Türk Telekom Arena'da ulusumuz için çok ciddi bir futbol sınavından resmen çaktık ! Almanya karşısında hiç olmazsa yenilmeden maçı tamamlamayı arzu ederken, sergilenen futbolu gördükçe bırakın puan almayı, fark yememek için dua ettik.
A Milli futbol takımımız, her pozisyonda kolayı zora sokmak için canını dişine takarken Dünya devi Almanya ise, zor pozisyonları öylesine kolaya çevirdi ki, sanki antrenman maçı yapar gibiydi. Jerome Boateng, sahada adım atmadık yer bırakmazken, Milli takımımıza nefes dahi aldırmıyordu. Öylesine koordineli bir futbol ortaya koyan Almanya, gruptaki en farklı ve en rahat maçlarından birini oynuyor gibiydi. Zaten gruptan çıkmayı garantileyen Löw ve futbolcuları, Türkiye'ye tatil edasında bile gelirken elini kolunu sallayarak 3 puanı alıp gitti.
Sırf protestolardan korumak adına Mesut Özil'i maç kadrosuna almayan Alman Löw, zaten oyuncuların yüksek performans ile oynamasına da pek müsade etmedi. Defans bloğunun en etkili ismi Boateng'i 2-0'dan sonra oyun dışına alarak Türkiye'nin ataklarına adeta vize verdi. Formsuz Podolski'yi uzun süre sahada tuttu. Almanlar, attıkları goller de bile öylesine önemli sevinç gösterilerinde bile bulunmadılar.
Almanlar, bu düşünceler içerisinde olmasına rağmen A Milli futbol takımımızın kontrolsüz güç içerisindeki atakları da sonuca gitmedi. İlk yarıda yakalanan 2 pozisyon ve ikinci yarıdaki gol pozisyonu dışında Almanların yüreklerini ağza getiren bir pozisyon olmadı.
Sayın Hiddink'in, milli takımın iyi bir oyun çıkardığı yönündeki söylemlerini de hayretler içerisinde izledim. Yahu ne yaptık ki ! Ne defansta ne ofansta hangi kombine atağı geliştirip rakibimizi hangi dakikalarda abluka altına aldık ? Böyle oynarsak kazanırız mantığını hangi yarıda söyleyebildik. Üç beş dakikalık saman alevi gibi parladığımız anları bir köşeye koyduğumuz da A Milli takımımızın maçı kazanamayacağı görüntüsü zaten vardı.. Bu hissiyatı, tribünlere ve ekran başındaki milyonlarca taraftara hissettiren de, futbolculardı..
Türkiye ile Almanya arasında, Basel'de oynanan maçta iki takımda kafa kafaya futbol oynamıştı. O gün de yenilmiştik ancak takımın bir futbol kimliği vardı. Bir arzusu bir direnci vardı. O günde Löw vardı, Lahm vardı, Hakan Balta, Sabri, Mehmet Aurelio vardı.. O günden bugüne geçen zamanda Almanların ne kadar yol katettiklerini bilmem ama, millilerimizin ileriye değil geriye gittiklerini açıkca gördük. Dün akşamki maçta Ay-Yıldızlı takım adına futbol kimliği ne idi, bilen gören bilen varsa beri gelsin.. Tarihin en farklı yenilgilerinden birini almadığımız için sevinmemiz gereken maçta, en belirgin özellik olarak iki takım arasındaki siklet farkını söyleyebiliriz. Almanya, bize iki beden büyük geldi..
Bundan sonra ne olur bilinmez ama ipler bizim elimizde değil. Azerbaycan karşısında alacağımız galibiyet de yeterli olmayabilir. Çünkü Almanya'nın Belçika karşısında alacağı sonuç da çok önemli. Dilerim ki, kötü futbol oynayıp yenilen A Milli takımımız, Salı günü en azından Play-Off oynama maçı hakkını elde eder.




































































