Türk futbolunu, Dünya ligleri arasına girdirmek için marka değerini yükseltmek için 1. Lig’den Süper Lig ismine terfi ettirenler, bugünleri görseler sanırım için için ağlarlardı. Net olarak söylemek istiyorum ki; Sırf birilerini temize çıkarma, gündemi değiştirme adına Türk futboluna balta ile saldıranları futbol tarihimiz mutlak suretle yargılamalı ve gerekli vicdani cezayı da vermeli..
Birileri, elini kolunu sallayarak şike teşvik içerisinde olacak ve zaten temizliği tartışılan futbolumuzu kirletme cüretinde bulunacak, buna “dur” demek için ortaya çıkan cesur yürek savcının iddialarını göz ardı eden TFF ve kurulları, “Dibe vurmadıkça çıkış gerçekleşmez” sözünü hiçe sayıp bir takım olayların üzerine korkusuzca gitmediği veya gidemediği için iyice yara alan futbolu kurtarıyorum derken iyice batırıyorlar!
Şike teşvik olayları ortaya çıktığı günden bu yana hiç sesi çıkmayan yegane kurum “yayıncı kuruluş” sonunda masaya yumruğunu vurdu. Türk futbolunun aldığı yarayı maddi yönden en iyi tespit edebilen kurum, “Benim zararım ne olacak?” diye ortaya çıktı ve TFF’yi, kimsenin hazır olmadığı bir kaosa doğru sürükledi..
Sırf ekonomik çıkar uğruna 3. dünya ülkelerinin bile denemekte şaşkınlığa düştüğü, telaşa kapıldığı Play-Off sistemi, alelacele Türk futboluna sokuldu. Sayın Aydınlar, kendisini savunuyor, kurumlarını savunuyor ama şöyle bir baksın etrafına ve emsallerine.. FIFA veya UEFA, hangi gün aldığı bir kararı derhal uygulamaya koymuş.. Müzakeresi bile yapılmayan, gerekli tartışma ortamları hazırlanmayan köklü bir değişiklik için “Ben yaptım oldu” mantığını gütmek ne kadar etik ne kadar ahlaki ?
Allah’tan bazı kulüp başkanları “Yahu bari bu sezon deneyelim. Olmazsa kaldıralım” diyerek bu köklü değişikliğin, Türk futbolunun dibine konan pimi çekilmiş bir bomba olmanın dışına itti.
Kimse kusura bakmasın! Daha fazla decoder satmak adına TFF’ye çok güzel bir blöf çeken yayıncı kuruluş, emeline ulaşıyor. Zerre kadar ne getirip ne götüreceği bilinmeyen, yararından çok zararı olacak bu uygulamanın, kulüpleri ileriye değil geriye götüreceğini, zaten gösterilmeyen emeğe saygısızlığın resmileştiği manasını çıkarıyorum. 3 kuruş kazanmak adına 5 kuruş zarara girecek olan kişilerin gözünün içine baka baka “Türk futbolunu kurtarmak için bu şart” diyen zihniyeti de mübarek Ramazan günü kınıyorum.
Koskaca bir kulübün başkanı çıpı "Kulüpler adına sesleniyorum.. Decoder alın" diyebiliyor.. Vay benim Türk futbolum vaaay... Eskiden "forma alın.. Bilet alın" denirdi.. Şimdi "Decoder alın" denir oldu...
Gülelim mi.. Ağlayalım mı ?
Yapılması gerekeni yapamayan, topu taca atan TFF Başkanı sayın Aydınlar ve ekibi, kendilerini feda etmek pahasına Türk futbolunda çok güzel bir gündem değiştirme yaptı ve decoder satıcısının ekmeğine yağı sürdü.
Varın Türk futbolunun hayrını görün !!




































































