Galatasaray kazandı ama skora paralel güzellikte bir oyun oynadı mı? Kesinlikle hayır!...
Sarı kırmızılılarda bir şeyler eksik. Bu kaliteli kadroda belki de en önemlisi topu dikine oynayacak oyuncu eksikliği var. Atletico Madrid’in bu hafta 4-0 kazandığı maçtaki Arda’yı görünce eksiğin de ne olduğu gayet açık.
Arda’nın yeri Riera’ya rağmen doldurulamadı. Gerçi Riera 10 numara bir futbolcu. 90 Dakika boyunca Kewell’in ilk yılını anımsattı bize. Harika bir sol ayak, soğukkanlılık, adam geçme yeteneği, arada şut denemeleri ideal bir kanat oyuncusu. Ama sadece kanat oyuncusu. Arda gibi yeri geldiğinde ortadan diklemesine giren bir oyuncu değil. Yer değiştirmeyi çok sevmiyor.
Melo ise defansif özellikleri güçlü ayağa top yapmayı bilen bir isim. Selçuk da yerinin en iyi yerli oyuncusu. Ama gene de bir şey eksik o eksik olan şeyi bulma görevi de Fatih Terim’in.
3-1 kazanılan maça bakıyoruz Galatasaray takımı rakibine oranla daha fazla topla oynamış ama pozisyon zenginliği yok denecek kadar az. Atılan gollerde bile gol pozisyonu yok. Ebue’nin kaleciyle karşı karşıya kaldığı tek pozisyonu saymazsak tabii…
İlk 45 dakikada baskılı oyuna rağmen gelen tek gol Melo’nun olağanüstü şutundan…
Yenilen gol yine defansın ciddi hatası. Özellikle orta göbekte oynayan Gökhan ve Ujfalusi’nin hatası. Melo bu pozisyon için de kale önüne kadar gelip yardım yapıyorsa sorun var demektir. Melo 10 numara oynayacaksa, takımını atağa daha rahat çıkaracaksa defanstaki isimlerin daha sağlam durması gerekir. Geri ileri koşan bir Melo’nun gücü erken tükenir.
Elmander çok klas bir oyuncu. Tam golcü değil ama bugüne kadar izlediğim kadarıyla isabetli şutları olan, topu ayağına yapıştıran ve rakibine zor kaptıran bir oyuncu. Orta saha ile golcü arasında sürpriz golcü ve pasör olabilir.
Özetle Galatasaray kazandı ama gelecekte de takır takır kazanacak bir görüntü vermedi.
Takım olarak dinamik bir oyun anlayışı yok. Rakiplerin işine gelen bir yavaşlık söz konusu. Çabuk oynayacak oyuncular da mevcut. Gerçi rakip de 4-5-1 düzeni ile sahaya çıkarak haddini bildi ve çabuk isimler boş alan bulamadı.
Penaltı yüzde yüz penaltı değildi. Tamam kaleci Elmander’e çarpmadan da yanından geçip degaj yapabilirdi. Bilerek üzerine gitti ama kırmızı biraz abartılıydı. Ancak hakem pozisyonda sertliği ve darbenin nereuye geldiğini tam kestiremedi. Normalde Kuddusi Müftüoğlu çok rahat, ve başarılı bir yönetim sergiledi. Yardımcıları ile uyum içindeydi.




































































