Yıllardır kedi fare oyununa dönen Galatasaray – Fenerbahçe maçlarında iyi oynayan, rakibi üzerinde baskı kuran, daha çok gol aradığı halde ama öyle ama böyle kalesinde gol görerek sahadan boynu bükük ayrılan Galatasaray dün iyi oyununu bu kez 3 golle süslemeyi başardı.
Bunun sonucu olarak da bileğinin hakkıyla, hiçbir şaibe ve şike söylentisinin gölgesinde oynanmayan derbide gülen taraf kedi oldu, kaybeden fare…
Teşbihte hata olmaz ama Galatasaray 3-0’ı bulana kadar adeta kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı ezeli rakibiyle.
Ancak ilk 10 dakikada inanılmaz biçimde kaçan 3 gol ve devre bitene kadar kaçan bir 3 gole rağmen 2-0’ı buldu sarı kırmızılılar.
Yıllardır daha soğukkanlı ve kurnaz olan Fenerbahçe’yi bu manada ünlü çizgi film kahramanı sevimli fare Jerry’e ve sahada daha iyi oynamasına rağmen kaybeden Galatasaray’ı da kedi Tomm’a benzetmek yanlış olmayacak sanırım.
Teşbihte hata olmaz demiş atalarımız.
Galatasaray şike ve şaibe söylentileri altında sahaya büyük hırsla çıkan ve alacağı galibiyeti de şike, teşvik ve çete kurma suçlarından Metris’te yatan başkanları Aziz Yıldırım’a hediye etmek isteyen Fenerbahçe’den çok daha hırslıydı.
Bunun nedeni de bugüne kadar sahada verdikleri mücadeleyi galibiyetle süsleyememenin verdiği daha büyük hırstı.
İşin doğrusu maçın başlamasıyla rakibine sahayı dar eden Galatasaray kaçan gollerin ardından yine taraftarlarını korkutmuştu.
Sarı kırmızılı taraftarlar kaçan gollerin ardından; “Yine atamayana atacaklar. Yine bir acı mağlubiyet gelecek, hakem yine eyyam yapacak” korkusu içine girdiler.
Ancak geçen yıl 1-0 öndeki Galatasaray’ın Milan Baros ile bulduğu nizami golü eyyamla iptal eden Fırat Aydınus üzerinde hiçbir baskı olmadan sahaya çıkarak kusursuz maç yönetti.
Bu da bize hakemlerimizin üzerinde baskı olmadığında daha rahat ve doğru kararlar verebildiklerini gösterdi.
Fatih Terim hem çıkardığı ilk 11 ile ve hem de yaptığı zamanında ve doğru değişikliklerle maça damgasını vurdu.
Alt yapısından Avrupa çapında oyuncu yetiştirmekle tanınan Galatasaray uzun bir aradan sonra Emre Çolak’ı kazandı.
Emre maça damga vuran isimlerdendi.
Ebue sakatlanana kadar sahanın en iyilerindendi. Defansın göbeğinde genç ve alt yapıdan gelen Semih’te Fatih Terim’in güvenini boşa çıkarmadı.
Ujfalusi zaten bir markaydı.
Orta alanda Selçuk ilk kez bu kadar iyi Melo ise ilk kez gerçek bir Pitbull idi.
Kazım’ın oyuna yeterli ağırlığını koyamamasına rağmen orta sahada Fenerbahçe’ye karşı büyük üstünlük kurdular.
Psikolojik olarak üstün taraf olmasına rağmen Fenerbahçe’de Aykut Alex ile tek santrafor oynama tercihi ile Galatasaray’dan ne kadar korktuğunu da gösterdi.
Dünyanın en güzel spor komplekslerinden Ali Sami Yen Türk Telekom Arena’nın çimlerinde sadece Galatasaray ve kenarda da sadece tek bir Teknik Direktör vardı.
Aykut bu maçta kırık not aldı. En etkili ismi Alex’i bile oynatacak formülü üretemedi.
Kaleci Volkan Demirel’in maçın ilk 10 dakikasından sonra yüzünden düşen bin parçaydı. Maçın skorunu tahmin eder bir ürkeklik içinde olmasına rağmen de farkı önleyen isim oldu.
Kısacası Galatasaray şeytanın bacağını bu kez tam manasıyla rakibine sahayı dar ederek kırdı.
Bunun yanı sıra Galatasaray Yönetimi ezeli rakibin ne şekilde ağırlanacağı konusunda da ülkeye örnek oldu. Fenerbahçe dört dörtlük misafirperverlikle karşılandı.
Volkan Demirel ve Emre Belezoğlu mill maçta ana avrat sövdüğü kale arkası tribününden neredeyse çiçek alacaktı ama alkışa küfürle karşılık verenlere çiçeğe ne tavır koyacağı da tartışmaya açık bir konu.
Kısacası Galatasaray 3 puanı kaçırdığının 5’de biri kadar atarak bileğinin hakkıyla kazandı.





































































Bütün dünya yıllardır nasıl maç aldıklarını anladı bu salaklar hala anlamamakta ısrar ediyor.:))..
Fenerbahceli bayan bana evlenme teklif etti:)