Dün akşam ' oh sonunda şike haricinde de bir şeyler konuşalım ve yazalım ' diye Galatasaray-Liverpool maçına gittim. Tabii ki amacım Galatasaray'ın yeni transferlerini, bu transferlerin takıma
katkısını ve Galatasaray'ın oyun şablonunu çıplak gözle görmekti.
Fakat statta herkes Galatasaray'ın yeni transferleri yerine 3 büyük takımın küme düşme tehlikesini konuşuyordu. Edindiğim izlenim ise hiçbir Galatasaray taraftarının 3 büyüklerin küme düşme tehlikesinden hoşnut olmadığı idi. Hele Galatasaray'ın o ilk yarı muhteşem futbolundan sonra ' Fenerbahçe,Beşiktaş ve Trabzon'un olmadığı bir ligde olabilecek bir Galatasaray şampiyonluğu hiçbir Galatasaray taraftarını mutlu etmeyeceği kesin. Çok fanatik kesim bile bu şike operasyonuna çok sağ duyulu yaklaşıyor. Bazı taraftarlar ise ' artık bu zamandan sonra hiçbir idarecinin ve yöneticinin şerefli ikinciliklerden, şerefli üçüncülüklerden bahsederek, diğer şampiyon olan takımı töhmet altında bırakamayacak' diyerek olaya başka bir boyut kazandırıyorlar. Diğer bir kesim ise ' artık hiçbir idareci ve yönetici hakem sipariş edemeyecektir ' diyerek Türk futbolunun çok daha güvenli olarak yoluna devam edeceğini düşünmektedirler.Fakat yukarıda da belirttiğim gibi Galatasaray taraftarları Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'un düştüğü bu durumlardan hoşnut değil.
Gelelim maça: Bir takım düşünün; geçen sezon ligi son sıralarda bitirmiş, tüm oyuncuları öz güvenini yetirmiş ve yeni bir yönetimi ve teknik direktörü var. Böyle bir takımı şaha kaldırmak ve bu oyunculara öz güven aşılamak her baba yiğidin harcı değil. Galatasaray'ın bu seneki en büyük transferi tartışmasız Fatih Terimdir. Inter maçında biraz, liverpool maçında ise açık açık taraflı tarafsız herkes ' bu takıma Terim'in eli değdiği belli oluyor' diye görmektedir.
Tabii ki bunlar hazırlık maçları, tabii ki Teknik ekip oyuncuların maç performanslarını görmek için bu maçlar yapılıyor, tabii ki misafir takım bir şampiyonlar liginde ki gibi maça asılmıyor, bunların hepsi doğru,; fakat Liverpool gibi bir takıma 60-70 dakika top göstermemek, öyle önemsenmeyecek bir konu değildir. Hele Liverpool'lu oyuncuların; Galatasaray'ın presinden bunalmaları ve sinirlenerek kasti faul bile yapmaları gerçekten görülmeye değerdi.
Herhalde Fatih Terim'den sonra hangi transfer en doğrusu diye sorsanız, bunu söylemekte gerçekten zorlanırım. Selçuk İlhan deseniz; Melo'ya ayıp olur; Ufaluji deseniz Elmander'e ayıp olur.; Baras'un geri dönmesi deseniz Arda ve Sabri'ye ayıp olur.
Selçuk sanki bir orkestra şefi ve 150 kişilik orkestrayı yönetiyor. Hani transferlerden önce tüm teknik direktörler klasikleşmiş olarak derler ya; 'orta sahada oyunu iki yöne oynayabilen, mücadeleci, top kapan, araya top atan, şut çeken bir orta saha futbolcusu bizim takıma gerekli' diye. Bende birisi bana böyle söyleyince ' ara Google da belki böyle bir futbolcu bulursun' derdim. Selçuk ise gerçekten tam böyle bir futbolcu. Araya top atıyor, mücadele ediyor, sahada basmadık bir karış çim bırakmıyor, şut çekiyor, korner atıyor, adam geçiyor. Yani kısacası 5 ayrı futbolcu özelliklerinin hepsi Selçuk'ta var. Liverpool maçında o topa öyle bir can verdi ki; Liverpool'lu oyuncular nereye bakacağını şaşırdı.
Melo'nun aldığı ücret tartışılıp durdu. Melo böyle oynasın aldığı ücretin 10 katına Galatasaray'a katkı yapar. Ben hayatımda böyle sağlam yere basan bir futbolcu görmedim. Adamın formasından çekiyorlar, adam koşmaya devam ediyor; formayı çeken ise düşüyor. Bu sene Melo'nun karşısında oynayacak futbolcu olmak gerçekten istemezdim.
Terimin Ufaluji'yisağ bek'e kaydırması ve Sabri'yi orta sahada oynatması takıma inanılmaz bir direnç katmış. Sabri dün akşam öyle bir pres yaptı ki; Liverpool kalecisi 3-4 kere çareyi topu taça atmakla buldu. Baros ve Arda' da geri dönen isimlerdi.Elmander çok az bir süre saha da kalmasına rağmen; sergilediği mücadeleci futbol ve attığı o muhteşem gol ile göz doldurdu. Geçen senenin en çok kritik edilen futbolcuların başında gelen Hakan Balta bile; Fatih Terim ile kendini bulmuş.
Tabii ki Galatasaray'da aksayan yerlerde var. Kazım böyle giderse formasını Elmader'e verecek gibi görünüyor. Galatasaray'ın en sorunlu bölgesi kalesi. Maalesef Aykut ve Ufuk bu bölgede hiç güven vermiyor. Bu sorunu da Galatasaray Muslera transferi ile şimdilik çözmüş gibi görünüyor. Galatasaray'ın bir diğer önemli sorunu Gökhan Zan. Her ne kadar Gökhan defansta çok mücadele etse de, her ne kadar uzun boyu ile havi hakimiyeti olsa da, top kullanma becerisi maalesef sıfır. Hele Beşiktaş'tan beri gelen o çok basit pas hataları yok mu; gerçekten insanı çıldırtıyor. Galatasaray kalesinde Hiçbir tehlike yok iken yapmış olduğu çok basit iki pas hatası; Defansın 2 ye 4 kalmasına sebep oldu dün akşam. O yüzden'de Fatih Terim ve yönetim harıl harıl bir sağ bek arıyorlar. Çünkü eğer üst düzey bir sağ bek bulunursa; o zaman Terim Ufaluji'yi stopere çekecek.
Galatasaray yenilir veya yener fakat dünkü maç gösterdi ki; Galatasaray taraftarları bu sene çok keyifli bir Galatasaray seyredecekler.
Sevgiyle kalın





































































şike yaparak mı aldı o futbolcuların hepsi türk milli takımını nerelere getirdi bi araşdır ozamanlar türk milli takımının kacı galatasaraylı degil ni bak ozaman konuş utanmaz herif
kabullenin yaptınız şike aldınız kupaları neden ozaman avrupada sıfır puan alıp geldiniz orda şike yapamadınız demi........
Tam da GS'nin en bok sezonunu geçirdiği zamanda şike soruşturması başladı. Bu ülkeye şikeyi, teşviği, hakem ve hükümet kayırmasını hatta ve hatta kulüplerin vergi kaçırmasını da ilk olarak siz soktunuz....ama diplere oynadığınız bir zamanda şike soruşturmasının başlaması çok ilginç...Burda size fırsatcılık durumu doğuruyor...4 sene üst üste şampiyon olduğunuz zaman bir araştırılsa sadece haksız yere aldığınız penaltılar sizi götürür ama neyse