Türk futbolunun düştüğü vahim durumu gördükçe içim acıyor, kalbim sıkışıyor. Her gün ' Türk futbol ailesinin bir bireyiyim diyen ve ben şu kadar Türk futboluna hizmet ettim' diyen insanların, son zamanlarda ne kadar bir yozlaşma içine girdiklerini ve esasında bu kişilerin Türk futbolunun gelişmesine değilde sadece kendilerinin maddi ve manevi gelişmesine katkı yaptıklarını görmek insanı gerçekten utandırıyor.
Bir yandan daha 5 sene öncesine kadar kulüpler birliğini kabul etmeyen ve toplantılarına katılmayan ezeli rakibimiz ve ebedi dostumuz Fenerbahçe ile birlikte yine daha 5 sene öncesine kadar Fenerbahçe'yi PKK örgütüne benzeten ve Sayın Aziz Yıldırım'ı ' Türk Futbolunun cellatı' olarak nitelendiren İlhan Cavcav; diğer taraftan ise yapmış olduğu her yayında ' Türk futboluna vermiş oldukları desteği her fırsatta dile getiren ve Türk futbolunun marka değerini düşündükleri için almış olduğu emirle Erman Toroğlu'nun işine son veren yayıncı kuruluş ile birlikte tarafsız olması gerekirken yapmış olduğu her icraatta tutuğu takımın tarafı olarak kendini gösteren TFF başkanı Mehmet Ali Aydınlar ve onun yönetime aldığı kankaları.
TFF federasyonu artık işi gücü bıraktı Galatasaray ile uğraşmaya başladı. Peki bu kadar tepki verdiğiniz Galatasaray ne dedi ve ne yaptı? Sadece TFF'nun işin yapması için demokratik tepki hakkını kullandı. Galatasaray bazı takımların küme düşürülmesini mi istedi? Bazı takımlara ceza verilmesini mi istedi? Asla. Galatasaray sadece verilen kararsızlığa ve verilecek kararın ertelenmesine tepki koydu. Galatasaray TFF'nin vereceği her kararının arkasındayız dedi; kararsızlığın arkasındayız demedi. Yani sen TFF başkanı olarak çıkarsın ve dersin ki' elimizde olan belgeler ile Hiçbir takımımız şike ve teşvik pirimi konusunda suçlu bulunmamıştır. Bu bir karardır ve Galatasaray taraftarı ve yönetimi ile bu kararın arkasında olur. Ama sen eğer ' yüksek şike şüphesi var ama delil yok' dersen ve vereceğin kararı taktiksel olarak ileriye atıp 'gün ola harman ola' dersen, bunu hiçbir Galatasaray başkanı ve yönetimi kabul etmez.
Galatasaray yapmış olduğu açıklamada diyor ki' Eğer biz karar alamazsak başkaları bizim yerimize karar alır' ; 'Eğer biz kendi parmağımızı kesmez isek başkaları bizim kolumuzu keser' TFF federasyonu ve onun başkanı bu açıklamaları 'TFF'nu UEFA 'ya ve FİFA'ya şikayet etme olarak algılıyor. Galatasaray'ın bu açıklaması hemen hemen her felsefe kitabında vardır ve artık bunlar bir deyim haline gelmiştir. 'Sen kendi hayatını kontrol etmezsen başkaları senin hayatını kontrol eder' Fakat ne yazık ki TFF bu açıklamayı bile anlayacak ehilde değildir.
Söyle bakalım Sayın Cavcav: Bugün Galatasaray ve onun merhum başkanı Özhan Canaydın olmasa idi Kulüpler Birliği mi kalmıştı. Kulüpler Birliği dağılma noktasına gelmişken 'Gel Özhan Canaydın, bize bir ağabeylik yap ve hep beraber Kulüpler Birliği'ni bir birlik yapalım' diyen sen değil miydin.?
Şimdi de oturmuşun orada 'Galatasaray ve Trabzonspor'u Kulüpler Birliğinden ihraç edelim diyorsun.
Galatasaray yönetimi eğer Cavcav 'özür dilemezse' Kulüpler Birliğinden derhal ayrılmalıdırlar. Galatasaray ve Trabzonspor'un olmadığı Kulüpler Birliği bakalım nasıl birlik ve beraberliği sağlayacak.
Hiçbir zaman 'Etik değerler' gelire ve isim hakkına göre değerlendirilemez. Çünkü o zaman evrensel doğruyu bulamazsınız.
Birde son zamanlarda basında bazı kişilerin ' Af çıkartılsın' diye söylemlerini duyuyorum. Olacak iş mi bu? Yani diyorlar ki ' Ne yapıldıysa yapıldı, önemli değil; bir daha yapılırsa ceza verelim' Bunlar gerçekten Türk Futbolu'nun katilleridir.
Beşiktaş'ın en büyük taraftar gurubu Çarşı'yı kutlamak isterim. Herkese bir duruşun nasıl olması gerektiğini gösterdiler. 'Sevdamız Renklerimizedir; temizlenin öyle gelin' Bir kere daha teşekkürler Çarşı.
Sevgiyle kalın




































































