Ne güzel bir ülkede yaşıyoruz, değil mi?
Ağzı olan konuşuyor..
Hele hele futbol dünyası içerisinde isen.. Biraz da ayakların yere basıyor, yıldızın parlıyorsa değme keyfine..
Salla sallayabildiğin kadar !
Aynaya bakmadan, çevrene bakmadan umarsızca dilini uzat uzanabildiği kadar!
El insaf be kardeşim, insaf...
Türk futbolu, Emre'yi saha içerisindeki golleri ile, mücadelesi ile Ay Yıldızlı forma altındaki başarısı ile anmak ister. Emre'nin sinirine yenik düşüp, psikolojik sıkıntılar içerisinde önüne gelene laf söyleyen bir edada anılmasını istemez. Ama Emre, bulunduğu psikolojik eziklik içersinde kendisine hiç yakışmayacak cümleler kurup, aklına geleni eleştirip, sallar oldu !
Fenerbahçe bir maç oynuyor. Maçın daha başında Alex gibi bir futbolcunun kırmızı kart görmesinden 10 kişi kalıyor. Buna rağmen maçı kazanıyor. Bir Mehmet Topuz bir Caner Erkin, belki de son yılların en etkili futbolunu oynayıp taraflı tarafsız herkesin taktirini kazanıyor. Ama yine konuşulan konu Emre Belözoğlu oluyor.
Emre'nin saha içerisinde yaptıklarını dakika dakika anlatmaya gerek yok. Ancak bu oyuncunun hakemlere karşı saha içerisindeki yaklaşımını hepimiz gördük! Kaç kişi tavsip eder. Buyursun söylesin..
Peki ya maç sonrasındaki o açıklamalarına ne demeli !
Emre'ye seslenmek istiyorum.
Yahu kardeşim, sen kendini UEFA Başkanı felan mı sanıyorsun ? Nihayetinde Türk futbolu için önemli bir takımın önemli bir futbolcususun. Hepsi bu.. Kendini daha ileriye taşımanın mantığı var mı ?
Futbolun son demlerinde, kendine yeni bir pazar açmayı düşünüyorsan onu bilemem!
Ama futbolcu dediğin saha içerisindeki oyunu ile konuşur.
MHK Başkanı'nın, G.Saray-G.Antep maçının hakemi Abdullah Yılmaz ile ilgili söylemlerini eleştirmek sana mı kaldı ? Madem hakemlerin eleştirilmesini istemiyorsun, sen yapma kardeşim! Saha içerisinde hakemi dövecek gibi üzerine yürüyen de sensin! Çok seviyorsun hakemleri, o zaman hakemlik yap! Sahada yaşanan saha içerisinde kalıyorsa, sende sahadan çıkınca çeneni tutmasını bil..
Hakem eleştirmenlerini, köşe yazarlarını eleştirmek de neyin nesi.. Kolun kırılıp nerede kalacağına sen değil onlar karar versin! Gerçeklerin dile getiriliyor olmasından bu kadar gocunmamak gerekli. Hakem camiasını da bu kadar ayaklar altına almanın manası yok. Elbette hakem camiası, birbirine sahip çıkar. Lakin içerisinde varsa çürük elma, bunları temizlemek de onların işi.. Senin vazifen değil sevgili Emre !
UEFA kararlarını ve talimatlarını eleştirecek düzeyde olduğuna nasıl kanaat getiriyorsun ? Fenerbahçe çatısı altında olmaktan elbette bir takım kararlardan rahatsızlık duyman normal. Ancak karşı tarafı eleştirirken, bir de özeleştiri yapman gerekmez mi?
Elbette Türkiye Futbol Federasyonu ve birimleri varken, dış güçlerin futbolumuz üzerinde etki etmesini en az bende senin kadar içime sindiremiyorum. Göbeği kesmesi gereken insanların basiretsizliği neticesinde bu noktaya gelinmesi kaçınılmazdı..
Zaten daha bunlar iyi günlerimiz gibi görünüyor. 14 Kasım'dan itibaren neler olacak, kimlerin yüzü gülüp kimlerin canı yanacak, hep beraber göreceğiz.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen futbolcu, futbolculuğunu yapacak. Ahkam kesmeyecek. Futbolcu dediğin, idmanını yapar, sahaya çıkar, futbolunu oynar, golünü atar, kazanır veya kaybeder.. Sevinir veya üzülür.. nihayetinde profesyoneldir.. Sadece işini yapar ! Futbolcu dediğin, "her şeyi ben bilirim, herşeye herkese lafım var" havalarında olmaz!
Futbolcu, giydiği formanın hakkını verir. Ayaklarıyla.. Diliyle değil !




































































