Son Yılların en esrarengiz ülkesi Mısır’da, sular bir türlü durulmuyor. Devrimden sonra sakinlik sağlanmış değil. Öyle ki geçen hafta bir futbol müsabakasında katliam gibi bir sonuç çıktı.
Çıkan sonuca göre en bunaltıcı inançsız kışkırtıcı terör örgütlerinin bile Mısır halkına bu sonucu verebilmesi imkansızdı. 80 civarında insanın ölümü, 1000’in üzerinde insanın yaralanmasına akıl sır ermiyor. Adı holiganlık ile anılmış ve böylece nam salmış ülkelerde dahi böyle gafletle karşılaşamazsınız.
Yazılarımı takip edenler bilir, benim için asıl olan taraftardır ve genelde taraftarları haklı görürüm hep. Yaz, kış demeden her türlü zor şarta ve imkansızlıklara rağmen, stadlarda yatıp kalkan birisi olarak tek düşüncesi mutluluk olan, renklere bağlı, para için değil gönülden hareket eden bu insanların psikolojisini çok iyi bilirim.
Geçen zamanla veya olgunlukla mı bilemiyorum bu duygu ve mantığımın yerini daha ılıman düşünceler kapladı. Gençliğimin en hareketli çağlarında takım kavgasına karışmış birisiydim ben. Çevrenin etkisiyle, delikanlı damarlar anlamını ve mantığını bilmediği bir şiddet içeren sevdaya tutuşuyor.
Lise çıkışlarında kavgaya girişen o grupçuk vardır ya hani, işte onlar holiganizmin başlangıcıdır. Fanatiklikte aynen böyle başlar. Hayatta ağzıma sürmesem de tiryakinin sigarayla tanışma anından farklı olduğunu düşünmüyorum. Her huy ve davranış, ister kötü isterse de iyi olsun bir adımla başlar.
Daha küçücük bir çocukken maçları televizyondan takip eder, evi bayraklarla süsler, futbolcu kartları biriktirir, takımımın mağlubiyetiyle ağlardım. Gençlik çağlarımda daha olgunlaşacağım yerde stadyum kenarında sloganlar atarak göz dağı verirdim.
O ruh haletiyle vatanımıza düşman saldırdı deselerdi, çok daha fazla motive olabileceğimi veya daha fazla –avam diliyle- gaza geleceğimi zannetmiyorum.
Maç kazanıldığında sayısal lotoyu tutturmuş gibi sevinen, kaybettiğinde ise dünyası yıkılan bir ben vardı. Bu futbolun samimiyetine, saflığımıza veya duruluğumuza verilebilir ve gayet hoş duygulardır ama bu duyguları şiddetle birleştirdiğiniz zaman ucu alınamayan bir girdapa düşersiniz.
Can alıcı noktayı söyleyeyim mi sizlere. Dostlarım, hayatınız boyunca bir konu sizi meşgul etmezse, sizi meşgul edecek konuyu bulurlar. Sosyal içerikli mesaj vermek, çok bilmiş havasında ukalalık yapmak istemem. Olaya içindeki holiganizmi öldürmüş bir adamın feryatları nazarıyla bakabilirsiniz.
Sizi dolduracak, sevginizi, ilginizi, gücünüzü kısaca vakit harcadıkça, fedakarlıkta bulundukça aynı ölçüde geri dönüşümü sizlere faydalı olabilecek dallarla ilgilenmezseniz, kalbinizi kaplayan öfkenin, şiddetin yolunu tutarsınız. İnanın futbol fanatizmi bile bu kötü girdapın en temiz yoludur.
Bir sosyal bilimci olmasam da Mısır’da ki terör yanlısı holiganları görünce, yıllar önceki düşüncelerimin ne kadar anlamsız olduğunu hissettim. İlkokul çağlarında Tanju ve Prekazi gibi futbolcuları antremanda izlemiş, hayatı hep futbolla geçmiş bir kişi oluşum ve tüm enerjimi fanatizm yönünde harcamış olmam, Üniversite çağlarımda çevremin etkisiyle bu sefer başka konulara yönlendirmemle ılıman bir hal almış bulunuyor.
İster bunu din olarak algılayın potansiyelinizi bu yönde kullanın, ister sanat deyin şaheserler oluşturun.. Ama sizi olumlu yönde destekleyecek bir meşgale bulun.
Maç sonrası savaş nidaları atan, kavgaya girişen bunun akabinde hayatını kaybeden ve yaralananların sayısı inanılmayacak kadar fazla. Tezahüratını yapıp maçını izledikten sonra stresini atmış olarak evine gitmenin yerine, can acıtarak ve kul hakkına girerek vicdan azabı çekmenin anlamı yoktur.
Futbol bir sevdadır, bir tutkudur.
Bu sevdayı kirletmeyen duygularla yazmak üzere sevgilerle..




































































