Sayın Ünal Aysal kim ne derse desin duruşu, yerinde açıklamaları, dürüst ve sözünün arkasında duran hizmet anlayışı ile sadece Galatasaray için değil Türk Futbolu için de büyük kazanç olmuştur.
Özellikle son 15 yılda iyiden iyiye kirlenen ve şaibe söylentilerinin bizzat kulüpleri yönetenlerin ismi ile ayyuka çıktığı Türk Futbolunda Sayın Aysal her yönetici için bir rol model olmalıdır.
Belki Sayın Aysal’ın yöneticilik anlayışı bir kitap haline bile getirilerek ülkemizdeki kulüplere dağıtılması gerekebilir.
Çünkü Sayın Aysal'ın dik duruşu, cesareti ve yanlışlara karşı verdiği zikzaksız mücadelesi hayranlık uyandıracak boyuttadır.
Aslında büyüklerimizin bizlere anlattığı eski İstanbul beyefendisi olarak bilinen kulüp yöneticilerine örnek bir isimdir Sayın Ünal Aysal…
Benim hatırlayabildiğim kadarıyla belki Beşiktaş’ın efsane (Onursal) Başkanı Sayın Süleyman Seba’dır Sayın Aysal…
Kaybolmaya yüz tutan gelenek ve göreneklerimizi yeniden hatırlatan bir Futbol elçisidir hatta…
Bizlere Türk Futbolu’nun içinde yeni Seba’lar olduğunu gösterecek kadar çok muhterem bir beyefendidir.
Hatta bu sıralar futbolumuzda yaşanan şike skandallarında TFF’nin çok daha fazla yanlış yaparak ulusal markamıza zarar vermesini engelleyen kişidir…
Taa 3 Temmuz’dan bu yana ne söylediyse arkasında duran, yaptığı açıklamalarda alınacak her kararın evrensel hukuk kuralları çerçevesinde olması gerekliliğine vurgu yaparak rakiplerini rencide etmekten kaçınan büyük bir beyefendi ve dürüst bir yöneticidir Sayın Aysal…
Şayet Türk Futbolu düştüğü pislik çukurundan en az hasarla çıkcaksa bu da Sayın Aysal’ın dik duruşu sayesinde olacaktır kuşkusuz.
Yangından mal kaçırır gibi tüm dünyanın gözü önünde cereyan eden çirkinlikleri halının altına süpürmek için kendisine ve kulübüne suçlamalarda bulunan Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav bile artık Sayın Aysal’ın haklılığını anlamış ve 6222 sayılı yasanın 58’inci maddesi ile ilgili kanun tanımaz açıklamalarına son vermiştir. Kulüpler Birliği Başkanı Yıldırım Demirören'de son toplantıda; " Helal olsun Sayın Aysal'a... Duruşlarını hiç bozmadılar ve geldiğimiz noktada haklılıklarını ispatladılar" demiştir.
İşin başından bu yana UEFA’nın Demokles kılıcı gibi Türk Futbolu’nun alacağı kararların takipçisi olduğunu bilen ve uluslar arası olmayan hiçbir kararın alınmaması gerektiğini söyleyen kişidir Sayın Aysal… Şark kurnazlıkları yapanların Türk Futbol gemisini batırabileceğini önemle her açıklamasında vurgulayan kişidir.
Önceleri suçlanan ama gelecekte de Türk Futbolu’nu kurtaran kişi olması da en muhtemel kişidir.
Çünkü yaptığı açıklamaların hiçbirinde ezeli rakibinin adını kullanmayan, sadece hukukun üstünlüğüne vurgu yapan ve gelinen noktada her dediği anlaşılmaya başlanan kişidir.
Türk Futbolu’nun Avrupa’da olmasının önemine dikkat çeken ve aksi durumda kendi misyonunun biteceğini söyleyerek, sadece yurt içinde yarışan bir Galatasaray’ın başında olmayacağını söyleyecek kadar büyük hedefleri olan bir yöneticidir.
Ünal Aysal Türk Futbolu’nda bir fenomendir, devrim yapacak güç ve karakterdedir.
Onun söylediklerinden mana çıkararak kin ve nefret tohumları ekmeye çalışanları bile gelinen noktada utandıran isimdir.
Bu nedenle Sayın Ünal Aysal, haklıdır, tarafsızdır, hizmet ettiği Türk Futbolu’nun emrinde, bilgili, görgülü ve geleceği çok önceden görme yetisi olan değerli bir düşünce adamıdır.
Ben TFF ve diğer kulüplerin ve hatta Fenerbahçe Kulübü’nün bile sonunda Ünal Aysal’ın en baştan söylediklerini yapma gayreti içinde bulunduklarını görüyorum.
