Sen hem Avrupa'nın en modern statlarından birini yaptım diye övüneceksin hem de bu stadı yaparken insanların geliş ve gidişini düşünmeyeceksin. Bu zaten Dünya'da ancak ülkemizde olur. Kanyon Alışveriş merkezi ile TT Arena arası herhalde 3 km ya vardır ya yoktur. 18,45'te Kanyon'dan yola çıktık, yaklaşık saat 19:00'da E6 girişine geldik, arabayı park edip Stat a girdiğimizde ise saatler 19:59 u gösteriyordu.
Hele maç çıkışı ise tam bir komedi. Maç yaklaşık 21:50 de bitti, biz saat 22:50 de daha arabalarımıza binememiştik. Böyle bir stat yaparken stata nasıl giriş çıkış imkanlarını planlayamazsın? Otoparka gidenler ile Metroya binenler aynı çıkış kapısını ve aynı döner kapıyı kullanarak aynı tünelden geçiyorlar Önce döner turnikeler 2000 kişide bir kapandığı için kapı önünde inanılmaz izdihamlar yaşanıyor. Tabii bu çile döner turnikeden geçtiğiniz zaman artarak devam ediyor; çünkü tünelden geçtikten sonra düz giderseniz Metro'ya gidiyorsunuz sağ tarafa giderseniz de merdivenlerden çıkıp arabanıza gidebiliyor sunuz. Fakat binlerce kişinin iki kişinin yan yana geçemeyeceği merdivenlerden çıkmasını bir düşünün! Kalabalığın dağılmasını bekleyen çocuklu taraftarlar o havasız metro tünelinde yerlerde oturuyorlar ve çocuklar ya annenin ya babanın kucağında uyuyorlar, engelli vatandaşlar ise ne yapacaklarını bilmeden kendilerine kalabalığın dağılmasını bekleyebilecekleri bir köşe arıyorlar. O kalabalık esnasında birisi fenalaşsa o kişiye yardım gelmesi veya o kişinin kalabalık içinden açık havaya çıkartılmasının mümkünü yok. İnsan sağlığı bu kadar ucuz mu?
O daracık ve bitmeyen merdivenlerden çıkıp otoparka geldiğinizde; binlerce arabanın egzos ve toz dumanı ile karşılaşıyorsunuz. Tabii ki Otopark işletmecisi İşpark. Yani belediyenin şirket değerinin milyarlarca dolar olarak belirlediği firması. Otoparka bir asfalt dökmekten bile acizler.
Birde Seyrantepe ve Seyrantepe civarında oturup evlerine yürüyerek giden taraftarların çilesi de başka. Onların her biri dağcılık sporu yapıyorlar, çünkü her seferinde yaklaşık 30 derecelik bir meyili başarı ile tırmanmak zorundalar. İnanın o yokuşları tırmanırken Nasuh Mahruki bile zorlanır.
Hani bu stat yapılırken stat 10-12 dakikada boşalacak deniliyordu ? 2 tane otoparka bağlantılı üst geçit yapmak çok mu zor? Ligler bittiğinden beri Stat a bir çivi bile çakılmamış.
Sedat Doğan diyor ki ' Biz Galatasaraylıların tüm gününü stat ta geçirmesini sağlayacağız' Buna acaba kendide inanıyor mu? Stat çevresinde daha Galatasaraylıların oturacağı , sohbet edeceği, çay kahve içeceği tek bir yer bile yok. GS Store bile bir kulübe, sanki Galatasaray ürünleri değilde Hamburger satıyorlar. GS ürünü almaya kalktığınızda minimum bir 15 dakika bekliyor sunuz.
Dün akşam statta 31.000 kişi vardı. 27.000 kombine satılmasına rağmen kombine koltuklarının büyük bir bölümü boştu. Yani kombine sahipleri bile maça gelmek için çaba sarf etmiyorlar. Bunu Galatasaray yönetimi çok iyi düşünmek zorunda. Ben bile işim gereği gitmek zorunda olmasam; o çileyi çekmemek için maçı evimde oturup seyrederim. Buradan tüm Galatasaray yönetimini uyarıyorum: Galatasaray şampiyonluğa oynadığı zaman ortalama 30-35 bin kişiye her şekilde oynar, ama işler bir ters gitmeye başladığında taraftar maça gelmez. Hele bu sene sonuna bu işler düzelmez ise bu sene sattığınız kombine miktarlarını bile mum ile ararsınız.
Evet yolların ve üst geçitlerin yapılması sizin işiniz değil. Ama sizler bu konuda TOKİ,Belediye ve Kara yolları ile çalışmak ve gerektiğinde baskı yapmak zorundasınız. Hiç kimsenin Galatasaray taraftarlarına bu kadar çile çektirmeye hakkı yoktur.
