Etkisiz ve sessiz bir şekilde görevine başlamasına rağmen, kısa sürede çalışkanlığı, sıcak kanlılığı ve Türkçe konuşmaya çalışmasıyla –Yıllarca ülkemizde çalışan ve buna rağmen tek kelime öğrenemeyenlerin kulakları çınlasın-Beşiktaş’ın ne denli isabetli bir hocaya takımını emanet ettiğini gösterdi.
Daha ülkemize ayak basalı çok kısa bir süre olmasına rağmen antrenmanlarda sergilediği sempatik tavrı ve yeni yeni öğrenmeye başladığı Türkçesiyle taraftarın gönlünde yer edindi. Hatırlayın Fatih Terim Fiorentina’nın başına yeni geçtiğinde kullanmış olduğu acemi İtalyancasıyla, İtalya’da sempatik karşılanmış ve gündemden hiç düşmemişti.
Geldiği ilk günlerden beri vekil hoca sıfatıyla bakılan Carvalhal, belki de tam takıma adapte olduğu vekendisini tek lider gördüğü sırada Tayfur Havutçu’nun beraat etmesi üzerine ne yapacağını şaşırdı.
Vefasızlığıyla ünlü Beşiktaş yönetiminin bu belirsizlikte vereceği karar merak konusuydu. Yıldırım Demirören’in sekizinci hocasının hem yurt içinde hem de yurt dışında başarılı olması yönetimin kağıt üzerinde çeşitli arayışlara sevketmesini sağladı.
Özellikle Avrupa mücadelelerinde göstermiş olduğu performans ile gündemden düşmeyen Carvalhal’in, takımından 150 günü aşkın süredir uzak olan Havutçu’ya görevi devretmesi elbette ki mantıksız olacaktı.
Beşiktaş’ın Ertuğrul ve Deli İbrahim’lerle yaptığı kötü imajı yenme adına hem Tayfur Havutçu’ya sahip çıkması hem de başarılı olan isimlerin kalıcı olacağını ispat etmek için Carvalhal’e sahip çıkması gerekiyordu.
Tayfur hocanın futbol takımlarının genel direktörlüğüne getirilmesi, hem Havutçu’ya terfi imkanı sağlamış hem de Carvalhal’e güven tazelemiş olduğundan Beşiktaş için yerinde ve son derece mantıklı bir karardır.
Türk hocanın transfer döneminde başrolü oynayacağını düşünürsek, bu konuda Carvalhal’in işini bir hayli kolaylaştıracağı kesin. Yapılacak her yanlış transferde topu Tayfur’a atacak yabancı hocanın, üzerindeki gözlerin daha çok artması ve oluşabilecek çeşitli dedikoduların önlenebilmesi adına daha fazla efor sarf edip, daha fazla başarılı olması şart.
Demirören’in son icraatını yerinde bulmakla birlikte bu sezona moral men çökük giren Tayfur Havutçu’nun sezon sonuna kadar dinlendirilmesi ve kendine gelmesinin sağlanması gerekirdi.
Yapılacak bir görev dağılımı olacaksa eğer sezon sonuna saklanması, devre arasında gittiği gibi ani bir şekilde dönen eski hocanın, önce kafasını toplaması, sonra dinlendirilmesi ve gerekirse atılacak bir adım varsa en sonda atılması gerekirdi.
Velhasıl, Beşiktaş açısından kötünün iyisi diyebileceğimiz bir sonuç çıktı. Carvalhal’in gönderilmesi fikri Beşiktaş yönetiminin kendi ayağına kurşun sıkmaktan öteye geçemeyeceğini anlaması büyük gelişim.
Bu gelişimi devam ettirebilmeleri dileğiyle..
Sevgilerimle..




































































