Galatasaray ‘da mağlubiyet kabul edilir, beraberlik kabul edilir ama beraberliğe razı bir oyun anlayışı içine girenler affedilmemeli…
Dün Galatasaraylı bazı oyuncuların 10 kişi kalmalarını da bahane ederek özellikle maç berabere seyrederken skora razı bir tavır sergilediler. Hele ki 82’de penaltıdan gelen beraberlik golünden sonra herkes işinin bittiğini düşünüyor gibiydi.
Galatasaray forması giyen oyuncuların böylesine rezil bir tavır sergilemesi oynanan kötü futboldan da Galatasaray düşmanı olan Bünyamin Gezer’in kararlarından bile daha beterdi.
Bünyamin Gezer demişken açıkçası her yazımda Türkiye’nin en tehlikeli hakemi olduğunu ifade etmiştim. Trafik polisi gibi düdük çalıp yön gösteren bu hakemin Galatasaray’ın ve Galatasaray’ın rakiplerinin maçlarına ısrarla verilmesi uygulaması manidardır.
Ne zaman lig sıkışsa Bünyamin Gezer kritik maçlara veriliyor ve her nedense belki de gönlündeki malum takımın işine yarayacak kararlar veriyor. Bünyamin Gezer adeta çilingir gibi. Kapanan kapıların anahtarı oluyor sürekli....
Gezer’den birinci sınıf bir hakem olmaz. Muslera’nın atıldığı pozisyon yeni kurallar gereği sarı kart olmalıydı.
Çünkü Muslera rakibe değil topa hareketleniyor ama zamanlama hatası ve Karabüksporlu forvet oyuncunun çabukluğu nedeniyle bir çarpışma oluyor.
Pozisyon sert gibi görünse de, Muslera’nın karete yaptığını söyleyenler çıkacak olsa da topun yüksekliğine baktığınız Uruguaylı kalecinin doğal bir vücut hareketi içinnde olduğu, rakibine gitmek gibi bir düşüncesi olmadığı açık.
Kısacası hakem hata yapar. Yapacaktır da ama o hata yapan Bünyamin Gezer olunca iş değişiyor.
Bünyamin Gezer’e Galatasaray camiası ve hatta Trabzonspor camiası da inanmıyor, güvenmiyor. Çünkü Gezer’in çaldığı her düdük tek bir takımın işine yarıyor sürekli. Daha sezon başındayız ve temiz futbol beklerken art niyetli hakemlerin sahada olması kabul edilir değil.
Bunun da ötesinde Galatasaray takımı ya kondisyon eksikliği ya mental eksiklikler nedeniyle maçlara asılmıyor. Tempolu oyun yok. Yemin ediyorum taraftarın yuhaladığı Ayhan şu anda Türkiye’nin en iyi yerlisi kabul edilen Selçuk’dan daha formda.
Ama Galatasaray taraftarı da bir enteresan oldu. Tribünden teknik adamlığa soyunuyorlar. Terim özellikle İstanbul’daki maçlarda Ayhan’ı kadroya almayıp taraftarın tepkisini dindirmek istiyor.
Şimdi koca Galatasaray Ayhan’a mı kaldı? Diye soranlar olabilir.
Açıkçası bu orta saha o kadar temposuz ve ruhsuz oynuyor ki Ayhan bile bunların içinde 10 numara kalır.
Maçın başında kalecisini kaybeden Galatasaray’ın en büyük kaybı bana göre Riera’nın çıkarılmak zorunda kalışı oldu. Belki Sercan’ı kenara almak daha uygun olabilirdi. Hele Sercan’ın sanki Galatasaray forması altında altın ayakkabı almış gibi lakayit biçimde bir gol pozisyonunda aşırtma denemesi yapması komediydi.
Bu Sercan bu haliyle Galatasaray takımında zor oynar. Baros’dan tek artısı defansa çok geldi ve yardımda bulundu. Terim Riera’nın defansig özelliği bulunmaması nedeniyle 10 kişi kalan takımda Sercan’ı sahada tuttu. Bu anlaşılabilir bir durum.
Ama koca maç süresince sahada tek ne yaptığını bilen İsveçli Elmander idi. Futbol adına ve gelecek adına Galatasaray takımının tek artısı olarak göründü.
Terim’in ikinci kaleci tercihini doğru bulmuyorum. Ufuk yıllardır söylüyorum Galatasaray’da top tutamaz ancak top toplayıcı olur. Gece hayatı, mankenlere olan düşkünlüğü ise berbat performansının üstüne tuz biber…
Bence biran önce Ufuk’tan kurtulmalı. Bu Ufuk’tan Galatasaray’a hayır yok. Gidip kendini geliştirebileceği bir takımda oynamalı.




































































