Sayın Polat divan toplantısında diyor ki ' Basından taraftara, politikadan muhalefete kadar herkes beni eleştiriyor; fakat kimse benim suçumun ne olduğunu söylemiyor' Ben bir Galatasaray taraftarı olarak bir Galatasaray başkanından bu sözleri duyduğumda içim cız etti. Yani sayın Başkan daha hiçbir şeyin farkında değil. Evet sayın Başkanın iyi niyetine, sorumluluğuna, 24 saatini Galatasaray için harcamasına diyeceğimiz hiçbir şey yok. Fakat maalesef bir kişinin vaktini, zamanını, parasını ve hatta iyi niyetini vermesi; Galatasaray gibi bir camiayı yönetmeye yetmez. Şimdi ben sayın başkanın 'ben ne yaptım ki' sözünden esinlenerek hatalarını sıralayayım.
Göreve geldiğiniz de yaptığınız ilk icraat öne Kalli'yı sonrada Skibe gibi bir hocayı takımın başına getirilmesi idi.Hayatında üst düzey hiçbir başarısı olmayan bir hocadan; Galatasaray'ı bırakın Avrupa'da Türkiye'de bile başarılı yapması hayalcilikten öteye gidemezdi. Skibe'yi gönderip taraftara şirin görünmek için yine Türkiye'de hiçbir teknik direktörlük başarısı olmayan Bülent Korkmaz'ı getirmek; bir yanlışı başka bir yanlış ile düzeltmeye çalışmaktan başka bir şey değildi.
Arda gibi gencecik ve istikbal vaat eden bir futbolcuya; en büyük rakibinizin başkanının tuzağına düşerek kaptanlık verdiniz ve Arda'yı bitirdiniz.
Bülent Korkmaz gibi tecrübesiz bir teknik direktörün Lincoln'u yok etmesine de siz ve yönetim kurulunuz seyirci kaldı. Daha iller ki zamanlarda bir çok kere yapacağınız gibi 'lincoln disiplinsizdi' diyerek; 3 ay oynamasına rağmen sezon sonunda Galatasaray'da en fazla asist yapan bir futbolcunun yok olmasını sağladınız ve Galatasaray'ın paraları böylece havaya gitti.
Elano olayı ise Galatasaray yönetimi adına tam bir komedidir. Hem yönetim olarak harıl harıl alıcı bulmak için çalıştınız; hem bu işi gizli tutmayı beceremeyerek basında Elano'nun satılacağı haberlerine engel olamadınız. Sonuç: Elano yok pahasına gitti.
Yapmış olduğunuz en önemli icraat ' tabii ki burada Haldun Üstünel'in katkılarını unutmamak lazım' Rijkaard'dı. Basın ve taraftar etkisi yüzünden Rijkaard'ın arkasında da maalesef yeteri kadar duramadınız. Rijkaard gibi bir teknik direktörü getirmenize rağmen, Rijkaard'ın istemiş olduğu hiçbir futbolcuyu almadığınız gibi; sizin ve Adnan Sezgin'in istediği futbolcuları Rijkaard'a dayattınız.
Türkiye'ye gelmiş belki en iyi yabancılardan biri olan Keita'yı da disiplinsiz diye gönderdiniz. Şimdi soruyorum size: Acaba bir tek Keita kalmış olsaydı bile Galatasaray bu durumda olur muydu? Bir yabancı futbolcunun o ülkeye alışması; o futbol takımında ki bu işle ilgilenen kişilerin ve teknik direktörün sayesinde olur. İletişim özürlü bir Adnan Sezgin'in bu futbolculara Türkiye'ye alışması için katkı vermesi beklenemezdi herhalde
Rijkaard'ı gibi kariyerli bir hocanın yerine aldığınız Teknik Direktör; şu ana kadar Türkiye dahil hiçbir yerde başarılı olmamış Hagiydi. Aynı Bülent Korkmaz örneğinde yaptığınız gibi Hagi'yi de taraftardan çekindiğiniz için getirdiniz.
Bir Galatasaray başkanı isteyecekte Fatih Terim gelmeyecek. Olacak iş mi bu? Ama siz istediniz Fatih Terim gelmedi. Bu konudan bile bir şey öğrenmediniz:
Hagi'nin de aynı Bulent Korkmaz örneğinde olduğu gibi Misimowic'i yok etmesine saçma sapan disiplin mantığı içinde sessiz kaldınız. Sonuç: Yine Galatasaray'ın giden milyonlarca eurosuna oldu. Bir futbolcu formsuz olursa takıma alınmaz. Bunu kabul edebilirim. Ama bir futbolcunun kadro dışı kalması o futbolcunun çok önemli olaylara karışması gerekmektedir ki; Misimowic'de böyle bir durum söz konusu değildir.
Hagi'nin; 8 ay oynamamış bir kaleciyi Galatasaray'ın kalesine koymasına sessiz kaldınız ve şu soruyu hiç kendinize sormadınız? Hagi neden Romanya'dan futbolcu alıyor? Bunun cevabı ise çok basitti: Çünkü Hagi uzun süredir Teknik Direktörlük yapmadığı için sadece kendi ülkesinde oynayan futbolcuları tanıyor da ondan. Bu futbolcuları da Becali gibi şaibeli bir Manager'den alınması ise işin cabası.
Yönetimde birlik ve bütünlüğü sağlayamadınız. Önce Haldun Üstünel gibi bir Galatasaray'lıyı küstürdünüz sonra diğerlerini. Yönetim; sayenizde hep ikiye bölündü. Önce eski başkanlar ile kavga ettiniz sonra diğer yönetim kurulu arkadaşlarınızla. Şimdi ise gelinen sonuç ortada: Mehmet Helvacı ve diğer arkadaşları yönetim kurulunu işlemez hale getirdiler.
