İstanbul’da çok soğuk bir havaya rağmen sımsıcak bir atmosfer.
Eline şanlı bayrağımızı alıp tribünlere koşturan on binlerce taraftar, sahada bizleri temsil edecek oyuncularımıza moral ve onların yanında olduklarını hissettirmek için Arena’da yalnız bırakmadı.
Medarı iftar milyon dolarlık oyuncularımızı sahada pas yapamayan, topları ezen, kaleye şut çekemeyen kısaca takım olamayan bir görüntü ile bizleri kahrettiler.
Oyuncularını çok iyi etüt etmiş Slaven Bilic ile oyuncularının değil mevkilerini bekli de hangi takımda dahi oynadığını bilmeyen, ay sonu maaşını sayarken yorulan bir teknik adam Guss Hiddink karşılıklı olarak yeteneklerini sergiledi.
Düne kadar herkesin eleme maçlarını ne kadar kötü oynarsak oynayalım gözlerinin içerisinde Avrupa Şampiyonası için bir umut ışığı vardı. Gerçi hangi oyun ile şampiyonaya katılacaksın diye sorarlar adama.
Velhasıl oyun yok, çünkü sahada oyuncu yok. Çünkü sahadaki oyuncular ay sonunu nasıl tamamlayacaklarını düşünmekten maça konsantre olamadılar.
Karşılaşma öncesi birisi maçı sırtlayacak bir oyuncu söyleyebilir miydi? Kim Arda mı? Hadi canım.. Sabri mi? Güldürmeyin.. Semih mi? Ha pardon o zaten kadroda yok değil mi? Burak diyorsanız Burak’ın yakasını bırakmazsak o performansını bırakacak.
Sahada olamayan her türlü sıkıntısına rağmen gönülden destek olan insanlarda bulunan yürek maalesef futbolcularda yok.
Hani kalecimize tepki gösteren taraftarlar ve bu taraftarın kötü olduğu vurgulanıyor ya, aynı taraftarın maçın başlangıcından önce adı geçen şahsı ölümüne desteklediğinden neden bahsetmiyorlar.
Hiddink mi? Ona söylenecek laf yok. Her şey ortada.
Bu zincirleme halkanın en zayıf noktasına gelince o da hiç şüphesiz, şike operasyonunu yönetemeyerek her kesimi kendisine düşman eden, Süper ligi deneme tahtasına çevirerek yancı tavır çizen başarıların mimarı Mehmet Ali Aydınlar ve ekibine aittir.
Biz önce vatandaş sonra taraftar olarak bir bedel ödüyoruz, bakalım tüm federasyon ve oyuncular nasıl bir bedel ödeyecekler.
Hırvat kalecinin 70.dakikada ki ısınma hareketleri millilerimizin ne kadar etkin oyun oynadıklarının en keskin örneğidir.
Volkan olayına gelirsek ne olursa olsun hiçbir futbolcu taraftara küfretme yetkisine sahip değildir. Kaldı ki provokatörlük yaparak ortalığı kızıştıran ve yüksek performansını kapatmak için farklı yollara başvuran Volkan olsun.
Takımcılık yapmanın alakası ve mantığı yoktur. Bilindiği gibi orası milli takımdır ve Volkan ile Arda arasında farkta bulmak ve bulmaya çalışmak kansızlıktır. Nasıl ki maç öncesi herkesi bağrımıza basıyorsak, başarısızlığınızı da bağrımıza basabilirdik, yeter ki insan..
Bu halk hak etmeyene hak etmediği gibi karşılık vermez.
Tüm ciğersiz sporcular için söylüyorum; Yarım milyon dolarlık arabaya binerken, 100 kuruş etmeyecek ciğerle sahada mücadele edersen o ciğeri halk, ekmek arasında sana yedirir.
Vesselam..





































































Taraftar protesto edebilir ki bunu 55. dakikada yaptilar. Volkan kendine sormali neden boyle oldu diye.
Ne yani taraftar Volkan'in moralini bozmasaydi volkan ataklara katilip 5 gol mu atacakti da milli takimi kurtaracakti.
Teshisi dogru yere yapmaliyiz bu durumun sebebi taraftar degil futbol yoksunu futbolculardir.
cehennemde her ülkenin bir kazanı varmış içinde Sıcak kaynayan yağ olurmuş günah işleyenler bu kazanlarda cezalandırılıyormuş.kazandan kafasını çıkaranları zebaniler kafasınıa vurarak geri kazana sokuyormuş. baş zebani bir bakmış diğer kazanlarda her kes çıkmaya çalışıyor ama türkiyenin kazanından kimse kafasını bile çıkarmıyor baş zebani zebanilerden birini çağırmış ve sormuş
- niçin türkiyenin kazanından kimse çıkmıyor yoksa orda günahkar yokmu?
zebani:
- olmazmı, ama çıkmaya çalışanı alttakiler geri çekiyor...