Geçen hafta İsrail temsilcisi önünde farka giden kartallar, ilk hafta yaşadıkları ve yaşattıkları hezimeti çok hızlı atlatıp taraftarlarına unutturdular. Doğrusu başlarında bu kadar sıkıntı varken çok kısa sürede bu denli hızlı toparlanmalarını ben bile beklemiyordum.
Tel Aviv karşısında ilk dakikadan itibaren bariz üstünlük sağlayıp, Eskişehir’de bıraktıkları özgüveni geri alarak, ligin korkutucu takımlarından birisi olacağının sinyallerini vermeye başladılar. Konuk ekip çok şükür ki, soğuk savaşın tesirinde kalmayıp krize yol açmadan, emanetlerini alıp kısa bir turistik geziden sonra memleketlerinin yolunu tuttular.
Beşiktaş taraftarları tarafından bu sezonun en merak edilen isimi, ne yapacağı soru işaretiyle dolu vekil hoca Carlos Carvalhal’dır. Ankaragücü karşılaşması sonrası hoş bir açıklama yaptı; “Dünyanın en iyi takımı değiliz; ama en iyi taraftarına sahibiz”
Basit bir açıklama veya yer edinme sözcükleri diyebilirsiniz ama tecrübesi olan fakat istikrarından şüphe duyduğumuz Carvalhal’ın, Beşiktaş’ın diğer yabancı hocalarına nazaran daha mütevazi, rakibine saygı duyan ve taraftarla arasını iyi tutan birisi olmaya çalışması benim teknik direktöre daha ılımlı bakmamı sağlayan taraf olmuştur.
Futbol ekip oyunudur bu ekibin en önemli yapı taşı taraftarlardır. Beşiktaş kulübünde hep taraftara has zannettiğimiz birliktelik düşüncesinin, yönetim ve teknik heyette pek örneğine rastlamamış olacağız ki bu yaklaşım şaşırtıcı geldi.
Samimiyetinden şüphe duysak ta geçen sezon ligimizi ve rakiplerini küçümseyen hatta 1960’ların futbolunu oynuyorsunuz deme cesaretini gösterebilmiş insanlarla çalışılıyordu. Beşiktaş taraftarının vekil hocaları tarafından kendilerine uzatılan bu zeytin dalını nasıl karşılayacaklarını hep birlikte göreceğiz.
Ankaragücü karşısında ki Beşiktaş’a geçecek olursak, ilk bahsedeceğim kişi hiç kuşkusuz Mustafa Pektemek olacaktır. Genç yaşına rağmen 19 ve 21 yaş altı milli takımlarda oynayarak göz doldurmuş, Gençlerbirliği kulübünde üç sezon zirveye çıkmış bir yetenektir. Acaba büyüklerin kıskacına girer mi diye düşünürken bir anda sessiz sedasız Beşiktaş’ta gördük kendisini. Ne kadar yerinde bir transfer olduğunu ilerleyen zamanlarda çok daha net göreceğiz.
Sidnei ve Edu alışma sürecini hızla atlatmış gibi gözüküyor. Özellikle Benfica takımından kiralanan Sidnei takımın en iyisiydi. Ferarri’nin yerine kiralanan oyuncu savunma yerine hücumda yer alsa sanki daha faydalı olacak gibi. Öyle ki son maçta; forvette Almeida yoksa ben varım diyen, çok yönlü tam otomatik Sidnei, aynı anda defansına sahip çıkarak rakip takım oyuncularını allak bullak etti. Vatandaşları Fernandes ve Quaresma’da kendilerini kısmen gösteren diğer Portekizliler oldu.
Ankaragücü kadro olarak çok sivrilmese de mücadeleyi seven bir ekip. Ziya doğan olduğu müddetçe bir tedirginlik beklememek yanlış olurdu zaten. Beşiktaş taraftarının yarım saat kadar nefeslerini tutmalarının asıl nedeni Ziya hoca olsa gerek.
Kafasını kullanan Beşiktaş, kafalardan gelen gollerle, kafadan üç puanı hanesine yazdırdı.
Son olarak; Guti’nin ne yaptığını veya neyle uğraştığını bilen varsa lütfen mail atsın.
Sevgilerimle..




































































