İhmal ettim biliyorum.
Yazın işlerin yoğunluğundan ve futbol ünitesinin vasatlığından çok sayıda yazı yazamadım.
Şike olaylarına da çok girmek istemediğim için bu az sayıda yazıda Orduspor’umu değerlendiremedim.
O yüzden yazmadığımdan yakınan hemşerilerimden affımı isteyip Süper Ligin Ordusuna bir dönüş yapalım.
Kim geldi kim gitti pek önemli değil.
Zaten her geleni son yaşadığı eve kadar araştırdığımız için tek tek transfer borsası gibi haber yapmayacağım.
Saha içine girmeden saygıdeğer hemşerilerime söylemek istediğim birkaç şey var.
Yeni bir takımız.
Süper Lig içinde yeni bir ekibiz.
Yıllar sonra gelen başarıyla çıktığımız statü maddi ve manevi değerleriyle uyum sağlamamızı gerektiriyor.
Geçen senenin sempatik takımı gözüyle bakılmayacak artık Orduspor’a.
Umduğumuz başarılar çarçabuk gelmeye başladıkça bir baba edasıyla kulağımızdan çekmeye çalışanlar olacaktır.
Tek yapmamız gereken duruşumuzu bozmamak.
Zaten ortalık barut gibi.
Son yaşanan olaylardan sonra her deplasmanın sorunlu geçmesi muhtemel.
Ama benim dileğim 19 Eylül Stadyumu sadece ama sadece sahadaki oyuna sorun çıkartacak bir atmosfere sahip olmalı.
Rakip takımın gelirken en rahat ve en korktuğu deplasman olmalı.
Yani saha dışı olaylardan bir gram bile bahsedilmeyen ama rakip takımın hep topa dokunuşunda müthiş bir ıslık ve gürültüyle her pozisyonun içinde olan etkili taraftar profilini sürdürebilmeli.
Nasıl yapılacağını çok iyi biliyorlar fazla söze gerek yok.
Bunun dışında yönetim-teknik adamı uyumu üst seviyede.
Yönetimsel anlamda belirlenen misyon ve vizyon doğrultusunda çok doğru ve seri adımlar atılıyor.
Metin Diyadin de adam gibi adamdır sırf o var diye içiniz rahat olabilir.
Yanlış işler bu anlayışla bu kapının yanından bile geçemez.
Saha içinde oluşturulması gereken bir uyumdan söz edebiliriz.
Ama özellikle başkentteki maçlarda takımın birşeyler yapmaya çalıştığını görebiliyoruz.
Al gülüm ver gülüm yerine bir sistemin parçalarının teker teker yerlerine entegre olabildiğini görebiliyoruz.
Özellikle duran toplarda hatta taçlarda dahi bir çalışılmışlık söz konusu.
Yönetim eğer forvet ihtiyacını giderirse etkili bir takım karakterine kavuşması uzun sürmez.
Yabancıların Ordu gibi ılımlı ve güzel bir kente alışmalarıda kolay olacaktır.
Bir fidangör bir sahil yaptılar mı bütün maçın yorgunluğu gider zaten.
Hele bir de teleferiğe bindirdik mi kötü oynarsanız sizi boztepeden aşağı sallandırırız vallahi mesajı onlara yeterde artar.
Bir Ordulu ama aynı zamanda bir spor adamı olarak düşüncem Orduspor’un öyle asansör takım falan olmayacağıdır.
Temennim ise üstün ve istikrarlı bir yapıyla Avrupa Kupalarının dahi zorlanacağıdır. Bu takım eğer lige iyi başlarsa seneye Avrupa Ligi’ne gider. Demedi demeyin.
Unutulmasın Orduspor’un dolduramayacağı stat Türkiye’de yoktur.
Ordulu büyüklerime küçüklerime selamlar olsun.
Hoşçakalın..




































































