Galatasaray TT Arena'da ki ilk maçında Sivaspor'u 1-0 mağlup ederek 3 puanı cebine koydu. Fakat maalesef futbol adına çok bir şey de ortaya koyamadı. Galatasaray sadece çok iyi mücadele etti. Ama hücum zenginliği yine yoktu.
Hagi yine mecburiyetten Kazım'ı santrfor olarak oynattı. Kazım belki bu takımda santrfor oynayabilir ama tek santrfor olarak hiç etkili olamaz. Nitekim Stancu oyuna girdikten sonra Galatasaray'ın hücum etkinliği daha arttı. Stancu demişken söyleyelim; ilk maçı olmasına rağmen uyum sorununu çok çabuk atlatmışa benziyor. Önce aynı Baros gibi her pozisyonda top ile direk kaleye yöneliyor ve yine Baros gibi çok hızlı. Baros'tan bana göre bir artısı da daha çok pres yapması ve daha çok mücadele etmesi. Fakat Baros kadar son vuruşlarda etkili olup olmadığını ileri ki haftalarda göreceğiz. İlk izlenimler bence olumlu.
Ben dünkü maçta özellikle ilk yarıda Yekta'ya bayıldım. Yekta dün akşam sanki 40 yıllık Galatasaray'lı gibi oynadı. Pres yaptı,top çaldı, inanılmaz paslar attı. Yani bir futbolcu sahada ne yapması gerekiyorsa onu yaptı. Özellikle tüm kalbi ile oynaması yüzünden seyircilerden büyük alkış aldı.
Culio ise Galatasaray'a faydalı olacağı kesin. Fakat 'Galatasaray'ın aradığı oyuncu mu' bunu zaman gösterecek. Culio'nun çok koşması ve mücadele etmesi artı yönleri, ayağında çok top tutması ise eksisi. Galatasaray Culio'nun kaptırdığı toplar ile çok kontratak yer.
Hagi Galatasaray'da hücum zenginliğini takıma oturtmak zorunda. Galatasaray rakip takım ceza sahasına çok çabuk geliyor fakat ceza sahasına geldikten sonra bunu pozisyon zenginliğine maalesef dönüştüremiyor. Bu Galatasaray'ın en önemli eksisi. Dün akşamda bir pozisyon haricinde Galatasaray'ın girdiği net pozisyon yok.
Şimdi biraz da Arena'ya gelelim. TT Arena gerçekten muhteşem bir stat olmuş. Özellikle akustiği müthiş. 50.000 kişi hep bir ağızdan tezahurata başladığı zaman kulaklarınız uğulduyor. Özellikle derbi veya Avrupa maçlarında rakip takımların işi bu statta hiç de kolay değil. Tribünler saha'ya o kadar yakın ki, sanki maç seyirciler arasında oynanıyor. Tuvaletler temiz ve koku yok, koltuklar rahat. Stata gelişte de çok problem yaşamıyorsunuz. Sadece metro biraz sıkışık oluyor ama maça gelen kişilerinde bu kadarcık konforsuzluğa tahammülü olması gerektiğini düşünüyorum.
Fakat TT Arena'dan çıkış tam bir işkence haline dönüşüyor, çünkü stadın dağılımı tamamen metroya göre ayarlanmış ve inanlmaz bir organizasyonsuzluk hakim. 50.000 kişi hep birden çıkınca ve metro girişlerinde ki turnikeler her 2000 kişiden sonra otomatik olarak kapanınca, kapılar önünde çok büyük kuyruklar oluşuyor. Bu kuruklar o kadar fazla oluyor ki; metro ile gitmeyecek insanlarda kuyruklarda beklemek zorunda kalıyor. Geçen hafta ki açılışta metro kapısının yanından çıkış verdiler. Bu hafta ise o çıkışı kapatmalarına rağmen o çıkış kapısını açınca insanlar 60 derecelik meğilli ve yolu olmayan yere tırmanmak zorunda kaldı. Galatasaray'lı taraftarların Olimpiyat Stadı'ndan sonra 'herhalde bizim kaderimiz çile çekmek' söylemleri gülüşmelere neden oldu. Eve geldiğimde tüm üstüm başım çamur içindeydi. Tabii ki bu sorun Galatasaray'ın çözebileceği bir sorun değildir. Belediye acilen bu soruna el atması gerekir. Yoksa bu çileyi çekmek istemeyen taraftarlar maça gelmez ve olanda Galatasaray'a olur.
Sevgiyle kalın,
BU YAZIYI FACEBOOK'TA YORUMLAMAK İSTERSENİZ TIKLAYINIZ...




































