TT Arena stadının yapımı sırasında öyle bir tarz ortaya koydunuz ki; sanki TT arena Galatasaray'a hediye edildi. İşte buda Galatasaray taraftarlarını rahatsız etti ve bunun sonucunda da açılışta ki olayları yaşadınız ve yaşattınız. Hele açılışta Rahmetli Sayın Başkan Özhan Canaydın'ı ağzınıza almamanız gafların en büyüğü idi.
Son seçimde hayatında sadece 1 senelik Galatasaray yöneticiliği yapmış olan Adnan Öztürk'e bile neredeyse yeniliyordunuz. Bu küçük oy farkından bile bir şey öğrenmediniz. Galatasaray kongresi hiçbir zaman tecrübesiz bir başkan adayını veya başkanınını sadece parası var diye seçmez. Tüm bunlara rağmen Adnan Öztürk'ün bu kadar büyük oy alması size hiçbir şey öğretmemiş.
Anlaşmayı doğru yapmadığınız için Türk Telekom gibi bir sponsorunuzu suçladınız.
Bunlar sadece neler yaptığınız konusunda bazı maddelerdir. Bunları istesem 50 maddeye kadar bile çıkartabilirim.
Şimdi hala gerçekten Galatasaray başkanı olarak kalmak istiyor musunuz?
Sevgiyle kalın





































































Bence suc ne oyuncularda, ne de hocalarda. Skibe'yi cok begenmiyordum ve Linkoln'u verdigi tavizlerle canavarlastirip Bulent'in kucaginda birakip giden de uydu. Rijkaard biraz daha hirs verebilseydi takima, bizdeki realiteyi biraz daha kavrayabilseydi, yonetimsizlige rahmen biseyler olabilirdi ama esasinda hocalari suclamiyorum.
Gercek su ki, Lucescu gittiginden beri, yani Canaydin'dan beri bu takim cok kotu yonetildi ve cok gerilere goturuldu. Halihazirda bu gidisata dur diyecek birileri de yok. Bu yonetim gitmesine gidecek ama yerine kimin gelecegi esas mesele oluyor. Sorunun kaynagina inmek istersek yolumuz yonetimlere ve yonetimi sorgulamasi calistirmasi gereken divan kuruluna falan gider. Gerisi teferruattir...
Bugunden sonra hala fatih terimin lafini etmek gercekten bir ayiptir artik....
Hagi Zapatayi yeni diye kenarda tutup ufuk'u oynatirken neden aldi oynatmadi derken bir cogu, sonraki macta oynatinca da neden yonetim izin verdi demek ayiptir.
Yonetimin takima karismasini istemek basli basina bir ayiptir.
Hagi teknik direktorluk yapmadigi icin sadece kendi ulkesindeki fubolculari taniyor da getiriyor demek, cok komik ve sacmaliktir. Baska oyunculari taniyanlar sadece teknik direktorler degildir. Oyunculari da onlar getirmezler. Hatta tam tersi bostaki bir hoca zaman bollugundan cok daha iyi izleyebilir diger ligleri demek akla daha yatkin olanidir.
Aslinda tum bunlarin nedeni yonetim yoklugudur, yonetim boslugudur. Otoritenin olmadigi yerde oyuncular birlbirleriyle de hocayla da didisir, sakatlik diyerek sezon boyu yan gelir yatar, gecesi gunduzu olmaz, oyunculugundan cok kiz arkadasiyla gundem olur, vs.
Bakin Culio durumu ne guzel ozetlemis: "Burada beklediğim ortamı bulamadım. Profesyonellik yok. Herkes birileriyle yakın arkadaş. Lider yok. Bir itiraz oluyor herkes itiraz ediyor, diğerlerine siz itiraz etmeyin diyecek olan kişi yok. Hagi'nin de pek umursandığı yok. Herkes sanki Hagi sezon sonunda gidecek gibi davranıyor. Hagi benimle gelmeden önce yaptığı konuşmada bunlardan bahsetmemişti"
Bugun olan neyse, o gun olan da aynisi. Gruplasmalar var, lider yok, kaptan yok, sahada disiplin yok, hagiyi takan yok, herkes nasil olsa hagi gidecek diyor vs vs. Bu takimin basinda adam gibi bir yonetim olsa boyle bir tablo olabilir miydi ?
Linkoln, Misimovic konularinda hocalar suclu degil. Adam tatilden cani istedigi zaman donuyorsa, antremanlarda pasa gonlune gore ayricalikli takliyorsa, lig maclarinda yatiyor, avrupa maclarinda parliyorsa, oyunda alindiginda hareketler cekiyorsa, orada iki olasilik ortaya cikar, ya hoca ya da oyuncu gider...
Misimovici gordugum ilk macta adini koydum ve istikbali de ona paralel oldu. Yonetimin bu kadar spekulasyona rahmen hala adam gibi bir aciklama yapmamis olmasi, bildik acizliklerdendir. Ama kaybedilen bir mactan sonra gulmusse, sevinmisse, bu gonderilmesi icin yeter de artar bir sebeptir.
Bir oyuncu takiminin yenilmesine neden sevinir », sorusunu kendinize sorun bakalim nasil bir cevap vereceksiniz. Boyle bir oyuncuyu maca alsan ne tur bir faydasi olabilir, gonlu takiminin yenilmesinden yana olan bir adam takimi da satar, hocayi da satar, kendini de satar. Bu duruma siradan bir hata diyebilir miyiz ? Boylesini kadro disi birakmak icin ne yapmasi gerekiyor ?