Umarız Türk Futbolu içindeki pisliklerinden arınarak geleceğe daha güçlü ve şaibesiz biçimde koşar. Türk Futbolu’nun üzerindeki kirli emelleri olanların artık meydanda at koşturamayacağı bir ortam oluşur.
Daha da ötesi, umarız bundan sonra kulüpler birliği ve TFF Sayın Aysal'ın fikirlerine çok daha fazla saygı göstererek onun uluslararası tecrübesinden yararlanır.





































































Böyle salakça yazılar yazarak hem kendinle hem taraftarlarınla dalga geçilmesine sebep olma!
Anlıyoruz Aziz başkanın büyüklüğü altında eziliyorsunuz.Ama üzülerek belirtmeliyizki esas ezilmeniz 14 Şubattan sonra başlayacak:)))
Fenerbahçe sizler hariç bu ülke vatandaşlarının genelinin gözünde İstiklal savaşının ve Türklüğün sembolü olan tek takımdır.Fenerbahçeyi böylesine büyük yapanda zaten bu özelliğidir.İslam Çupi'nin "Fenerbahçe büyüklüğü başka bir büyüklükdür adı konamaz"
sözüyle anlatmak istediğide budur zaten.Bunun anlamını kavrayabilmekde ne mutluki bize mahsustur,zaten başkalarıda anlayamasın bize kalsın:)
Çok samimi söylüyorum eğer G.S'li olsaydım bu milliyetçilikle kesin kahrımdan ölürdüm,yada hemen takım değiştirirdim!
Ne mutlu Türküm ve Fenerbahçeliyim diyene...
5-)Babam çok milliyetçi bir insandır dolayısıyla çocukluğumda abimle beni yaklaşık 15 günde bir hafta sonları Harbiyedeki Askeri Müzeye götürür,gezdirir sonrada Mehter'i dinletirdi.Bu yüzden çocukluğumdan bu yana aşırı milliyetçi bir vatansever olarak yetiştim.
Dolayısıyla benim hiçbir başarı yokturki ülkeme yapılan hainliği affettirsin.G.S isterse her sene şampiyonlar ligi kupasını alsın benim gözümde bir hiçdir,Çünkü Atatürk'ün lanetini kazanmış ve o şerefsiz kumandana o anda kurşun sıkacak bir tek adam
çıkartamamış, aksine en iyi şekilde ağırlama çabası içinde olmuştur.
4-)F.B'nin işgal yıllarında 50 maç yaptığından bahsetmiş ve bunun hainlik olduğunu iddia etmişsin.Aynı süreçte "G.S 1919-1923 arası işgalcilerle 23 maç yapmış, 8 galibiyet, 9 beraberlik ve 6 yenilgi almış. G.S bu maçlarda 45 gol atarken
33 gol yemişti. Peki hani G.S'liler hep cephedeydiler bu maçları kim yaptı ruhlarımı???Saçmalamayı bırak o yıllardada aynı bugün olduğu gibi bizim altımızda kalmış ezilmiş bir başarı gösterememişsiniz işte!!!F.B hem daha başarılı hemde Anadoluya silah
kaçırmada ve asilikte başrolde olduğu için Harrington'un özel nefretini kazanmış dolayısıyla, o kupa adına yapılacak maçı Türkleri ve Türklerin sembolü F.B'yi rezil etmek adına özellikle yaptırmıştır.Sonuç malum!Başkaldırının sembolünü
görmek istiyorsan Stadın altındaki müzeye gitmen yeter.Orada bütün Türk halkının gururu olan koca kupayı doya doya görürsün!Belki görmüşsündürde:)
2-)Ben G.S lisesinden bu ülke için canını feda eden şehitlerimize saygısızlık etmiyorum aksine önlerinde saygıyla eğiliyorum ama komutan Franchet D’Esperey'in ziyareti sırasında o koca liseden kimsenin Antepte ilk kurşunu sıkan Ömer Hocaoğlu Mehmet Çavuş
kadar cesaret gösteremediğini aksine o komutanı şerefsizce çay partileri ve seminerlerle ağırlayarak övücü sözler söylediklerini ifade etmek istiyorum!!!Yalansa yalan de!
3-)Fenerbahçe ile link istemişsin hangisini vereceğimi şaşırdım sana kısaca google'a "İstiklal savaşında Fenerbahçe" yaz oku desem fazlasıyla kafi gelir zaten.Anadoluya silah kaçırmaktan,şehit olanlara kadar hepsini orada bulabilirsin.