Lige verilen aranın başta Emre Çolak olmak üzere birçok futbolcu üzerinde olumlu etkileri olduğunu gördük. Kolay değil!... Saçma sapan bir play off sistemi nedeniyle takımlar haftada 2 maç oynuyorlar. Dinlenmek futbolcular için adeta bir nimet olmuş.
Genç Emre Çolak da tatilde aktif dinlenme yapmış. Çok diri ve ayakları yere sağlam basan dinamik oyun yapısıyla takımını sırtladı genç oyuncu.
Oyun ne zaman sıkışsa devreye girdi, sorumluluk aldı. Yani Emre artık oldu. Galatasaray’da Emreler bitmiyor. Hem de doğuştan Galatasaraylı Emreler!....
İstanbul Büyükşehir Belediyespor takımı ligimizin güçlü ve kollektif futbol oynayan ekibi. Bu takıma karşı oynamak hiç de kolay değil. Yeni transferlerş de çok kaliteli isimler.
Webo’nun kırmızı kartına kadar gerçekten sahada boş alan bırakmadılar ve ofansif anlayışla oyunun güzelleşmesine katkı yaptılar.
Kırmızı kartın ağır olduğunu düşünürken maçtan sonra genç Semih’in moraran ve şişen ayağını görünce ne kadar yerinde bir kart olduğunu da anlamış olduk.
Gerçekten illa kırmızı kart verilmesi için birinin ayağının kırılması gerekmiyor. Teşebbüs bile kırmızı karttır diyor kurallar. Webo kart gördüğü pozisyonda çift ayakla zıplayarak zaten yeterince tehlike yarattı. Bu tür futbol dışı hareketlere müsamaha göstermemek gerekir.
Nitekim Webo’ya da bu müsamaha gösterilmedi. Siyahi oyuncunun atılışı takımın gücünü çok etkiledi. Holman ile etkili olmaya çalıştıysa da deplasman takımının gardı da düştü.
Galatasaray’da Felipe Melo’nun eksikliği bariz biçimde görüldü. Defansın önünde müthiş enerjiyle rakip takım ataklarını savuşturan Melo’nun olmayışı İstanbul Büyükşehir Belediye forvetlerinin Galatasaray defansına daha fazla yüklenmesine sebep oldu.
Kazım’ın ve Elmander’in formsuzluğu ile Galatasaray maçın ilk çeyreğinde zorlandı.
Ancak görünen o ki rakip 10 kişi de kalsa 12 kişi de olsa Galatasaraylı oyuncular kazanmak için sahada varlarını yoklarını ortaya koyuyor.
Başarının sırrı da bence bu…
Sarı kırmızılılar adeta makine gibi çalışıyor, 90 dakika sahanın her yerinde pres yapıyor.
Kazanmaktan daha önemlisi de bu kazanma hırsı zaten…




































































