Kayserispor, yine aynı senaryoyu bizlere hiç bıkmadan usanmadan izletmeye devam ediyor. Ne sergilenen futbol ne de alınan sonuç, kimseyi tatmin etmiyor. Edecek gibi de değil..
Eskiden Kayserispor, futbol oynar ama yenilince hakem faktörünün ön plana çıktığı olurdu. Şimdi bakıyorsunuz, buna bile mahal kalmıyor.
Dünkü maçın tamamını izleyen insanlar “Puanımız gitti” yorumu yapabilirler mi acaba? Ha elbette hakem Suat Arslanboğa’nın yardımcısının uyarısı ile verdiği ofsayt kararı tartışılır. Atılan her iki golde de ofsayt düşünceleri hakimdi.. Ancak maçın genelini ortaya koyduğumuz zaman Kayserispor’un puan alacak bir oyun sergilemediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yeni transfer Biseswar’ın Navarro’nun koruduğu kale çizgisinden çıkardığı top ve Antalyaspor ceza yayı üzerinden vurduğu bir şut dışında takıma katkısı olmadığını gördük. Maç sonrasında “Kayseri çok güzel. Kayserispor çok güzel..” cümleleri maçtan ziyade işin ekonomik bölümünü ortaya koyar gibiydi..
Hasan Ali Kaldırım’ın yayıncı kuruluşa yaptığı açıklama tam manası ile sıkıntıyı ortaya koyuyordu.
“Takım olmak zorundayız” diyor..
Öndeki futbolcuların hayal aleminde gezdiğini, geriye yardımcı olmadığını vurgulayan Hasan Ali “fark yiyebilirdik” cümlesini bile kuruyor. İşte burada sıkıntıyı çözümlemiş bir futbolcunun acı feryatları var..
Kayserispor, hem önde hem de geride gerekli paslaşmayı yapamıyor.. Forvet hattında gerekli gücü kuramıyor. Gökhan Ünal, eski günlerini mum bir kenara lüküs lamba ile aratıyor. Sefa Yılmaz, istenilen seviyede değil. Kayserispor'un önde top tutabilen, rakip takım defansına korku salabilen bir forvete ihtiyacı var. Bu forvet ne Gökhan Ünal ne de "kendine kulüp bul" denildikten sonra sahaya kurtarıcı olarak sürülen Emir Kujovic! Kayserispor, eğer maç kazanmak istiyorsa Amrabatsız günlere alışırken, iyi bir golcü almak zorunda.
Bir takımın kazanması için topa daha çok hakim olması ve ataklarını daha bilinçli halde gerçekleştirmesi gerekli. Ancak bunları çok nadiren yapan Kayserispor, biraz dişli bir takım karşısında gerçekten bocalıyor.
Antalyaspor’un 7-8 net pozisyonu vardı. Maçın ilk yarısı bile çok ama çok farklı olabilirdi. Sevgili Şota Arveladze, kendisine çok pas hatası yapıldığını ve topa hakim olunamadığını söyleyen basın mensubuna çıkışmak yerine, takımına bakmalı.
Golü yiyen bir takımın hocası, oyuna müdahale etmek için dakikalarca bekler mi yahu? Neredeyse maç bitmeye gelmiş Gürcü hoca, uyanıyor. Belki de birileri “Ne yapıyorsun” diyor. Şota oyuna müdahale ediyor. Ama hasta kurtarılamıyor.
Sizlere ömür!!




































































