Şike skandalı başladığında yurt dışındaydım. İnternet ten bu konuda bilgileri okuyunca gözlerime inanamadım. Koskoca Fenerbahçe Klübü başkanı Sayın Aziz Yıldırım , bazı yönetim kurulu üyeleri ile efsane futbolcu Cemil Turan, Eskişehirspordan Bülent Uygun ve Ümit Karan ile birlikte bir çok kişi tutuklanmış.
Sonra 2.Dalga denilen şike soruşturmasında Trabzonspor ve Beşiktaş gibi klüblerinin başkanlarının yanında birde şimdiye kadar çalışan en iyi TFF başkanı dediğimiz Mahmut Özgener şüpheli sıfatı adliyeye çağrılıyor. Bu şike furyası Türk futbol tarihinde bir milat olduğunu düşünüyorum. Sayın Aziz Yıldırım başta olmak üzere tutuklanan diğer Fenerbahçe yönetim kurulu üyeleri ile diğer tutukluların suçlu mu suçsuz mu olduklarına yargı karar verecek. Kimseyi burada yargısız infaz yapma gibi bir düşüncemiz yoktur, olamazda. Yüce Türk Adaletine güvenimiz tamdır.
Fakat son zamanlarda benim anlam veremediğim en önemli konu, basın da ve hatta Fenerbahçe yönetimi açıklamalarında inanılmaz bir gündem değiştirme ve olayı başka yönlere çekme çabasıdır. Basında ki başta Fenerbahçe yazarları olmak üzere hemen hemen herkes peşinen sayın Aziz Yıldırım'ın suçlu olduğunu fakat bunu kurumlara bağlamamak gerektiğini ima ediyorlar. Yani sanki Sayın Aziz Yıldırım suçlu ve en ağır şekilde cezasını çekmeli ama Fenerbahçe'yi bu bağlamamalı ve Fenerbahçe bu yüzden ceza almamalı. Sayın Mehmet Ali Aydınlar da geçenlerde bir televizyon kanalında, ' Ben kurumlar ile kişileri ayırt edilmesi taraftarıyım' diyor ve arkasından ekliyor ' ama yasa bu konuyu farklı yorumluyor' Sayın Aydınlar; sizin işiniz yorum yapmak değil, yasayı uygulamaktır.
Ben bir Galatasaray taraftarı olarak bir çok Galatasaray'lıların düşündüğü gibi; Fenerbahçe'nin küme düşürülmesini istemeyenlerdenim. Çünkü o güzel Fenerbahçe-Galatasaray arasında ki rekabeti yaşamak, şampiyonluklardan bile daha önemlidir. Bu rekabet Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarları haricinde ki kişilerin anlamayacağı bir duygudur.
Tabii ki bu işin bir yönü. Fakat diğer yönünde ise Türk futbolunun geleceği söz konusudur. Türk futbolu ya bu girdaptan alnının akı ile çıkacak ya da bu girdapta boğalacaktır. Türk futbolunun bu girdaptan çıkması Türk futbolunu yönetenlerin korkusuzca ve cesaret ile olayın üstüne gitmesi ile mümkün olabilecektir. Fakat kişiler ile kurumları ayrı tutma mantığı ne bir hukuka ne de etik değerlere sığar. Bu hukuksuzluktur. Böyle bir mantık olabilir mi ? Yani bir kurumu en yüksek makamda temsil eden bir kişi ve bazı yönetim kurulu üyelerinin yaptığı hukuk dışı olaylar ile kendi kurumlarına avantaj sağlayacaklar ve bu mahkemece suçlu bulunacak sonra da siz diyeceksiniz ki ' kişinin yaptığı iş kurumu bağlamaz' İşte bu düşünce Türk Futbolunu felakete götürür. Nasıl o zaman yarın öbür gün bu ahlaksızlarının önüne geçebileceksiniz.?
