4-4-2’nin önemli parçası olan Milan Baros’un yokluğu Galatasaray’da en az Afrika Kupası’na giden Ebue kadar sırıttı.
Ne Sabri, Ebue’nin yerini doldurabiliyor ne Sercan Milan Baros’un…
Taraflı tarafsız herkesin şampiyonluğun en büyük favorisi olarak gösterdiği Galatasaray 2 adam yokken kaleye tek şut çekemiyor.
Tamam Eskişehirspor zor bir deplasman, hava şartları da ona göre ama Allah için kaleye tek şut çekmeden 90 dakikayı tamamlayan Galatasaray’ı nasıl anlatırsınız?
1 haftada bu kadar düşüş olur mu?
Takımda istediğini yapabilen ve olası mağlubiyeti engelleyen Melo ve Ujfaluji idi.
Takım ne kadar kötü olursa olsun bu iki isim formanın hakkını veriyor.
Ama bu sezonun yıldızı Emre Çolak dahil sahada gezinen 8 oyuncu ile Galatasaray’ın bu maçta 3 puan alması ancak mucize olurdu.
Fatih Terim kazanmak için kenarda ne gerekiyorsa yapıyor. Sürekli oyuncu ve oyun anlayışında değişiklikler yapıyor. Yeri geliyor Kazım sağ bek oynuyor ama onun oynadığı sağ açıkta yeni gelen Yiğit hazır olmayınca hamle etkisiz kalıyor.
Benim dün Fatih Terim’in tek eleştirebileceğim hamlesi Engin’den erken vazgeçmesi ve Sercan’a güvenmesi olabilir.
“Top ileri gitmiyor, Sercan ne yapsın?” diyenleri duyar gibiyim.
Tamam ama bu durum Sercan’ın topun olduğu bölgeye gitmesi ve ekstra çaba göstermesine mani mi?
Elmander belki çok kötü günündeydi ama ileriye atılan her topa koştu. Belki hiçbir işe yaramadı koşuları ama topa girdi, sorumluluk aldı.
Sercan ise sanki, “Top bana gelmesin de hata yapmayayım” derdindeydi.
Bu Sercan ile bu gemi gitmez.
Sercan yanlış ve son çare transferidir.
Galatasaray’ın ara transferde tespit ettiği oyuncuları kadrosuna katması gerekiyor.
Bu kadro herşeye rağmen şampiyon olacak güçtedir ama saçma sapan Play Of sistemi ummadık başı yarabilir.
Eskişehirspor bu maçta daha çok topa sahip olan, daha çok pozisyona giren takımdı. Eskişehirspor kalecisi bence o kadar rahattı ki, sadece üşüdü. Paltosunu giyip kalenin arkasında otursaydı skor değişmezdi. Bence duş almadan evine gitmiştir.
Terlemeyen ve kirlenmeyen formasını da 3 gün sonra aynen giyer.
Ona tek şut çekmeyen Galatasaraylı oyuncular ise şapkasını önüne koymalı. Bu kadar uzun boylu bir kaleciye yerden atılacak şutların ne kadar tehlikeli olabileceği açıkken, şut çekmek yerine ender buldukları pozisyonlarda gereksiz çalım ve pas yapanların bu maçı defalarca izlemesi gerekir.





































































Türk Fransız savaşıdır bizler için.Onun içindirki "Fenerbahçe büyüklüğü başka bir büyüklükdür anlatılamaz".Rabbime her zaman 3 şey için dua ederim 1 Müslüman 2 Türk 3 Fenerbahçeli yarattığı için,bunlardan biri eksik olsa sac ayağının birinin devrilmesi gibi
yıkılır biterdim herhalde.Bizlerin böyle bir varoluşu varken sen Türkiyede mason locasının kurucusu olan bir camia ile övündüğünüzü söylüyorsun arada ne kadar büyük fark var görüyorsun değilmi???
Bu yazıyı anlamanı beklemiyorum ,anlayamazsınızda zaten ama sadece G.S ve maçları hakkında biz F.B'lilerin neler düşündüğünü özetle izah etmek istedim.Allaha emanet ol...
Arif Bey düşüncesini ve o düşünceyi bugün dahi yaşatan içinizdeki zavallı Fransız hayranlarını, İmralıdaki şerefsizi kısacası büyük Türk milletinin ve Atatürkümüzün günümüzdeki sahalardaki tek gerçek temsilcisi olarak bunların hepsinin üstesinden gelmenin keyfini
çıkartıyoruz.Onun içindirki bu keyif dünyada hiçbirşeyle ölçülemiyor.Büyük Türk milliyetçiliğini siz zaten anlayamazsınız ,çünkü sizlerde Salih Arif bey zihniyetinin bugünkü (üzülerekde olsa) temsilcilerisiniz maalesef.
kucak açan yağdanlık yapan gelen ağam giden paşam milliyetçiliği bizimkisi ise daha 1918 senesinde bizzat Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu tarafından tasdik edilmiş gerçek katıksız Türk milliyetçiliği.Siz lejyonerlerden bunu anlamınızı beklemiyoruz ve beklemeyizde zaten merak etme .
okumadığımı ifade edebilmek için söylüyorum.Ayrıca dünya sadece F.B yada G.S'nin etrafında dönmüyor bendende sana tavsiye madem tarihi bu kadar önemsiyorsun Hammer'ın Osmanlı tarihini oku emin ol orada ülkemiz adına çok daha faydalı bilgiler bulacaksın.
9-)Hala daha F.B'yi biz kurduk hayalleriyle yine kendi kurduğunuz dünyanızda kendinizi aldatıyorsunuz.Sizde gayet iyi biliyorsunuzki F.B gerçekte 1901 senesinde Black Stockings adıyla Kadıköy'de kurulmuştur.Bu konuda fazla yoruma gerek yok.
cevabını verebilirmisin bana acaba?Acaba o tarihlerde G.S lisesi diye bir yerin varlığından haberdarmı değildi,yoksa adresinimi bilmiyordu ne dersin :)
7-)Bana Tuğrul Yenidoğanın yazdıklarından bahsetmişsin .Yapma Allahaşkına onun nasıl sapıkça F.B düşmanı B.J.K sempatizanı olduğunu dünya alem biliyorken o adamın yazdıklarıyla bana gelmen ne derece doğru??