Gün boyu zaten hepimizin kulağına ufak tefek fısıltılar gelmeye başlamıştı.
Arda gidiyor mu?
Teklif gerçekten varmı?
Vs vs..
Sonuç olarak Arda gitti.
Çok sevdiği Galatasaray’dan liglerin başlamasına çok az kala ayrıldı.
Kaptanı olduğu Galatasaray’dan hiçbir somut başarı kazanmadan gitti.
Yeniden yapılandırılan Galatasaray’ın dümeninde kalması beklenirken o çook önceden kafasına koyduğu ayrılık kararını uygulamış oldu.
Yani Türk futbolunun son zamanlardaki en popüler futbolcusu artık Avrupa’da oynayacak.
Atletico Madrid’de başarılı olacaktır.
Hatta göreceksiniz Madrid’de elinde tutamayacak A sınıfı takımlardan birine yakında gidecektir.
Kariyer açısından mükemmel bir yol. Eyvallah.
Ama ama ama...
Arda dünyanın zirvesine de çıksa, ilerlediği yol doğruda olsa o yola değerlerinden ödün vererek çıkmamalıydı.
Ne demek bu? Anlatayım efendim.
Arda meselesinin en başı taa Aziz Yıldırım’ın şakayla karışık sanılan o 15 milyon Euroluk teklifine dayanır.
Şimdi söyleyeceklerim dedikodu değil.
Sırf o teklifin ciddiyeti yüzünden Adnan Polat yönetimi acele bir şekilde Arda’yı kaptan yaparak kendilerince bir tutundurma faaliyeti içine girdiler.
Amaçları gündemi değiştirmek, Arda’ya kendini özel hissettirmek..
Ayhan gibi ağabey dediği birçok adamın olduğu, çocukluk zamanında gazoz kasalarının üstünde izlediği Kewell’ın olduğu takıma kaptan yapıldı.
Takımın neşe kaynağı, takımın çocuğu, takımın taklitçisi, takımın en komik adamını takıma kaptan yaptılar.
Olmayacak adamdan bir efsane yaratmaya çalıştılar.
Kaptan olunca bütün özel hayatının gündeme geleceğini hesaba katmadılar.
Kaptan olunca o neşeli ve hevesli hareketlerini bırakıp çakma bir kişiliğe bürünmesi gerektiğini de hesaba katmadılar.
Bu ülkenin efsane kaptanlarının oluşturduğu kriterlere Arda’nın sahip olmadığını göremediler.
Attılar gencecik adamı ortaya.
Futbolu hariç herşeyi konuşuldu Arda’nın.
Baktılar artık bir reyting unsuru yüklenildikçe yüklenildi.
Tıpkı şuan Aziz Yıldırım’da olduğu gibi Türk spor medyasının joker haberiydi Arda.
Bütün bunlar oldukça Arda’da kaldıramadı bazı şeyleri.
Galatasaray taraftarı onun kulağını çekerken, o taraftara sitem etti.
Sırf protesto edildi diye yılda bir kez Galatasaray’ı görebilen Anadolu’daki taraftara bile sırtını dönebildi.
Misal Manisaspor maçıdır.
Bilerek veya bilmeyerek kısır ve vasat bir döngünün içinde sıkışıp kaldı Arda.
Sebebi sırf popüler olduğu için.
Popülerliğinin başlangıcı da Galatasaray kaptanlığıdır.
Daha sonra hanım arkadaşı gelir.
O yüzden Adnan Polat’a teşekkür edelim dünyaya çok iyi bir Türk futbolcusu kazandırdığı için!!!
Çünkü bu olaylar olmasaydı Arda şuan gitmezdi. Kaptan olmasaydı futbol olarak başka yerlerde olabilirdi. Kafa olarak futbola daha iyi konsantre olabilirdi.
Her fırsatta Galatasaray sevgisini dile getiren Arda eğer şimdi gittiyse bütün bu huzursuzlukların çok büyük etkisi var.
Burada rahat bir şekilde yaşamını sürdüremediği için huzuru aradı Arda.
Ama Arda’nın da kaçırdığı çok önemli bir nokta var.
Galatasaray’ı seven milyonlarca insan var bu ülkede.
Maddi veya manevi elindeki imkan ne ise o şekilde hizmet ediyorlar Galatasaray’a.
Arda daha Galatasaray’a hiçbir şey vermedi.
Galatasaray’la olan ithalat-ihracat dengesi çok bozuk.
Galatasaray ona bir yaşam kazandırdı ama o Galatasaray’a hiçbir şey armağan etmedi.
Çok sevdiğin takımında kaptan olup ne bir şampiyonluk ne bir kupa sevinci yaşamadı, yaşatmadı.
Bu kulüp tarihine geçecek herhangi bir aktivite kayıtlara daha düşmedi.
Arda bu başarıların ucundan bile olsa yakalasaydı bu ülkede krallar gibi yaşardı.
Bir tane olumsuz haber yapılmazdı.
Galatasaray taraftarıda başına taç yapardı kaptanını.
Tarihin en başarısız dönemini geçiren takımın kaptanı olarak medya desteklide olsa o kadar eleştiriyi kaldırabilirdi Arda.
Maalesef bu kadar emek verdiği, uğruna bu kadar yıpratıldığı camiada hiçbir iz bırakamadan gidiyor Arda.
Hepimiz öleceğiz. Bir sonraki jenerasyonları görecek Galatasaray’da emin olun hatırlanmayacak bile.
Avrupa’da başarılı olsa bile (tekrarlıyorum, olacağından eminim) Galatasaray tarihinde adı kayda değer biçimde geçmeyecektir.
Ben olsam Fenerbahçeli Tuncay, Galatasaraylı Arda olmayı seçerdim her zaman.
Bu karar Arda’nın.
Onu bu noktaya getiren sebeblerde var.
Ama yuvasından kopmadan önce keşke onu tanımayacak nesillere bile aktarılacak saygıyı ve başarıyı kazanabilseydi.
Biraz daha sabredebilseydi.
Yine de yolun açık olsun Arda.
Seni seven herkes arkanda olmaya devam edecek.
Umarım bizde Arda meselesinden yeni gençlerimizi büyük kulüplere yakıştırmasını beceririz.
Çünkü bizim kulüplerimizde az uz takımlar değil. Yakın zamanda görünmesi dileğiyle..
Hoşçakalın...




































