Ben şimdiye kadar acaba kim gerçekten bu konuda düşüncelerini korkusuzca ve cesaret ile söyleyecek diye bu güne kadar bekledim. Sonunda Cesur Yürek Sayın Aysal düşüncesini korkusuzca söyledi. Başta Fenerbahçe olmak üzere TFF, Gençlerbirliği ve Beşiktaş bu açıklamaya tepki gösterdi. Peki Niye? Sayın Aysal'ın açıklamalarında hangi kelime Fenerbahçe'yi suçlar ve yargısız infaz yapar nitelikteydi ? Sayın Aysal diyor ki ' Bu rüzgarı üfleyerek söndüremez siniz ve zamana yayamazsınız, ligleri erteleyin ve savcının iddianamesini, bu konu ile ilgili bilgi ve belgeleri aldıktan sonra bir karar verin ve temiz bir lig başlasın. Esasında Sayın Aysal burada ne Fenerbahçe'yi ne de TFF yi suçluyor; sadece Savcılığında elinde ki bu belgeleri bir an evvel hazırlayıp mahkemeye sunmasının gerekliliğinin altını çiziyor.
Diyorlar ki ' Biz Kulüpler birliğinde hem fikir olduk, şimdi niye Sayın Aysal böyle bir açıklama yapıyor' Doğru; fakat unutulan şu gerçek var ki, TFF başkanı da o zaman 'kurumlar ile kişileri ayırmak lazım' diye bir açıklama yapmamıştı. Esas Aysal'ın vermiş olduğu tepki işte bu açıklamayadır. Çünkü sayın Aydınlar bu açıklama ile niyetini çok net olarak ortaya koymuştur. Bu niyet ve bu korkular ile Türk futbolu bir adım ileriye gidemez. TFF; Sayın Aysal'ın açıklamasından sonra Galatasaray'ı tehdit ediyor. Sayın Mehmet Ali Aydınlar maalesef şimdiden sınıfta kalmıştır. Herkes Fenerbahçe'nin ceza almasından korkuyor. Basın traj kaybından, klüpler ve yayıncı kuruluş gelir kaybından ödleri kopuyor. Yani herkes kendini düşünüyor. Türk Futbolunun marka değeri falan söylemleri sadece savunma mekanizmasının nasıl işlediğinin göstergesidir. Italyan futbolunun marka değerine bir şey olmuyor da Türk futbolunun marka değeri mi yerlerde sürünecek.
Son sözümde Klüpler birliğine , İlhan Cavcav'a ve Fenerbahçe yönetiminin yaptığı açıklamalara. 1 hafta evvel teşekkür ettiğiniz Galatasaray'a ve Sayın Aysal'a neden şimdi bu kadar tepki gösteriyor sunuz? Acaba korkmadan düşüncelerini söylediği için mi? Sizler, bir özel maçta, Hiçbir puan katkısı olmayacak durumda Galatasaray'ın olarak ceza almasına seyirci kalmadınız mı? Televizyonlarınızda bu konuyu ayrıntılı olarak incelemediniz mi? Sizler daha 4 sene öncesine kadar Kulüpler Birliğini kabul etmiyoruz demediniz mi? Sizler ve tüm kulüpler Ankaraspor'un sadece rekabeti bozma gerekçesi ile küme düşmesine seyirci kalmadınız mı? Ya Sayın Cavcav'a ne demeli? Daha düne kadar 'Aziz Yıldırım Türk futbolunu felakete sürüklüyor' diyen Sayın Cavcav şimdi en büyük Aziz Yıldırım dostu kesilmesi son derece manidardır. Ya Melih Gökçek, Her fırsatta Ankaraspor'un küme düşmesinden sorumlu tuttuğu Aziz Yıldırım'ı ve Fenerbahçe'yi şimdi niye destekleme kararı aldı? Acaba bu konuda Gökçek ailesi samimi mi?
Şimdi tüm kamu oyuna soruyorum: Yukarıda ki kişiler mi samimi, yoksa Hukuki bir sürecin başlanması gerektiğini ve sadece kendi fikirlerini dürüstçe söyleyen Sayın Ünal Aysal mı samimidir?
Sevgiyle kalın




































































