Noureddine Amrabat.
1987 doğumlu, Faslı.
Geçen yılın ortasında Kayseri’ye geldi.
Tam 1 senede ülkemizde sükse yapmayı başardı.
Şuan birçok kulübümüzün takımında görmek istediği tarzda bir oyuncu.
Bunlardan birisi de Galatasaray.
Şeklen ve etik açıdan ne yöndedir bilinmez ama Amrabat’a talip olduğunu açıkladı Sarı-Kırmızılı kulüp.
Bu açıklamaya karşılık Amrabat’ta Galatasaray’da oynamak istediğini açıkladı.
Bu isteğe karşılık da Kayserispor Amrabat’ı A2 takımına gönderdi.
Neden?
Çünkü Kayseri yönetimi çıktı bu oyuncuyu kesinlikte satmayacağız dedi ve buna rağmen Amrabat’ta böyle bir istekte bulunup bunun için de özür dilemedi.
Bundan tam 1 sene önceye gidelim.
Amrabat ,PSV gibi bir takımda daha iki yıllık sözleşmesi bulunmasına rağmen, geçirdiği iki yılda başarılı da olmasına rağmen fazla forma şansı bulamadığı için ayrılmak istiyor. PSV’de yerine nasıl olsa başkasını koyarız düşüncesiyle transfere onaya veriyor ve Kayseri’ye yolluyor.
Yani sen bizim gibi takımdan nasıl gidebilirsin gibi tavırlara girmiyor. Oyuncunun takımdan büyük olmadığını biliyor ve umursamıyor.
Burada ise tam aksine, sen takımdan büyük müsün deyip oyuncu cezalandırılıyor.
Bunun asıl sebebi nedir aslında biliyor musunuz?
Kendi takımlarımıza reel gözle bakamamamız.
Herkese göre kendi takımı tabi ki vazgeçilmez ve bir numaradır fakat bütün dünyanın kabul ettiği hiyerarşiyi de gözardı etmemek lazım.
Nasıl bizim şampiyonluk yaşayan kulüplerimiz Barcelona, Madrid, Milan gibi takımların yanında gerilerde kalıyorsa; Kayseri’de Galatasaray, Fener, Beşiktaş, Trabzon hatta Bursa gibi takımların bir-iki adım gerisinde olduğunu unutmadan futbolcuların bu isteklerini garipsememelidir.
Yoksa Ali Turan gibi bir olay yaşanırsa Amrabat’ın sözleşmesinin bitmesine 3.5 yıl var. Yazık olmasın çocuğa. Ya takıma kazandırılsın ya da bırakın gitsin...
Euroleague
Hem Final-Four’un bu yıl İstanbul’da olması hem de son 16 takım arasında ilk defa 3 takımımızın olması nedeniyle ayrı bir heyecan yaşadık kura çekiminde.
Takımlarımızın aynı gruba düşebilme ihtimali bile güzeldi.
Hoş Efes ve Galatasaray aynı gruba düştü ama yanlarına bir de CSKA gibi turnuvanın ağır favorisi gelince iki takımımızdan birinin heba olması pek güzel olmadı.
Yine de Efes veya Galatasaray gruptan çıkabilirse çeyrek finalde ya Madrid ya da Siena karşısında İstanbul güdüsüyle kendini Final Four’a atabilir.
Fenerbahçe ise görece olarak daha kolay bir gruba düşmüş olsa da lider çıkmadığı takdirde çeyrek finalde Barcelona duvarına toslayabilir. O yüzden Fener’e kesin liderlik gerek.
Sonuçta tek isteğim İstanbul’daki finallerde birinden birinin olması ve bu fırsatın kaçırılmaması.
ES-ES ve Ersun YANAL
Ersun Yanal’ın yeni başladığı takımlardaki sezon başı özelliğini bilirsiniz. Hem Manisa’da hem de Trabzon’da ilk haftalarda inanılmaz puanlar toplayarak takımları şampiyonluk potalarına sokmayı başarmıştı. Eğer bu istatistiğini Eskişehir’e ikinci yarı itibariyle taşımayı başarırsa hazır 4.sırada bulunan ve ilk yarıda 30 puan toplayan Eskişehir’in play-off’a kalması içten bile değil.
Sarkozy
İsmet Tongo hocamız ne güzel yazmış bir de ben dile getireyim. Bu şike olaylarını bir an önce çözmezsek Sarkozy ve Platini kafamıza çökebilir dikkat edelim.
Adana Demirspor
Galatasaray’la eşleşince ilk talepleri maçı Adana’da oynamak oldu. Birçok insan bunun Galatasaray’ı Adana’ya getirmek dışında seyirciden para kazanmak olduğunu düşündü ama işin aslı öyle değil.
Bu yıl oynanan kupa maçları gelirlerinin %60’ı galip takıma geri kalanı mağlup takıma veriliyor.
Arena’nın kapasitesi 52.000 civarı.
Adana 5 Ocak ise 14.000.
Maç İstanbul’da olsa en az 14.000 kişi bile gitse daha çok kazancı olmaz mıydı?
Hoşçakalın...




































































