Taraflı tarafsız herkes kendi gönül verdiği futbol takımının başarılarla anılmasını ve futbol tarihinde önemli bir yer edinmesini ister.
Süper lig tarihimizde de efsane kadro adıyla anılan birçok ekip oldu. Metin-Ali-Feyyaz gibi isimleriyle örtüşen bu kadrolar gönüllerde yer edinip onlara şarkılar bestelendi, tribünlerde bu şarkılara ses verdi.
Bununla birlikte sadece yurt içinde değil yurt dışında da etkisi duyulan kadrolarımız da oldu. Dünyanın en büyük takımlarını dize getirip, tüm halkımız tarafından ayırt edilmeksizin kutlamalarda da bulunuldu.
Bu ekiplerin belki de en çok göze batanı “2000 Ruhu” adıyla anılan Fatih Terim’in önderliğinde ki Galatasaray olmuştur.
Öyle ki, vatandaş olarak alışkın olmadığımız bunca başarıya takım olarak da alışkın olmadığımız, efsane kadronun büyük başarıdan sonra zaferleri kendilerinde görüp dağılmaları şeklinde gözlemlenince detaylı anlaşılmıştı.
“Ders almam, ders veririm” ifadelerinin yerini hüsran, “Ben olmazsam bu takım çöker” cümlelerinin yerini ise vatana dönme feryatları alınca, bünye olarak başarıya alışkın olmamanın bize dokunuşlarına şahit olduk.
Yıllarca Avrupa’da sesini duyuramamış, az fark yemeyi kendilerine marifet saymış ülkenin evlatları olarak durumumuz tıpkı sonradan zengin olan insanların şımarıklığından farklı değildi.
“En büyük başarı istikrardır” düsturunu unutup, futbolun ekip oyunu olduğunu hiçe sayıp, benliğimizi ön plana koyarsak az önceki örneğinde olduğu gibi; ekip dağılır ve bireyler hüsranla baş başa kalır.
Fatih Terim üçüncü kez –Belki de son şansı olduğunun fazlaca farkında- Galatasaray’ın başına geçti. Geçtiğimiz sezon tarihinin en kötüsü olma yolunda başarıyla ilerleyen Sarı Kırmızılılar, başkansız ve hocasız ortada ne yapacağı belli olmayan bir boşluktaydılar.
Fatih hoca; “Eskilerden ders aldım” diyerek taşın altına elini koydu. Efsane kadrodan oyuncularını yanına aldı ve futbolun ekip oyunu olduğunu ve bu başarıların ekiple kazanıldığının farkındayım dedi ve bunu yaptığı hamlelerle de destekledi.
Belki ilk hafta ekip sahada duramıyordu ve belki İstanbul ekibine çok kötü kaybetti ancak her geçen gün kazanılan kondisyon ve ligin iddialı ekibi Eskişehirspor karşısında yaşanan mücadele 2000 ruhuna doğru geminin yelken açtığını gösteriyor.
Şu an bunları konuşmak takım için çok erken olabilir ancak her geçen dakika Galatasaraylı futbolcuların tıpkı efsane kadro gibi sahada hiç durmadan pres yapması ve koşmuş oldukları mesafe göstermiş oldukları mücadeleyi sergilemektedir.
Her takım başarısız sonuç alabilir ki zaten alacaktır, o mağlubiyete de değer katan ancak göstermiş olduğunuz mücadele olacaktır.
Fatih Terim’in elinde sihirli değnek olmadığını ve takımın iyi yolda olduğunu düşünürsek, Galatasaraylı taraftarlara az sabır gereklidir.
Sevgilerimle..
www.ahmetsadi.com




































































