Deplasmanda alınan Braga galibiyetiyle moral depolayan Beşiktaş, Gençlerbirliği karşısına ard arda oynayacağı 3 önemli maçı (Braga-Galatasaray-Trabzonspor) düşünerek çıkmış olacak ki, maçın ilk yarısı yine bildiğiniz gibiydi. Vasatın altında oynanan bir futbol müsabakası, isteksiz ve galibiyete odaklanmayan futbolcular, eski görüntüsünden uzak tribünlerle, saçma sapan bir 45 dakika.
O soyunma odasında nasıl bir atmosfer var, neler konuşuluyor bilmiyoruz ama ikinci 45 dakika yukarıda sarfettiğim tüm kelimeleri çöpe attırabilecek cinstendi. Daha istekli, daha atak, 0-1 geride götürdüğü maçı çevirebileceğine inanan bir Beşiktaş vardı. Atakların sıklığı golün habercisiydi, ki öyle de oldu..
Portekizlilerin maç seçme gibi bir huyları olduğunu daha iyi anlıyoruz artık. Avrupa kupası maçlarında "Sıfır" hata ile oynayanlar, lige döndüklerinde antrenman havasında maç yaparak günü kurtarma peşinde olabiliyorlar.
Performanslarını kullanmak istediklerinde neler yapabileceklerini yine gördük. Simao'dan artık bahsetmek gereksizlik oldu bizler için. Braga'ya attığı gol dışında, Beşiktaş'a bu sene hiçbir katkısı olmadı. Fenerbahçe'ye attığı o müthiş golün sonrasında kendisini hiçbir şekilde adapte de edemedi.
Fernandes top taşıma ve takımı ayakta tutma konusunda gerekeni yaptı. Ancak Ernst ve Veli'nin ona olan desteğini göz ardı edemeyiz. Son zamanlarda görev adamı olduğunu fazlaca belli eden ve (ben dahil) ligin başlarında gereksiz transfer olarak görülen Veli herkesi utandırmaya başladı. Arı gibi çalışıyor çocuk. Belki beceri olarak artı birşey katamıyor ama verilen görevi layıkıyla yerine getirmesi, Beşiktaş için büyük şans.
Ersan için şimdilik birşey söyleyemeyiz. Belki de bu sezonun sonuna kadar kendisiyle ilgili yorumlara kapalı olabiliriz. Kısmetsizlik yakasını bırakmayınca, performans ve psikolojik olarak da kendini toparlamakta zorlandığını görebiliyoruz. İlk yenilen goldeki hatası bunu başlıca kanıtıdır. Daha iyi olacağından şüphemiz elbette yok ancak zamana herkesten çok ihtiyacı var. Sezon başından beri, kart cezası dışında hiçbir maçı kaçırmayan Egemen'i, bu maçta gözlerimiz aramadı desem yalan söylemiş olurum.
Bu hafta Galatasaray-Beşiktaş derbisi var ve iki takımda kazanmak için elinden geleni yapacaktır. Carvalhal,Selçuk ve Melo'yu durdurabilirse, Beşiktaş 3 puanı rahatlıkla alabilir. Fernandes'in olmaması elbette handikap ancak Saraçoğlu'nda oynanan derbiyi hatırlayanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. Necati iyi bir profesyonel ve yetenekli bir topçu. Ancak Gaziantep ve Mersin'e gol atmak kadar kolay değildir Beşiktaş.
Aylardır YETER diye ortalığı inleten Beşiktaşlılar, istedikleri sonucun oluşmasının haklı gururunu yaşıyor. Türk futbolunu bilemem ama Beşiktaş taraftarının gözü aydın. Gönüllerinde yatan "Başkan"ın o koltuğa oturacağı günü sabırsızlıkla bekliyoruz.
Sevgiyle kalın..





































































YANLIŞ MI HATIRLIYORUM :)