Güya maçı yorumlayacaktık ama geçen sene ve bu senenin birikimleri beni patlama noktasına getirdi. Sen kulübüne destek olmak için binlerce lira vererek Kombine al sonra da daha maça giderken maçtan çıkışının planlarını yap. Maç mı seyredeceğiz yoksa maçtan sonra eve nasıl döneceğiz diye mi düşüneceğiz? Anlamadım gitti.
Maça gelince; geçen yazımda da belirttiğim gibi Galatasaray her geçen gün daha iyi oluyor ve her şeyden önemlisi takım olma yolunda çok büyük mesafe katediyor. Özellikle bu sene transfer edilen tüm yabancıların takıma ve taraftarlara uyumu mükemmel. Melo'nun taraftarlar ile bütünleşmesi, Elmander'in takım arkadaşlarını yanlış pas atsa bile sürekli motive etmesi ve mücadelesi, Riera'nın oyuna konsantrasyonu; Ulfaluji'nin defansa inanılmaz verdiği güven ve 0 hata ile oynaması, Engin'in yeteneği ve mücadelesi, Kazım'ın oyunda kaldığı süre içinde takıma olağan üstü katkısı, Selçuk'un özellikle ikinci yarı verdiği muhteşem paslar ve oyunu her iki tarafa da yönlendirmesi, Hakan Balta'nın her geçen gün eski günlerine geri dönmesi; dün akşam Galatasaray'da öne çıkanlardı.
Tüm bunlara rağmen Galatasaray'da her şeyi toz pembe olarak görmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Galatasaray takımının daha zamana ihtiyacı var. Gerçek Galatasaray'ı 7-8 hafta sonra görebileceğimizi düşünüyorum. Zaten Fatih Terim'de ikinci yarıdan sonra gaza basacağının sinyallerini dünkü maçtan sonra yapmış olduğu basın toplantısında verdi zaten.
Galatasaray'ın defansta ve orta sahada çok iyi organize olduğunu düşünüyorum. Ama aynı beceriyi maalesef forvet hattında gösteremiyorlar. Galatasaray ileride çoğalamıyor. Özellikle takım kontratak yaparken bu zaaf görülüyor. Bazen Sabri,, bazen Kazım sağda; Reira ve Hakan Balta solda ne zaman hızlı hucum yapsalar ceza sahasında pas verecek adam bulamadılar. Çünkü ceza sahasında bir tek Elmander vardı. Elmander bence dün Galatasaray'ın en fazla koşan ve mücadele eden futbolcusuydu. Fakat sonunda onunda pres yapmaktan gol vuruşu yapacak gücü kalmadı.
Gerçi Fatih Hoca kendisini çift santrfor oynatmıyor diye eleştirenleri eleştiriyor ama ben hala çift santrforlu bir Galatasaray'ın ileride çok daha iyi mücadele edeceğini , çok daha iyi çoğalabileceğini ve çok daha fazla gol pozisyonlarına girebileceğini düşünüyorum.
Birde Gökhan Zan ve Sabri meselesi var Galatasaray'da. Sabri bal yapmayan arı misali, çok koşuyor, çok mücadele ediyor, çok pres yapıyor. Bunlara Hiçbir itirazım yok. Ama be kardeşim o kadar mücadeleden sonra kazandığın topları biraz iyi kullanmaya çalışsana. Galatasaray takımında oynayan üst düzey bir futbolcu orta yapacağı zaman nasıl o topu sadece 3-4 metre önünde duran rakip futbolcuya sürekli çarptırabilme kabiliyetini gösterebilir; bunu gerçekten benim beynim algılayamıyor. Gökhan Zan'a gelince. Dün akşam evet gol attı ve defansta hiçbir pozisyon hatası yapmadı. Bunu kabul ediyorum fakat birileri Gökhan'a kendisinin bir Puyol, bir Backenbauer veya bir Popescu olmadığını ve ona biraz Uflaruji'yi seyretmesi gerektiğini hatırlatması gerekir. Gökhan'ın her maçta bir değil 2-3 tane yapmış olduğu pas hatası var ki, rakibe direk % 100 gol pozisyonu veriyor.
Sonuç olarak diyebiliriz ki ' Galatasaray iyi yolda ve her geçen gün daha iyi olacak'
Sevgiyle kalın




































































