bu alınan kararlar –ki henüz alınmış bir karar yok- Federasyon başkanının Fenerbahçe tarihinde çok önemli bir şekilde kazınmasını sağlamıştır ve sağlamaya devam ediyor.
Aziz Yıldırım’ın da yetkilerinin elinden alınmasıyla Mehmet Ali Aydınlar’ın Fenerbahçe’nin gelecekteki en büyük başkan adayı olduğu aşikardır. Haliyle oda bunun bilincinde olduğu için Fenerbahçe tribünlerine oynamayı ihmal etmiyor.
Tüm toplantılarda alınan karar şudur; “Elinizde parayla yakalanmadığınız sürece teşvik primleri, rüşvet ve şike serbesttir. Yeter ki paraya elinizi sürmeyin.”
Mehmet Ali Aydınlar’ın yeni sezon öncesi Fenerbahçe’nin transfer politikalarına da el atmasını bekliyoruz.
Özellikle yabancı futbolculardan, Niang ile ilgilenip sıkıntılarını dinlemeli, Guiza’ya artık yeni bir takım bulmalı, Alex’in başarılarından dolayı sırtını sıvazlamalı.
Gülüp geçmeyin hemen, birisi dur demezse çok kısa bir süre daha nelerle karşılaşırız Allah bilir.
Temiz bir Federasyon ve temiz bir lig adına sevgilerimle.




































































