× Facebook'ta -

 25 Mayıs 2012Cuma

FenerbahçeGalatasarayBeşiktaşTrabzonsporBursasporİ.B.BelediyesporEskişehirGaziantepsporGençlerbirliğiKarabüksporKayserisporManisasporAntalyasporMersin İdman YurduAnkaragücüOrdusporSamsunsporSivasspor
  • Milliler Gürcistan'ı avladı
  • Terim ve Mourinho yemekte buluştu!
  • İşte federasyonun B planı
  • İşte F.Bahçe'nin muhtemel rakipleri!
  • Trabzon'a bir iyi bir kötü haber
  • F.Bahçe'den Beşiktaş'a müthiş çalım
  • Michel Platini'den kötü haber
  • Fatih Terim'den devrim gibi öneri
  • Galatasaray'da Arena ayrılığı!
  • Trabzon'un Devler Ligi beklentisi sürüyor
  • F.Bahçeliler CEV Başkanı'nı çıldırttı
  • Sporda günün flaş gelişmeleri
  • Hüseyin Gülerce Yıldırım'a patladı!
  • Jose Mourinho İstanbul'da
  • Cemaat Fenerbahçe'yi mi istiyor?
  • Stoch açık kapı bıraktı
BUGÜN VE HERGÜN DOYA DOYA SPOROKUSporOku
Karakter Boyutu :
Ahmet Sadi İstek

Yine Avrupa Şampiyonası yine Hırvatistan…

09 Kasım 2011 Çarşamba

Türkiye’nin Avrupa futbol şampiyonası tarihindeki ilk maçı. Futbol aşığı bir çocuk olarak ekran karşısındaki yerini almış, milli takımımızın ne yapacağını merakla izleyen bir haldeyim. Öyle ki biriktirmiş olduğum taraftar kartlarıyla turnuvanın tüm oyuncularını sayabilecek kadar konsantre olmuş vaziyette soluğumu tutmuş gönülden milli takımımızı destekliyorum.

11 Haziran 1996 günü dakikalar 86’yı gösterdiğinde, Vılaovic’in neredeyse 60 metreden sürdüğü topu Rüştü’nün koruduğu kaleye yuvarlayışını,  arkadan gelip geçen ve herhangi bir müdahalede bulunamayan Alpay’a fairplay ödülünü hediye ederek teşekkür edişini ve zamanın teknik direktörü Fatih Terim’in sinirlenip saatini fırlatışını daha dün gibi hatırlıyorum. Sizlerde benim gibi çok genç değilseniz az çok bu sahneleri zihninizde canlandırabilirsiniz.

2008 yılı, yine bir Avrupa Şampiyonası finalleri ve yine milli takımın başında Fatih Terim var. Uzatma dakikalarında karşılıklı atılan iki gol ve penaltılarla elediğimiz Hırvatistan. Rüya gibi gecede Taksim meydanında tansiyondan bayılacak noktaya geldiğimiz, hatırladığımızda tebessüm uyandıran eşsiz bir gece.

Hatırlarsanız 1996 yılında sıfır gol ve sıfır puan ile deneyimsizliğimize kurban gittiğimiz şampiyonada içimizdeki burukluk, on iki sene sonra yarı final oynama başarısını göstererek son bulmuştu.

Ve yine Avrupa Şampiyonası ve yine rakip Hırvatistan. Bu kez şampiyonada değil şampiyonaya gitme bileti için karşılaşıyoruz ve bu kez takımın başında Fatih Terim yok.

Geçtiğimiz aylarda Hırvatistan milli takımının ünlü kalecisi Stibe Pletikosa’nın Semih’ten son dakikalarda yediği golü unutamadığını anlatan reklam filmi ve geçen hafta gazetelerimize röportaj veren teknik direktörleri Slaven Biliç’in Türkiye milli takımını öven açıklamaları bizlere gurur veriyor olabilir ancak maalesef vaziyet hiçte öyle iç açıcı değil.

Eskilerinin aksine ne yaptığı belli olmayan bir takımız artık. Çok güçlü oyuncularına rağmen elindeki değerleri kullanamayan veya kullanmasını bilmeyen bir yapıdayız. Hoş her daim milli takımı eleştirdik ve beklentilerimizi karşılayamadığını düşündük o ayrı. Rahat geçebileceğimiz eleme grubundan zor yoldan başarmak varken kolay yoldan neden yapalım mantığıyla zor bela eleme maçlarına kaldık. Birçok arkadaşımın tabiriyle kadroyu dahi Hiddink’in kurmadığını düşünür hale geldik. Ama bu sefer karşımızda dersine iyi çalışmış ve bizden daha güçlü bir Hırvatistan’la karşı karşıyayız.

Karşılıklı olarak geldiği günden bu yana ısınamadığımız hocamızın son zamanlarda imalı konuşmaları takım içerisinde güvensizliğin başka bir sebebi. Sahaya çıkarken iman kuvvetine sığınıp mücadele etmekten başka bir gayemiz maalesef yok.

Bunca olumsuz havaya rağmen belki de tek övüneceğimiz nokta, formumun fazlaca zirvesinde olan, ligde 8 karşılaşmada 13 golü bulunan ve milli takımda da gollerine devam eden Burak Yılmaz. Onun haricinde ele avuca sığacak performansı göstermesini beklediğimiz kimse yok gibi.

Ve ilk defa bu yazdıklarım için canı gönülden haksız çıkmayı diliyorum. Aksi takdirde Şampiyonalar Türkiye milli takımı olmadan çok zevksiz ve renksiz geçiyor. Bizim açımızdan ise tamamen hüsran.

Geride bıraktığımız güzel bayramın hatırına, ikinci bir bayramı yaşamak dileğiyle..

Sevgilerimle…                             www.ahmetsadi.com

Bu haber toplam (12876) defa okunmuştur.
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
1000

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Sükunet zamanı23 Mayıs 2012 - 01:59
İlahi adalet16 Mayıs 2012 - 12:49
Tarlalar nihayet yeşillendi07 Mayıs 2012 - 15:24
Federasyonun rengi01 Mayıs 2012 - 23:55
Futbol bu yüzden güzel25 Nisan 2012 - 00:14
Yeşil sahaya bekleriz18 Nisan 2012 - 00:23
Şimdi futbol zamanı11 Nisan 2012 - 02:56
Derbiyi soluklarken18 Mart 2012 - 00:24
Of Play Off07 Mart 2012 - 00:46
Avcı zamanı29 Şubat 2012 - 00:46
Terörün yeni yüzü07 Şubat 2012 - 16:38
Sıfır Tolerans30 Ocak 2012 - 12:22
Şike mi? Oda ne?11 Ocak 2012 - 01:22
Sahne yine Carvalhal'ın‏20 Aralık 2011 - 23:40
Bir Veto da benden!06 Aralık 2011 - 23:40
Irkçılığın anatomisi23 Kasım 2011 - 11:25
Ciğerin kilosu kaça?12 Kasım 2011 - 12:12
Galatasaray doludizgin18 Ekim 2011 - 21:03
Sihirli değnek28 Eylül 2011 - 12:00
Futbol, futbol içindir14 Eylül 2011 - 11:35
Milli Sıkıntı07 Eylül 2011 - 10:01
Fenerbahçeli taraftarlara mektup31 Ağustos 2011 - 12:13
Yayıncı kuruluş yancı futbol24 Ağustos 2011 - 11:18
Carvalhal üzerine teoriler10 Ağustos 2011 - 10:47
Vekil Hoca; Carvalhal..02 Ağustos 2011 - 16:44